Karanlığın Sol Eli / Ursula K. Le Guin
Bilimkurgu/ 20 Eylül 2020

Karanlığın Sol Eli Karanlığın Sol Eli’nden… Raporumu bir hikâye anlatırmış gibi vereceğim; çünkü ana-dünyamda küçük bir çocukken Gerçeğin hayal gücüyle ilgili bir mesele olduğunu öğrettiler bana. En kesin bir olgu bile anlatılış üslubu yüzünden yok olup gidebilir ya da parlayabilir: Tıpkı bir kadının üzerinde iyice parlaklaşıp da başka bir kadının üzerinde silikleşen, toza gömüle...

Kadınlar Rüyalar Ejderhalar / Ursula K. Le Guin
Bilimkurgu , Yabancı Edebiyat/ 19 Eylül 2020

Kadınlar Rüyalar Ejderhalar Kadınlar Rüyalar Ejderhalar’dan… Bu yılın ilk aylarında Andy Porter New York’tan telefon ederek Algol dergisi için yazmamı istediği yazıyı anlatmaya çalıştı. Hoş bir konuşmaydı ama cızırtılı bir bağlantı, benim tarafımda kurabiye ve ilgi isteyen bir şahsın çeşitli gürültülü müdahaleleri ve biraz yanlış anlama yüzünden işler karıştı. Andy “Okur...

Her Yerden Çok Uzakta / Ursula K. Le Guin
Bilimkurgu/ 18 Eylül 2020

Her Yerden Çok Uzakta Her Yerden Çok Uzakta’dan… Bana bir taş gerekiyordu. Tutunacak, ayakta duracak birşey. Katı, somut bir şey. Çünkü herşey yumuşamaya yüz tutuyor, pelteleşiyor, bir bataklığın içinde sislere gömülüyordu. Sis dört yandan çörekleniyordu. Nerede olduğumu bile bilmiyordum. Durum gerçekten kötüye gidiyordu. Bir süredir, galiba uzunca bir süredir böyleydi, ama her şeyin su yüzün...

Tutku Suçları / Berna Tuğhan
Türk Edebiyatı/ 17 Eylül 2020

Tutku Suçları Tutku Suçları’ndan… Çiğdem, altındaki adamın gücünün tükendiğinin farkına varmıştı. Birkaç dakika durup ona nefes aldırmak geldi aklına ama kendi açısından doruğa bu kadar yaklaştığında yapmamalıydı. Zaten sadece birkaç dakika kalmıştı. “Lütfen durma” diye düşündü uyluklarını sıkarken. Adamın penisinin seğirdiğini ve içine fışkıracağını hissediyordu. “Ak...

Güçler / Ursula K. Le Guin
Bilimkurgu/ 17 Eylül 2020

Güçler Güçler’den… “Bu konuda hiç konuşma,” diyor Sallo bana. “Ama ya olursa? Karı gördüğüm zamanki gibi hani?” “Zaten o yüzden konuşmamalısın.” Ablam bana sarılıyor, sınıftaki sıramızda bizi sağa sola sallıyor. O sıcaklık, o kucaklama, o sallanış aklımı biraz dağıtıyor; ben de Sallo’yla birlikte sallanıyor, ona hafifçe çarpıyorum. Ama gördüğüm...

Dünyaya Orman Denir / Ursula K. Le Guin
Bilimkurgu/ 16 Eylül 2020

Dünyaya Orman Denir Dünyaya Orman Denir’den… Yaşlı yaratıkçık sallanıyor, aşevinden kahvaltıyı getirmesi bir saat alıyordu. “Acele-et-çabuk!” diye bağırdı Davidson, Ben uğraşarak kemiksiz bedenin başıboş hareketlerini bir yürüyüşe çevirdi. Aşağı yukarı bir metre boyundaydı ve sırtındaki tüyler yeşilden çok beyazdı; yaşlıydı ve bir yaratıkçık için bile fazla kafasızdı,...

Nefret Dolu Bir Akşam / Berna Tuğhan
Türk Edebiyatı/ 15 Eylül 2020

Nefret Dolu Bir Akşam Nefret Dolu Bir Akşam’dan… Kapıdan içeri girdiğim andan itibaren bir gerginlik vardı zaten ortamda. Tek kelime edememiştim. Zaten o da etmemi ister gibi değildi. Yüzündeki ifadeden hiçbir çıkarım yapamıyordum. Sert adımlarla salonu geçip koridora yönelirken çantasını bir kenara fırlatmıştı. Yavru köpek edasıyla arkasından gidiyordum. Başından beri onun büyüleyici havasın...

Dünyanın Doğum Günü / Ursula K. Le Guin
Bilimkurgu/ 15 Eylül 2020

Dünyanın Doğum Günü Dünyanın Doğum Günü’nden… İmanın Müdafileri onları Orgoreyn’den kovduklarında, Kral Emran Hudut Savaşı’na girip Erhenrang’ı kaybettiğinde, hatta Seyyarlar kanun kaçağı ilan edilip Kerm’deki Estre’de gizlenmeye zorlandıklarında bile Ekumen beklemekten başka bir şey yapmamıştı. Handdara sabrıyla, iki yüz yıl beklemişlerdi. Tek bir şey yapmışlardı: Bir entrikay...

Bağışlanmanın Dört Yolu / Ursula K. Le Guin
Bilimkurgu/ 14 Eylül 2020

Bağışlanmanın Dört Yolu Bağışlanmanın Dört Yolu’ndan… O günlük gezintisi kadını Eyid’in amcasının dükkânına götürmüştü. Amcası köyün tatlıcısıydı. İki yıl önce buraya geldiğinde niyetli olduğu bütün o kutsal perhizden, yani tek kâse tatlandırılmamış tahıl ile saf sudan, anında vazgeçivermişti. Tahıl diyeti onu ishal etmişti; bataklık suyu da içilecek gibi değildi. Ala...

Karısını Şapka Sanan Adam / Oliver Sacks
Yabancı Edebiyat/ 13 Eylül 2020

Karısını Şapka Sanan Adam Karısını Şapka Sanan Adam’dan… Nörolojinin pek sevdiği bir kelime vardır, “özür”, bu kelime nörolojik işlevlerdeki bozuklukları veya yetersizlikleri ifade eder; konuşma kaybı, dili kullanma yeteneğinin kaybı, hafıza kaybı, görme kaybı, ellerin hareket koordinasyonunun kaybı, kimlik kaybı ve daha bir sürü yetersizlikler ve belirli işlevlerin veya becerilerin k...

Zaman Üzerine / Norbert Elias
İnceleme/ 12 Eylül 2020

Zaman Üzerine Zaman Üzerine’den… Descartes’tan Kant’a ve Kant sonrasına kadar uzanagelen oldukça yaygın bir hipoteze göre; insanlar doğuştan, olayları birbirleriyle ilintilemenin spesifik biçimleriyle donatılmışlardır ve bu biçimlerden biri de zamandır. Başka sözcüklerle; olayları zaman sekansları (sıralı parçalar) halinde sentezleme yetisi, insanın algılama faaliyetlerini her türlü deneyimden...

Ofiste / Berna Tuğhan
Türk Edebiyatı/ 11 Eylül 2020

Ofiste Ofiste’den… Ofiste, ilginç bir ero tik fantazi üzerine yoğunlaşan bir metin. Bir gece ofisteki fazla mesainin neler getirebileceğinin fantastik hikayesi. Hafiften Sado-mazohizm etkileri hissettiren kitap, ero tizmin doruklarda dolaşıyor. Fazla söze gerek kalmadan indirin ve okuyun deriz… “Buse sandalyesinin arkalığına yaslandı ve esnedi. Yorgunluk ve uykusuzluktan yanan gözlerini ovuşturdukta...

Uzak Tepeler / Kazuo Ishiguro
Yabancı Edebiyat/ 11 Eylül 2020

Uzak Tepeler Uzak Tepeler’den… Küçük kızıma sonunda verdiğimiz Niki adı bir kısaltma değil, babasıyla bizi buluşturan bir orta noktaydı. Ne tuhaftır ki ona bir Japon adı vermeyi isteyen kocamdı, bense belki de bencilce davranıp bana geçmişi anımsatmasını istemediğimden, bir İngiliz adı olmasında diretmiştim. Sonunda, Doğu’yla ilgili belli belirsiz bir çağrışımı da bulunduğundan, Niki’de ...

Beni Asla Bırakma / Kazuo Ishiguro
Yabancı Edebiyat/ 10 Eylül 2020

Beni Asla Bırakma Beni Asla Bırakma’dan… Ama tabii ki bugünlerde eskiden tanıdığım bağışçıların sayısı giderek azalıyor ve bu nedenle gerçekte çok fazla seçemiyorum. Dediğim gibi, bağışçınızla daha derin bir bağınız yoksa, iş çok zorlaşır. Bakıcı olmayı ileride özleyecek olsam bile, yıl sonunda bu işi bırakmam doğru olacak. Bu arada, Ruth benim seçtiğim üçüncü ya da dördüncü ...

Parfümün Dansı / Tom Robbins
Yabancı Edebiyat/ 9 Eylül 2020

Parfümün Dansı Parfümün Dansı’ndan… Priscilla, stüdyo denilen türde ufacık bir dairede oturuyordu. Bu tür yerlere “stüdyo” denmesinin nedeni, sanatın göz alıcı bir şey sayılması kadar, ressamların çalıştıkları yerde yatıp kalkmaktan hoşlanan insanlar olduğuna bizi inandırmakla ev sahiplerinin daha çok para kazanabileceği kanısından ötürüdür. Gerçek ressamlar hemen hiçbir zaman stüdy...

Ağaçkakan / Tom Robbins
Yabancı Edebiyat/ 8 Eylül 2020

Ağaçkakan Ağaçkakan’dan… Poker gizlilik ve blöf yapmayı gerektiren bir oyundu. “Yarabbim,” derdi, “elime iyi kâğıtlar gelince zil takıp oynuyormuş gibi ötüyorum.” Kral, Howard Cosell’i idam sehpasına gönderebilme gücüne sahip olduğu eski güzel günlerin özlemiyle televizyonda spor programları izleyerek geçirirdi zamanım. Bir zamanlar yedi düvelin güzeli olan kansı, yani kraliçe, az hareke...

Ten / Ted Dekker
Gerilim/ 7 Eylül 2020

Ten Ten’den… Tarikat’ın içinde dokunmak, sarılmak, öpüşmek gibi her türlü fiziksel temas serbestti. Ama yabacılarla temas kesinlikle yasaktı. Kardeşliğin seçtiği yol buydu. Wendy Oklahoma’da bir çukura düştüğünde yedi yaşındaydı ve ayağını kırmıştı. Bir çiftçi onun ağlayışını duymuş ve onu oradan çıkararak diğerlerinin yanına götürmüştü. Baba Bronson kırılan kemiği ye...

Paranoya / Tami Hoag
Gerilim/ 6 Eylül 2020

Paranoya Paranoya’dan… Kendisiyse ne zaman göreve başladığını hatırlamıyordu. Sanki kendini bildiğinden beri cinayet masasındaymış gibi geliyordu. Kırk üç yıllık yaşamı boyunca buradaymış gibi. Ya da en azından yirmi üç yıllık kariyerinin tamamını cinayet masasında geçirmişti sanki. Daha yedi yılı vardı. Otuzu tamamladıktan sonra da emekliliğe hak kazanacaktı. Sonra belki en fazla on yıl...

Ölümden Daha Derin / Tami Hoag
Gerilim/ 5 Eylül 2020

Ölümden Daha Derin Ölümden Daha Derin’den… Roache aşırı büyük gözlüklerinin arkasından en aptal bakışlarıyla, “Şey, hayır,” diyebildi. Bayan Navarre bir kaşını kaldırdı. Zaten bu kaşıyla çok şey söyleyebilirdi. Tatlı, nazik biriydi kabul ama kolay kolay kafaya alınabilen tiplerden de olmadığı açıktı. Cody Roache zorlukla yutkunup, bir kez daha denedi. “Şey… Hayır, ...

Koleksiyoncu / John Fowles
Yabancı Edebiyat/ 4 Eylül 2020

Koleksiyoncu Koleksiyoncu’dan… Nedendir bilmem, daha ilk görüşte onun eşsiz olduğunu anlamıştım. Tabii ki deli değilim, bunun düşten öte olmadığını biliyordum ve o para olmasaydı bir düş olarak kalacaktı. Sık sık ona ilişkin hayallere dalıyordum; onunla tanıştığımı, hayran olacağı şeyler yaptığımı, evlendiğimizi ve işte her şeyi düşündüğüm hikâyeler. Daha sonra açıklayacağım...