Gece Oturumları / Ken Macleod
Bilimkurgu / 15 Ocak 2018

Gece Oturumları Gece Oturumları’ndan… “Bilimkurgu,” dedi robot, “gerçeğe dönüştü!” John Richard Campbell rahatsız, yarım yamalak uykusundan uyandırılmasına klişe lafa kızdığı kadar kızarak homurdandı. Döndü, battaniyesini yüzünden çekti, kulaklığını düzeltti ve doğruldu. Koltuğunu dikey konuma getirirken pek az yolcunun kımıldandığı dikkatini çekti. Çoğunluk hâlâ uyuyordu ve uyumayanlar bomboş bakışlarla kulaklıklarında ç...

Guguk Kuşu / Ken Kesey
Yabancı Edebiyat / 14 Ocak 2018

Guguk Kuşu Guguk Kuşu’ndan… Orada, dışarıdalar. Beyaz giysili kara oğlanlar… holde o biçim işler çevirecekler… cinsel dümenler… sonra, ben onları yakalamadan işi yerleri paspaslamaya çevirecekler… Koğuştan çıktığımda paspas yapıyorlar. Üçü de her şeyden nefret ediyor; saatten, günden, çalıştıkları yerden, çevredeki insanlardan. Böylesi nefret doluyken en iyisi beni görmemeleri. Duvarın dibinden yür...

Zeplin / Karin Tidbeck
Bilimkurgu / 13 Ocak 2018

Zeplin Zeplin’den… Matbaacı asistanı Anna Goldberg bir buhar makinesine âşık oldu. Hamburg’ta hali vakti yerinde bir ailenin en küçük ve en çirkin kızıydı; babası ülkenin en büyük matbaalarından birinin sahibiydi. Anna zihinsel yeteneğini belli ettiğinden eğitim görmesine ve babasının sekreteri olarak çalışmasına izin verilmişti. Böylece en azından kendi masraflarını karşılayabiliyordu. Anna işinden memnundu ama bunun seb...

Ölümlüler Uyurken / Kurt Vonnegut
Bilimkurgu / 12 Ocak 2018

Ölümlüler Uyurken Ölümlüler Uyurken’den… George Castrow yılda sadece bir kez General Elektrikli Ev Aletleri Şirketi’nin ana fabrikasına gelir, yeni model GEEA buzdolabının kasası içine kendi cihazlarını monte ederdi. Her gelişinde de öneri kutusuna bir öneri atardı. Hep aynı öneriyi: “Gelecek yılki buzdolabı neden kadın şeklinde olmasın?” Kâğıtta bir de kadın şeklinde bir buzdolabı çizimi, sebzeliğin, tereyağı bölmesinin ...

Otomatik Piyano / Kurt Vonnegut
Bilimkurgu / 11 Ocak 2018

Otomatik Piyano Otomatik Piyano’dan… Bir vınıltı ve tıkırtı oldu ve kapı açıldı. “Atla,” dedi teybe alınmış bir ses kontrol panelinin altından. Marş bastı, motor çalıştı, boşa geçti, radyo çalmaya başladı. Paul usulca direksiyonun üstündeki bir düğmeye bastı. Bir motor mırıldandı, dişliler yavaşça homurdandı ve iki ön koltuk uykulu sevgililer gibi yan yana yattı. Bu Paul’a bir zamanlar bir hayvan hastane...

Mezbaha No 5 / Kurt Vonnegut
Bilimkurgu / 10 Ocak 2018

Mezbaha No 5 Mezbaha No 5’ten… Az çok gerçek bir hikâye bu. Ya da savaşla ilgili hiç bir şey şey gerçekten uzak değil. Kendisinin olmayan bir çaydanlığı aldığı için kurşuna dizilen birini tanıdım gerçekten Dresdende. Savaş sonunda kişisel düşmanlarını kiralık katillere öldürteceğini söyleyen bir başkasını da. Böyle sürüp gider bu. Bütün adları değiştirdim. 1967’de Guggenheim vakfının parasıyla (Tanrı Mangırlarını ko...

Kedi Beşiği / Kurt Vonnegut
Bilimkurgu / 9 Ocak 2018

Kedi Beşiği Kedi Beşiği’nden… Bokonon kişinin karass’ının sınırlarını keşfetmesine ve Yüce Tanrı’nın ona yaptırdıklarının özünün ne olduğunu araştırmasına dair hiçbir yerde herhangi bir uyarıda bulunmaz. Bokonon sadece bu tür arayışların eksik kalmaya mahkûm olduğu yönünde bir gözlemde bulunur. Bokonon’un Kitapları’nın kendi yaşam öyküsünü anlattığı bölümde Bokonon, keşfetmiş gibi, anlamış gibi yapmanın nasıl bir ahmaklık...

Post Mortem / Albert Caraco
Deneme / 8 Ocak 2018

Post Mortem Post Mortem’den… Sayın Anne öldü, bir süredir onu unutmuştum, belleğimde yeniden canlanmasını sonuna borçluyum. Tekrar unutulup gitmeden önce birkaç saatliğine bile olsa onu düşünelim. Onu seviyor muyum diye kendime sorduğumda Hayır cevabını vermek zorundayım. Beni iğdiş etmekle suçluyorum onu, pek de önemli bir şey değil bu, ama yine de… Bana kendi mizacını miras bırakması daha ciddi, çünkü alkalozu ve ...

Kaos’un Kutsal Kitabı / Albert Caraco
Felsefe / 7 Ocak 2018

Kaos’un Kutsal Kitabı Kaos’un Kutsal Kitabı’ndan… Ölüme doğru gidiyoruz, tıpkı okun hedefe doğru gitmesi gibi, asla ıskalamayacağımız da kesin, ölüm bizim tek kesinliğimiz. Tek gerçeğimiz, öleceğimizi daima biliyoruz, herhangi bir zamanda, herhangi bir yerde, biçiminin bir önemi yok. Çünkü ebedi yaşam bir anlamsızlıktır, ebediyet hayat değildir, ölüm özlem duyduğumuz istirahattir, hayat ve ölüm birbirine bağlı...

Ses Sese Karşı / Aldous Huxley
Yabancı Edebiyat / 6 Ocak 2018

Ses Sese Karşı Ses Sese Karşı’dan… “Gecikmeyeceksin, değil mi?” Marjorie Carling’in sesinde kaygı vardı, yalvarmayı andıran bir şeyler vardı. Gecikeceğini bildiği için üzülen, kendini suçlu bilen Walter, “Hayır, gecikmem,” dedi. Marjorie’nin sesi sinirine dokunuyordu. Marjorfu biraz yapmacık konuşurdu; kendi ne denli mutsuz olursa olsun, sesi gereğinden fazla kibardı. “Gece yarısından s...

Kalıcı Felsefe / Aldous Huxley
Felsefe / 5 Ocak 2018

Kalıcı Felsefe Kalıcı Felsefe’den… Bu alıntı yukarıda söylenilenlerle çelişkili gibi gözükse de bu gerçek bir çelişki değildir. İçteki Tanrı ve dıştaki Tanrı kavranabilecek ve kelimelere dökülebilecek iki soyut kavramdır. Bununla beraber, bu kavramların îma ettiği hakikatlar “ruhun en derin ve merkezî kısmından” başka bir yerde kavranamaz ve ifade edilemez. Bu içteki Tanrı için olduğu kadar dıştaki Tanrı için de geçerlidi...

Cesur Yeni Dünya / Aldous Huxley
Bilimkurgu / 4 Ocak 2018

Cesur Yeni Dünya Cesur Yeni Dünya’dan… Sadece otuzdört katlı yerden bitme gri bir bina. Ana girişin üzerinde şu sözcükler; LONDRA MERKEZ KULUÇKA VE ŞARTLANDIRMA MERKEZİ ve üzeri kaplanmış olan Dünya Devleti’nin sloganı, CEMAAT, ÖZDEŞLİK, İSTİKRAR. Zemin kattaki devasa oda kuzeye bakıyordu. Odanın kendisinin bütün tropik ısısına karşın pervazların ötesinde tüm yaz boyunca soğuk kalan ince sert bir ışık; pencerelerden...

Algı Kapıları / Aldous Huxley
Yabancı Edebiyat / 3 Ocak 2018

Algı Kapıları Algı Kapıları’ndan… 1886’da Alman farmakolog Ludwig Lewin adının sonradan verileceği kaktüsün ilk sistematik incelemesini yayınladı. Anhalonium lewinii bilim için yeniydi, ilkel dinler ve Güneybatı Amerika ve Meksika yerlileri için bu kaktüs hatırlayamadıkları zamanlardan beri arkadaşlarıydı. Aslında bir arkadaştan çok daha fazlasıydı. Yeni Dünya’ya ilk giden İspanyol gezginlerden birinin sözcükleriyle ‘Peyo...

Ada / Aldous Huxley
Yabancı Edebiyat / 2 Ocak 2018

Ada Ada’dan… «Dikkat,» diye bağırdı bir ses, sanki bir obua ansızın dile gelmişti. «Dikkat,» diye yineledi aynı yüksek, genzel, tekdüze ses. «Dikkat.» Ölü yaprakların üstünde bir ceset gibi yatan, saçları keçeleşmiş, yüzü kir pas içinde ve bereli, giysileri partal, çamurlu adam, Will Farnaby, irkilerek uyandı. Molly onu çağırıyordu. Kalkmalı. Giyinmeli. Daireye geç kalmamalı. «Sağol sevgilim,» diyerek doğruldu. Sağ dizine...

Ölüm Emri / James Dashner
Macera / 1 Ocak 2018

Ölüm Emri Ölüm Emri’nden… Teresa en yakın arkadaşına baktı ve onu unutmanın nasıl bir şey olacağını merak etti. Kıymık’ın Thomas’tan önce bir sürü çocuğa yerleştirildiğini görmüş olmasına rağmen bu imkânsız geliyordu. Küllü kahverengi saçlı, keskin ve her daim düşünceli bakan bu çocuk ona nasıl yabancı olabilirdi ki? Aynı odada olup da bir kokuyla ya da yakınlardaki bir sersemle ilgili nasü şakalaşmazlardı? Onun karşısınd...