Yumuşak Makine / William S.Burroughs

28 Eylül 2017

Yumuşak MakineYumuşak Makine

Yumuşak Makine’den…

Gemiciyle deliğe takılıyorduk ve fena yapmıyorduk. Ortalama bir gecede on beş sent öğleden sonraları kurtarıyor ve özgürler diyarından yollandığımız sabaha karşıları kısaltıyor. Ama bende damar kalmamıştı. Bir fincan kahve daha almak için tezgaha gittim… Joe’nun Lokantası’nda, fincanın altında bir peçeteyle kahve içmek ki kafeteryalarda ve lokantalarda çok oturmuş birinin göstergesi diye bilinir bu… Bir adamı bekleyerek… “Ne yapabiliriz?” dedi Nick birinde bana fena halde keş fısıltısıyla. “Bekleyeceğimizi biliyorlar…” Evet, bekleyeceğimizi biliyorlar…

Tezgahta oturan bir oğlan var zayıf suratlı bir çocuk gözleri sırf gözbebeği. Görüyorum o bir keş ve canksız[1] kalmış. Belki de zaman zaman bir ot kaptığım bilardo salonundan tanıdık bir surat. Metroların gri katmanlarında evsizleri bulunduran gece kafeteryalarından. Gözleri bir soruyla pırpırlandı. Benim masaya çağırdım başımla. Kahvesini kapıp geldi ve karşıma çöktü.

Long Island’da yaşıyor o Doktor… hafiften uyku derdindedir duraklarda uyanır. Değiştir. Başla. Her şey kesin ve net. TV antenleri göğü emiyor. Saat zamanın akşamüzeri dörtten sonra koşturduğu gibi koşuyor.

“Herif üç saat geç kaldı. Arpan var mı?”

“Üç sent var bende.”

“En az beş senttir. Herifin istediği şu kağıtlar.” Yüzüne baktım. Yakışıklı. “Çocuğa de ki tam sana göre bir moruk teyze doktor buldum Uzman gibi… Telefon et. Benim sesimi çakozlasın istemiyorum.”

Bu zaman zarfında Lexington’dan tanıdığım bir İtalyan torbacı terziyle karşılaşıyorum ve bana süper bir fiyat çekiyor eroinde… Hiç olmazsa ilk baştan iyiydi ama gittikçe kıtlaştı da kıtlaştı… “Kıt Kont Tony” diyoruz ona…

Canksız kalıp Doğu St. Louis’nin bulantılı şafağında kendini banyo küvetinin üzerine attı karnını soğuk porselene bastırarak. Ben gülerek vücudumu onun üstüne serdim. Şortu rektum sümüğü ve fenollü sabun içinde eridi. yaz şafağı boş bir arsanın kokusunu getiriyor.

“Burada bekleyeceğim… Herif beni çakozlasın istemiyorum…”

Beş kez yaptık o gün duş altında yumurta bedenin sabun köpükleri yarık attırık fışkırtılarıyla yarılan sismik titremeler…

Sokağa çıktım, her şey kesin ve net yağmur sonrası gibi.

indir

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir