Kargaların Ziyafeti / George R.R. Martin

7 Eylül 2017

Kargaların ZiyafetiKargaların Ziyafeti

Kargaların Ziyafeti’nden…

“Ejderhalar,” dedi Mollander. Yerden aldığı kurumuş elmayı bir elinden diğerine attı.

“Elmayı fırlat,” dedi Sfenks Alleras. Sadağından çıkardığı oku yay kirişine taktı.

“Bir ejderha görmek isterdim.” En gençleri Roone’du; erkeklik çağına daha iki yıl olan tıknaz bir çocuk. “Bunu çok isterdim.”

Ben de Rosey’nin kollarında uyumak isterdim, diye düşündü Pate. Oturduğu sırada huzursuzca kıpırdandı. Kız sabaha onun olabilirdi pekâlâ. Onu Eski Şehir’den uzaklara götüreceğim, Dar Deniz’in karşısına, Özgür Şehirler’den birine.Oralarda üstatlar yoktu, onu suçlayacak kimse yoktu.

Pate, Emma’nın yukarıdaki pencereden gelen kahkahasını duyabiliyordu; kadının sesi, eğlendirdiği adamın pes sesine karışıyordu. Emma, Telek ve Maşrapa’daki hizmetçilerin en yaşlısıydı, en az kırk yaşında olmalıydı ama etli butlu haliyle hâlâ güzeldi. Rosey onun kızıydı, on beş yaşındaydı ve yeni çiçek açmıştı. Emma, Rosey’nin bekâretinin bir altın ejderhaya mal olacağını duyurmuştu. Pate, dokuz gümüş geyik ve bir kavanoz dolusu bakır yıldızla metelik biriktirmişti ama bu pek işine yaramayacaktı. Bir yumurtadan gerçek bir ejderha çıkarma şansı, sikke biriktirerek altın bir ejderha yapma şansından fazlaydı.

Rahip Kalfası Armen, “Ejderhalar için geç doğmuşsun delikanlı,” dedi Roone’a. Armen’in boynunda deri bir sırım vardı, sırımın üstüne kalay, teneke, kurşun ve bakır halkalar dizilmişti. Kalfaların çoğu gibi Armen de, çırakların omuzlarının arasında kafa yerine turp büyüdüğüne inanıyordu. “Son ejderha, Kral Üçüncü Aegon’ın saltanatı sırasında zail oldu.”

Batıdiyar’daki son ejderha,” diye ısrar etti Mollander.

“Elmayı fırlat,” dedi Alleras tekrar. Sfenks alımlı bir delikanlıydı. Bütün hizmetçi kızlar ona ziyadesiyle düşkündü. Rosey bile, şarap servisi yaparken ara sıra delikanlının koluna dokunuyordu ve Pate dişlerini sıkıp bunu görmemiş gibi yapmak zorunda kalıyordu.

“Batıdiyar’daki son ejderha, son ejderhaydı,” dedi Armen inatla. “Bu gayet iyi bilinir.”

“Elma,” dedi Alleras. “Niyetin onu yemek değilse.”

“İşte.” Mollander, içe doğru bükülmüş sakat ayağını sürüyerek hafifçe zıpladı, döndü ve kolunu omuz hizasından savurarak elmayı Ballı Şarap’ın üzerinde biriken sislerin içine fırlattı. Eğer ayağı sorunlu olmasaydı…

 

indir

Bir yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir