Yedinci Papirüs / Wilbur Smith
Macera/ 17 Kasım 2017

Yedinci Papirüs Yedinci Papirüs’ten… Alacakaranlık çölden usulca yayılarak kum tepelerini mora boyarken kadifeden yapılmış kalın bir pelerin gibi bütün sesleri boğdu. Bu yüzden akşam artık sessiz ve sakindi. Karı koca kum tepesinde durmuş vadiye ve onun etrafını sarmış olan küçük köylere bakıyorlardı. Binalar beyaz, damları da dümdüzdü. Hurma ağaçlarıysa hepsinden yüksekti. Camiyle Koptik Hıristiyan Kilisesinin dışında. B...

Nehir Tanrısı / Wilbur Smith
Macera/ 17 Kasım 2017

Nehir Tanrısı Nehir Tanrısı’ndan… Dökme fırınından çıkan erimiş maden gibi parlak nehir ağır ağır akıyordu çölde. Gökyüzü sıcağın buğusuyla titreşiyor, güneş sanki bakırcı çekicinin darbeleriyle her şeyi dövüyordu. Nil nehrini çevreleyen alçak tepeler darbelerin etkisiyle sarsılıyor gibiydi. Teknemiz papirüs yataklarının yakınından geçerken, su taşıyan sakaların gergin ve uzun kollarındaki su kovalarının gacırtılarını duy...

Lanetliler Körfezi / Wilbur Smith
Macera/ 17 Kasım 2017

Lanetliler Körfezi Lanetliler Körfezi’nden… Flynn Patrick O’Flynn’ın mesleği fildişi hırsızlığıydı ve kendisi de büyük bir alçakgönüllülükle Afrika’nın doğu kıyısında bu konuda eline su dökecek başka bir insan olmadığını söyler dururdu. Raşid el Keb ise büyük bir mücevher ihracatçısıydı. Ayrıca Arabistan ve Hindistan’ın büyük sarayları ile haremlerine kadın ve fildişi de sağlardı. Ne var ki, bu mes...

Güneşkuşu / Wilbur Smith
Macera/ 17 Kasım 2017

Güneşkuşu Güneşkuşu’ndan… Işın demeti, karanlık projeksiyon odasında, sessizce perdeye yansıdığı an, sanki patlayıverdi ve ben, onu tanımadım, evet, çıkartamadım! Görüntü karmaşıktı, buğuluydu ve ilk bakışta benim için hiçbir anlam taşımıyordu, çünkü ben, küçük bir şey göreceğimi sanmıştım; ne bileyim, belki bir kafatası, bir çömlek, ya da ufak, altın bir süs eşyası, işte onun gibi bir şey… Herhalde şu perdeye yansı...

Elmas Avcıları / Wilbur Smith
Macera/ 17 Kasım 2017

Elmas Avcıları Elmas Avcıları’ndan… Uçağı Nairobi’den üç saat gecikmeli kalkmış ve yol boyunca ardarda yuvarladığı dört bardak viskiye karşın, yine de doğru dürüst uyuyamamıştı. Bu yüzden kıtalararası uçuş yapan Boeing, Heathrow havaalanına indiği zaman Johnny Lance’ın gözleri, sanki bir avuç kum atılmış gibi, yanıyordu. Gümrük ve Göçmenler bürosunda, her zamanki gibi sıkıcı ve onur kırıcı işlemler bitip de ul...

Deniz Kadar Aç / Wilbur Smith
Macera/ 17 Kasım 2017

Deniz Kadar Aç Deniz Kadar Aç’tan… Nicholas Berg projektörlerle aydınlatılmış rıhtımda taksiden inerek durup bir süre Büyücü‘ye baktı. Deniz yükseldiği için gemi taş iskelenin oldukça yukarısında kalıyordu. Bu yüzden tepesindeki kule gibi vinçler bile onu cüceleştirememişti. Kafasını bulutlandıran, kaslarının tutulmasına neden olan yorgunluğa karşın, yine de gemiye bakarken o eski gururu duydu adam. Büyücü yüksek burnu, u...

Avcının Kaderi / Wilbur Smith
Macera/ 16 Kasım 2017

Avcının Kaderi Avcının Kaderi’nden… 9 Ağustos 1906, Birleşik Krallık ve Britanya Dominyonları [Eskiden Britanya İmparatorluğunla ya da Commonwealth’e bağlı ülkeleri belirten terim.] Kralı ve Hindistan İmparatoru VII. Edward’ın tahta çıkışının dördüncü yıl dönümüydü. Tesadüfen, aynı zamanda majestelerinin sadık hizmetkârlarından Kraliyet Afrika Piyadeleri ya da daha popüler adıyla KAR Birliği’nin 1. Alay,...

Muson Yağmurları / Wilbur Smith
Macera/ 16 Kasım 2017

Muson Yağmurları Muson Yağmurları’ndan… Üç erkek çocuk küçük kilisenin gerisindeki dere yatağından yukarı doğru geldikleri için büyük evle ahırlardan görülemiyorlardı. Oğlanların büyüğü olan Tom her zamanki gibi önde, en küçük erkek kardeşi ise hemen arkasındaydı. Tom derenin köyün yukarsında ilk kıvrımını yaptığı yerde duraklayınca küçük kardeş yine tartışmaya başladı.”Niçin hep ben kedi olmak zorundayım. Niçin ben...

Yırtıcı Kuş / Wilbur Smith
Macera/ 16 Kasım 2017

Yırtıcı Kuş Yırtıcı Kuş’tan… Karanlık sulara çarparak dantel dantel köpüklerin belirmesine neden oldular. Çok geçmeden dalan kuşların ve oburca beslendikleri gümüş tirhosların çırpınışlarından suyun yüzü bembeyaz kesildi. Hal bakışlarını bu sahneden ayırarak belirmeye başlayan ufku taradı. Bir yelkenin pırıltısını gördüğü an kalbi tekledi sanki. Sadece bir fersah ötede dörtköşe seren yelkenleri olan yüksek bir gemi belirm...

Gazap / Wilbur Smith
Macera/ 16 Kasım 2017

Gazap Gazap’tan… Tara Courtney düğününden beri beyazlar giymemişti. En sevdiği renk yeşildi. Çünkü bu renk kestane rengi gür saçlarına çok yakışıyordu. Gelgelelim bugün giydiği beyaz elbise Tara’nın kendini yeniden bir gelin gibi hissetmesine neden oluyordu. Biraz ürkek, korkak, ama yine de mutlu ve derin bir sevgiyle bağlı bir gelin gibi. Tara’nın elbisesinin kol ağızlarıyla kapalı yakasına fildişi danteller geçirilmişti...

Alev Kıyıları / Wilbur Smith
Macera/ 16 Kasım 2017

Alev Kıyıları Alev Kıyıları’ndan… Michael o bilinçsiz top sesleriyle uyandı. Her sabah şafak sökmeden önceki karanlıkta uygulanan utanç verici bir törendi bu. İki tarafın dağlara yerleştirdiği top bataryaları, savaş tanrılarına kurbanlarını vahşice sunuyorlardı. Michael karanlıkta, altı battaniyenin ağırlığı altında yatmayı sürdürdü, çadırın aralığından atışların ışığını garip bir şafak gibi seyretti. Battaniyeler ölü ten...

Bir Serçe Düştü / Wilbur Smith
Macera/ 16 Kasım 2017

Bir Serçe Düştü Bir Serçe Düştü’den… Morarmış çürük rengindeki gökyüzü, Fransız mevzilerinin üzerinde alçalıyor, sonra ürkütücü bir gururla Alman hatları tarafına doğru devrile devrile kayıp gidiyordu. Tuğgeneral Sean Courtney Fransa’da dört kış geçirmiş olduğundan, tecrübelerine dayanarak artık buranın havasını da kendi yurdu Afrika’deki kadar doğru olarak tahmin edebilmeye başlamıştı. «Bu gece kar yağacak,» ...

Fırtına / Wilbur Smith
Macera/ 16 Kasım 2017

Fırtına Fırtına’dan… Sean yüksek sesle hayal kurar gibiydi. «İnsan öküz arabalarıyla bu kadar dolaşmaktan yoruluyor. Sonunda iki gece üst üste aynı yerde uyayabilmeyi özlüyor.» Mbejane bu sözü tamamladı. «Tarlalarda çalışan karılarının şarkılarını duymak, alacakaranlıkta oğullarının güttüğü sürülerinin çiftliğe dönmelerini seyretmek istiyor insan.» «İkimiz için de vakit geldi, dostum. Ladyburg’a, eve dönüyoruz.» Mbe...

Bencil / Wilbur Smith
Macera/ 15 Kasım 2017

Bencil Bencil’den… Sülün tepenin yanından havalanırken kanatları bir an otların ucuna değecek gibi oldu. Doruğa erişince kanatlarını indirerek gizlendi kuş. İki çocukla bir köpek vadiden beri onu izliyorlardı. Dili ağzının yanından sarkan köpek öndeydi. İkizler onun arkasında omuz omuza koşuyorlardı. Afrika güneşi gökyüzünde epey alçalmakla birlikte, boğucu sıcak hâlâ sürdüğünden, çocukların haki gömlekleri terden ıslanmı...

Bir Avuç Kum / Wilbur Smith
Macera/ 15 Kasım 2017

Bir Avuç Kum Bir Avuç Kum’dan… Jake Barton’a göre bütün makineler dişiydi; onlarda kadınlara özgü çekicilik, zekâ ve şirretlik vardı. Bu yüzden mango ağaçlarının altında duran araçları görür görmez, bunlar Demir Lady’ler, diye düşündü. Majesteleri hükümetinin satışa çıkardığı eski, hurda araç gereçlerden uzakta duruyordu onlar. Aylardan mayıstı ve sözüm ona serince sayılacak bir mevsimdeydiler, ama gökyüzünün ...