Y├╝z├╝nc├╝ Ad / Amin Maalouf
Yabanc─▒ Edebiyat / 31 Ekim 2017

Y├╝z├╝nc├╝ Ad Y├╝z├╝nc├╝ Ad’dan… CanavarÔÇ▓─▒n y─▒l─▒na girmemize daha d├Ârt uzun ay var, oysa gelmi┼č dayanm─▒┼č bile kap─▒ya. G├Âlgesi, y├╝reklerimizi ve evlerimizin pencerelerini ├Ârt├╝yor. ├çevremdeki insanlar ba┼čka ┼čeyden s├Âz edemez oldular. Yakla┼čan y─▒l, ├Ân belirtiler, kehanetler… Gelsin! diyorum kimi zaman kendi kendime; bo┼čalts─▒n art─▒k mucize ve felaketlerle dolu heybesini! Sonra cay─▒yorum bu d├╝┼č├╝nceden; t├╝m o g├╝zel y─▒llara geri gidiyorum belle─čimde, her g├╝n├╝ ak┼čam─▒n zevklerini beklemekle ge├žirdi─čimiz o s─▒radan, iyi y─▒llara. Ve a─č─▒z dolusu lanet okuyorum k─▒yamete tapanlara. Nas─▒l ba┼člad─▒ bu ├ž─▒lg─▒nl─▒k? ├ľnce kimin kafas─▒nda filizlendi? Hangi g├Âkkubbenin alt─▒nda? Kesin olarak s├Âyleyemem, yine de bir bi├žimde biliyorum bunu. Bulundu─čum yerden korkuyu g├Ârd├╝m; o i─čren├ž korkunun do─čdu─čunu, b├╝y├╝d├╝─č├╝n├╝, yay─▒ld─▒─č─▒n─▒ g├Ârd├╝m; kafalara nas─▒l s─▒zd─▒─č─▒n─▒ g├Ârd├╝m -en yak─▒nlar─▒m─▒nkine, benimkine varana dek-, akl─▒ yerinden oynat─▒p ayaklar alt─▒na al─▒┼č─▒n─▒, a┼ča─č─▒lay─▒┼č─▒n─▒, sonra da onu par├žalay─▒p g├Âvdeye indiri┼čini izledim. G├╝zel g├╝nlerin uzakla┼č─▒p gitti─čini g├Ârd├╝m. Buraya dek dinginlik i├žinde ya┼čad─▒m ben. Mutluluk ve erin├ž i├žinde, her mevsim biraz daha g├Âbek ba─čl─▒yor, biraz daha zenginle┼čiyordum; elimin ula┼čamayaca─č─▒ hi├žbir ┼čeye g├Âz dikmiyordum; kom┼čular─▒m k─▒skanmaktan ├žok pohpohluyorlard─▒ beni. Ve birdenbire, her ┼čey h─▒zland─▒ ├ževremde. Ortaya ├ž─▒k─▒veren, sonra da benim hatam y├╝z├╝nden yokolan o tuhaf kitap… Ya┼čl─▒ ─░drisÔÇ▓in ├Âl├╝m├╝; ger├ži kimse bu y├╝zden su├žlam─▒yor beni… kendimden ba┼čka. Ve t├╝m karars─▒zl─▒─č─▒ma kar┼č─▒n Pazartesi g├╝n├╝ ├ž─▒kmak…

Tanios Kayas─▒ / Amin Maalouf
Yabanc─▒ Edebiyat / 30 Ekim 2017

Tanios Kayas─▒ Tanios Kayas─▒’ndan… Benim do─čdu─čum k├Âyde kayalar─▒n birer ad─▒ vard─▒r. Gemi Kayas─▒, Ay─▒ Kafas─▒ Kayas─▒, Pusu Kayas─▒, Duvar Kayas─▒, hatta ─░kizler Kayas─▒ vard─▒r. Bu sonuncusuna Gulyabani Memeleri de denir. Asker Ta┼č─▒ denileni ├žok ├Ânemlidir; vaktiyle birlikler asileri kovalarken bu kayan─▒n ard─▒nda pusuya yatarlarm─▒┼č; buradan daha fazla h├╝rmet g├Âren, efsanelerle bunca dolu bir ba┼čka y├Âre yoktur. Yine de ├žocukluk g├╝nlerimin manzaralar─▒ r├╝yama girdi─činde g├Âz├╝m├╝n ├Ân├╝ne bir ba┼čka kaya gelmektedir. Heybetli bir koltuk g├Âr├╝n├╝m├╝nde, kal├žalar─▒n kondu─ču yer sanki oturula oturula y─▒pranm─▒┼č gibi ├žukurla┼čm─▒┼č, y├╝ksek ve d├╝z bir arkal─▒─č─▒ olan ve her iki yana kol├žak gibi sarkan bir kaya. San─▒yorum insan ad─▒ ta┼č─▒yan tek kaya odur: Tanios Kayas─▒! Ta┼čtan bu taht─▒ uzun s├╝re seyretmi┼č ama yan─▒na yakla┼čmaya cesaret edememi┼čtim. Tehlikeden korktu─čum i├žin de─čil; k├Âyde en g├Âzde oyunlar─▒m─▒z kayal─▒klar aras─▒nda ge├žerdi, k├╝├ž├╝c├╝k bir ├žocukken bile en tehlikeli yerlere t─▒rmanarak benden b├╝y├╝klere kafa tutard─▒m. Ellerimizden ve ├ž─▒plak ayaklar─▒m─▒zdan ba┼čka sahip oldu─čumuz bir ┼čey yoktu ama tenimiz kayan─▒n tenine yap─▒┼čmay─▒ gayet iyi biliyordu ve ne kadar heybetli olsa da, buna direnebilecek tek bir kaya yoktu. Hay─▒r, beni engelleyen d├╝┼čme korkusu de─čildi. Bir inan├ž, bir yemindi. Bu s├Âz├╝, ├Âl├╝m├╝nden birka├ž ay ├Ânce dedeme vermi┼č, yemin etmi┼čtim. ÔÇťB├╝t├╝n kayalara evet, ama asla ona yana┼čma!ÔÇŁ Di─čer yumurcaklar da…

Semerkant / Amin Maalouf
Yabanc─▒ Edebiyat / 29 Ekim 2017

Semerkant Semerkant’tan… ├ľmer Hayyam bazen Semerkant’ta, a─č─▒r ve kasvetli bir g├╝n├╝n bitiminde, kentin i┼čsiz g├╝├žs├╝z tak─▒m─▒, baharat ├žar┼č─▒s─▒n─▒n yan─▒ ba┼č─▒ndaki iki meyhane ├ž─▒kmaz─▒nda, Sogd ├╝lkesinin kokulu ┼čarab─▒n─▒ i├žmek i├žin de─čil, ama gelen gideni g├Âzetlemek ya da ├žak─▒rkeyif bir ka├ž ak┼čamc─▒ya sald─▒rmak i├žin dolan─▒p durur. Ele ge├žirilen ki┼či yere serilir, hakaret edilir, ba┼čtan ├ž─▒kartan ┼čarab─▒n k─▒z─▒ll─▒─č─▒n─▒ ona y├╝z y─▒llar boyu hat─▒rlatacak olan bir cehennem ate┼čine sokulur. ─░┼čte Rubaiyat, 1072 yaz─▒nda, b├Âyle bir olay ├╝zerine yaz─▒lmaya ba┼čland─▒. ├ľmer Hayyam yirmi d├Ârt ya┼č─▒ndayd─▒ ve bir s├╝redir Semerkant’ta bulunuyordu. O ak┼čam, meyhaneye mi gitmi┼čti yoksa dola┼č─▒p dururken rastlant─▒lar m─▒ onu oraya s├╝r├╝klemi┼čti? Bilinmeyen bir kenti ar┼č─▒nlaman─▒n taze keyfi, biten g├╝n├╝n binlerce bi├žim al─▒┼č─▒na a├ž─▒k g├Âzlerle bak─▒┼č… Gelincik Tarlas─▒ Soka─č─▒nda bir k├╝├ž├╝k o─član, a┼č─▒rd─▒─č─▒ elmay─▒ g├Â─čs├╝nde tutarak tabanlar─▒ ya─čl─▒yor; ├žuhac─▒lar ├žar┼č─▒s─▒nda bir d├╝kk├ón─▒n i├žinde, bir kandilin k├Âr ─▒┼č─▒─č─▒nda tavla partisi s├╝r├╝yor, iki zar at─▒┼č─▒ndan sonra bir k├╝f├╝r ve t─▒k─▒rt─▒l─▒ bir g├╝l├╝┼č duyuluyordu. ─░plik├žiler ge├židinde ise, kat─▒rc─▒n─▒n biri ├že┼čmenin ├Ân├╝nde durup y├╝z├╝n├╝ y─▒k─▒yor, sonra da uyuya kalan ├žocu─čunu ├Âpercesine, dudaklar─▒n─▒ uzat─▒p muslu─ča e─čiliyor, susuzlu─čunu giderdikten sonra ─▒slak avu├žlar─▒n─▒ y├╝z├╝nde gezdirip ┼č├╝krediyor, i├ži bo┼č bir karpuzu yerden alarak su ile dolduruyor ve hayvan─▒n─▒n ba┼č─▒ndan a┼ča─č─▒ya, o da i├žebilsin diye boca ediyordu. T├╝t├╝nc├╝ler Meydan─▒nda, gebe bir kad─▒n Hayyam’a…

├ľl├╝mc├╝l Kimlikler / Amin Maalouf
Deneme / 28 Ekim 2017

├ľl├╝mc├╝l Kimlikler ├ľl├╝mc├╝l Kimlikler’den… 1976’da L├╝bnan’─▒ terk edip Fransa’ya yerle┼čti─čimden beri, son derece iyi niyetli olarak, kendimi “daha ├žok Frans─▒z” m─▒, yoksa “daha ├žok L├╝bnanl─▒” m─▒ hissetti─čim ne kadar ├žok sorulmu┼čtur bana. Cevab─▒m hi├ž de─či┼čmez: “Her ikisi de!” Herhangi bir denge ya da haktan─▒rl─▒k endi┼česi y├╝z├╝nden de─čil, ama cevab─▒m farkl─▒ olsayd─▒, yalan s├Âylemi┼č olurdum. Beni bir ba┼čkas─▒ de─čil de ben yapan ┼čey, bu ┼čekilde iki ├╝lkenin, iki ├╝├ž dilin, pek ├žok k├╝lt├╝r gelene─činin s─▒n─▒r─▒nda bulunu┼čumdur. Benim kimli─čimi tan─▒mlayan da tam olarak budur. Kendimden bir par├žay─▒ kesip atm─▒┼č olsayd─▒m, daha m─▒ ger├žek olurdum? Yani bana soru soranlara sab─▒rla L├╝bnan’da do─čdu─čumu, yirmi yedi ya┼č─▒na kadar orada ya┼čad─▒─č─▒m─▒, Arap├žan─▒n anadilim oldu─čunu, Dumas ve Dickens’i,┬áG├╝liver’in Seyahatlerini┬áilk kez Arap├ža ├ževirisinden ke┼čfetti─čimi ve ├žocuklu─čun ilk sevin├žlerini atalar─▒m─▒n k├Ây├╝ olan da─č k├Ây├╝mde tatt─▒─č─▒m─▒, ilerde romanlar─▒mda esinlenece─čim baz─▒ ├Âyk├╝leri orada dinledi─čimi a├ž─▒kl─▒yorum. Bunu nas─▒l unutabilirim? Bunlardan nas─▒l olur da kopabili-rim? Ama ├Âte yandan, yirmi iki y─▒ldan beri Fransa topraklar─▒nda ya┼čamaktay─▒m, onun suyunu ve ┼čarab─▒n─▒ i├žiyorum, ellerim her g├╝n onun o eski ta┼člar─▒n─▒ ok┼čamakta, kitaplar─▒m─▒ onun diliyle yaz─▒yorum, o art─▒k benim i├žin asla yabanc─▒ bir ├╝lke olamaz. Yani, yar─▒ Frans─▒z, yar─▒ L├╝bnanl─▒ m─▒? Hi├ž de de─čil! Kimlik b├Âlmelere ayr─▒lamaz, o ne yar─▒mlardan olu┼čur, ne ├╝├žte birlerden, ne de ku┼čat─▒lm─▒┼č…

I┼č─▒k Bah├želeri / Amin Maalouf
Yabanc─▒ Edebiyat / 27 Ekim 2017

I┼č─▒k Bah├želeri I┼č─▒k Bah├želeri’nden… Birden, ├╝z├╝nt├╝s├╝ne ara veren bir ┼čey oldu. Felaketin meydana geldi─či yere diz ├ž├Âkt├╝ ve mermer d├Â┼čemelerden ikisinin aras─▒na s─▒k─▒┼čm─▒┼č bir bastonun ucunu ├ž─▒kartt─▒. ─░nceledi. Hi├ž ku┼čku yok, ├╝st k─▒sm─▒ kesilmi┼čti. Pattig, Sittay’─▒n avluda dola┼čt─▒─č─▒n─▒ g├Âr├╝nce “kahrolas─▒ Palmyra’l─▒” diye s├Âylendi. Adam, bir yaban otu par├žas─▒n─▒ s├Âk├╝p ├žekercesine, ani bir hareketle bastonunu b├╝kt├╝, kopartt─▒ ve topra─ča saplad─▒. Pattig do─čruldu, g├Âzleriyle beyaz giysili adam─▒ arad─▒. Bo┼čuna. “Kahrolas─▒ Palmyra’l─▒!” diye homurdand─▒. “Katil var!”, “tanr─▒ katili” diye ba─č─▒rmaya kalk─▒┼čt─▒ ama rahipler, gereksiz bir ├Âzenle, heykelin k─▒r─▒lan par├žalar─▒n─▒ ta┼č─▒maya ba┼člam─▒┼člard─▒. Omuz k─▒sm─▒na yamanm─▒┼č bir kol, kula─č─▒n bir par├žas─▒na yap─▒┼čm─▒┼č bir tutam sakal… Pattig’in ├Âfkesi, yazg─▒s─▒na boyun e─čer bir h├╝z├╝ne d├Ân├╝┼čt├╝. B├Âyle bir g├Âr├╝nt├╝ye yol a├žt─▒─č─▒ i├žin neredeyse Nabu’ya k─▒zd─▒. Sonra, sabaha kadar Tap─▒nak’ta dola┼čmak niyetiyle oradan uzakla┼čt─▒. Kendili─činden beyzi havuz yoluna y├Âneldi. Bu─čulu g├Âzleriyle lanet olas─▒ adam─▒n durdu─ču yere bakt─▒. Oradayd─▒, Sittay. Ayn─▒ yerde, ayn─▒ duru┼ču ile. Ba┼čtan a┼ča─č─▒ bembeyaz. Eliyle, garip bi├žimde k─▒salm─▒┼č sopas─▒n─▒n topuzunu ok┼čuyordu. Pattig gelip, ├Ân├╝ne dikildi. G├Âmle─činden yakalay─▒p adam─▒ sarst─▒. ÔÇö Kahrolas─▒ Palmyra’l─▒! dedi. Bunu neden yapt─▒n? Adam ne ┼ča┼čk─▒nl─▒k ne de endi┼če g├Âsterdi, kurtulmaya da ├žal─▒┼čmad─▒. Konu┼čmas─▒ sakin ve emindi. ÔÇö E─čer rahiplerin y├╝r├╝y├╝┼č├╝ne h├╝kmeden ger├žekten Nabu ise, onlar─▒ d├╝┼č├╝ren de odur. Orada bastonumu k─▒rd─▒─č─▒m─▒ bilmiyor…

Do─čunun Limanlar─▒ / Amin Maalouf
Yabanc─▒ Edebiyat / 26 Ekim 2017

Do─čunun Limanlar─▒ Do─čunun Limanlar─▒’ndan… Bu ├Âyk├╝ bana ait de─čil, bir ba┼čkas─▒n─▒n ya┼čam─▒n─▒ anlat─▒yor. Kendine ├Âzg├╝ s├Âzc├╝kleriyle, onlar─▒ sadece belirsiz veya tutars─▒z buldu─čumda d├╝zelttim. Kendine ├Âzg├╝ ger├žekleriyle, b├╝t├╝n ger├žekler birbirine e┼čde─čerde. Ara s─▒ra bana yalan s├Âylemi┼č midir? Bilemem. Ama herhalde kendisi hakk─▒nda, sevdi─či kad─▒n hakk─▒nda, bulu┼čmalar─▒, ┼ča┼čk─▒nl─▒klar─▒, inan├žlar─▒, d├╝┼č k─▒r─▒kl─▒klar─▒ hakk─▒nda s├Âylememi┼čtir. Bunun kan─▒t─▒ elimde. Ama ya┼čam─▒n─▒n her a┼čamas─▒nda kendi davran─▒┼člar─▒, hi├ž de alelade olmayan ailesi, mant─▒─č─▒n─▒n de─či┼čik dalgalar─▒ -demek istiyorum ki delilikten bilgeli─če, bilgelikten delili─če gidip gelen o bitmez t├╝kenmez gelgitler- hakk─▒nda her ┼čeyi s├Âylememi┼č olmas─▒ m├╝mk├╝nd├╝r. Yine de iyi niyetli oldu─čunu d├╝┼č├╝n├╝yorum. Belle─čine oldu─ču kadar yarg─▒lamas─▒na da g├╝venemedi─čini kabul edebilirim ama, hep iyi niyetli olmu┼čtur. Ona 1976 Haziran’─▒nda metroda rastlad─▒m. Kendi kendime “Bu, O!” diye m─▒r─▒ldand─▒─č─▒m─▒ an─▒ms─▒yorum. Onu tan─▒mak birka├ž saniyemi alm─▒┼čt─▒. O g├╝ne kadar ona ne rastlam─▒┼čt─▒m ne de ad─▒n─▒ duymu┼čtum. Sadece birka├ž y─▒l ├Ânce, bir kitapta resmini g├Ârm├╝┼čt├╝m. Tan─▒nm─▒┼č biri de─čildi. Ger├ži, resmi bir tarih dersi kitab─▒nda oldu─čuna g├Âre, bir bak─▒ma tan─▒nm─▒┼č biriydi. Ama bu, resmin alt─▒nda ad─▒ yaz─▒lan bir b├╝y├╝k adam─▒n portresi de─čildi. Resim, bir r─▒ht─▒mda toplanm─▒┼č bir kalabal─▒─č─▒ g├Âsteriyordu; arka planda, sadece k├╝├ž├╝k bir par├žas─▒ d─▒┼č─▒nda, b├╝t├╝n bir ufku kaplayan bir gemi vard─▒; resmin alt─▒nda, Eski D├╝nya’dan insanlar─▒n 2. D├╝nya Sava┼č─▒’nda Avrupa’ya gelerek Direni┼č saflar─▒na…

├çivisi ├ç─▒km─▒┼č D├╝nya / Amin Maalouf
Deneme / 25 Ekim 2017

├çivisi ├ç─▒km─▒┼č D├╝nya ├çivisi ├ç─▒km─▒┼č D├╝nya’dan… Pusulas─▒z bir halde girdik yeni y├╝zy─▒la. Daha ilk aylardan ba┼člayarak, d├╝nyan─▒n hepten ├živisinin ├ž─▒kt─▒─č─▒n─▒ d├╝┼č├╝nd├╝ren kayg─▒ verici olaylar meydana geliyor; ├╝stelik bunlar bir├žok alanda birden ger├žekle┼čiyor – entelekt├╝el┬ád├╝nyan─▒n, finans d├╝nyas─▒n─▒n, iklimin, jeopoliti─čin, eti─čin ├živisi┬á├ž─▒km─▒┼č durumda. ┼×uras─▒ da bir ger├žek ki arada s─▒rada umulmad─▒k, yararl─▒ d├Ân├╝┼č├╝mlere de tan─▒k olunuyor; o zaman da a├žmaza s├╝r├╝klendiklerini fark eden insanlar─▒n, ├Âyle ya da b├Âyle, sanki bir mucize eseriyle bu a├žmazdan ├ž─▒kman─▒n yollar─▒n─▒ bulaca─č─▒na inanmaya┬ába┼član─▒yor. Ama bunun hemen sonras─▒nda bamba┼čka, daha karanl─▒k, daha s─▒radan insani itkileri a├ž─▒─ča vuran ba┼čka karga┼čalar┬áa├ž─▒─ča ├ž─▒k─▒yor ve t├╝r├╝m├╝z├╝n manevi yetersizli─činin e┼či─čine var─▒p┬ávarmad─▒─č─▒ sorgulan─▒yor yine; tabii e─čer h├ól├ó ilerlemeyi s├╝rd├╝r├╝yorsa; ya da birbiri ard─▒nda s─▒ralanan onca ku┼ča─č─▒n kurmaya┬á├žabalad─▒─č─▒ ┼čeyi yeniden tart─▒┼čma konusu edebilecek ┼čekilde gerilemeye ba┼člamad─▒ysa. Burada s├Âz konusu olan ne bir biny─▒ldan di─čerine ge├žerken hissedilen ak─▒ld─▒┼č─▒ s─▒k─▒nt─▒lar, ne de de─či┼čimden ├Âd├╝ patlayanlar─▒n ya da de─či┼čim h─▒z─▒ndan korkanlar─▒n ezelden beri ortaya att─▒klar─▒, durmaks─▒z─▒n yineledikleri lanetler. Benim derdim bamba┼čka; Ayd─▒nlanma ├ça─č─▒’n─▒n bocalad─▒─č─▒n─▒, zay─▒flad─▒─č─▒n─▒ ve kimi┬á├╝lkelerde sona ermek ├╝zere oldu─čunu g├Âren bir Ayd─▒nlanma┬áyanl─▒s─▒n─▒n; bir zamanlar ├Âzg├╝rl├╝─č├╝n, d├╝nyan─▒n tamam─▒na yay─▒lmakta oldu─čuna inanan, ┼čimdiyse ona yer olmayan bir d├╝nyan─▒n bi├žimlendi─čini g├Âren, eli kolu ba─čl─▒ bi├žimde fanatizmin,┬á┼čiddetin, d─▒┼člaman─▒n ve umutsuzlu─čun y├╝kseli┼čine tan─▒k olan┬ábir ├Âzg├╝rl├╝k tutkununun; her ┼čeyden ├Ânce de, asl─▒nda…

Beatrice’den Sonra Birinci Y├╝zy─▒l / Amin Maalouf
Yabanc─▒ Edebiyat / 24 Ekim 2017

Beatrice’den Sonra Birinci Y├╝zy─▒l Beatrice’den Sonra Birinci Y├╝zy─▒l’dan… Seyirci kalabal─▒─č─▒ndan daha yak─▒n ama onlar kadar aciz. Biliyorum, ad─▒mdan s├Âz edildi kitaplarda. Ge├žmi┼čte bundan gurur da duydum. Ama art─▒k duymuyorum. At arabas─▒ do─čru limana vard─▒─č─▒na g├Âre, ├Âyk├╝deki h─▒nk deyici at sine─či sevinebilirdi art─▒k! Yolculuk bir u├žurumun dibinde bitseydi, neyle gururlanm─▒┼č olacakt─▒? Benim rol├╝m de b├Âyle oldu. Asl─▒nda gereksiz ve talihsiz bir at cambaz─▒. Neyse ki ne i┼čbirlik├ži oldum ne de kand─▒r─▒ld─▒m. Hi├ž ser├╝ven pe┼činde ko┼čmu┼č de─čilim, zaman zaman, ser├╝ven gelip beni buldu. Bir se├žimde bulunabilseydim, ├žocuklu─čumdan beri d├╝┼čk├╝n oldu─čum ve seksen ├╝├ž├╝nc├╝ ya┼č─▒m─▒ doldurdu─čum bug├╝n de d├╝┼čk├╝n olmay─▒ s├╝rd├╝rd├╝─č├╝m tek ├óleme, b├Âcekler ├ólemine, o dikkat ├žekici miniklere, zarif, becerikli ve ┼ča┼č─▒lacak kadar bilge olan b├Âceklere y├Ânelirdim. Bana inanmayanlara, b├Âcek savunucusu olmad─▒─č─▒m─▒ tekrar etmek gibi bir huyum var. Biz, insanlar─▒n evcille┼čtirip bir o kadar da ├Âld├╝rd├╝─č├╝ ve kesin olarak yendi─či hayvanlara kar┼č─▒ ├ólicenap olabiliriz. B├Âceklere kar┼č─▒ de─čil. Onlarla bizim aram─▒zda sava┼č─▒m s├╝r├╝yor, her g├╝n, ac─▒mas─▒zca. ─░nsan─▒n galip gelece─čine dair hi├žbir g├Âsterge yok ├╝stelik. B├Âcekler, yery├╝z├╝nde bizden ├žok ├Ânceleri vard─▒, bizden sonra da var olacaklar ve ├žok uzaklardaki y─▒ld─▒zlar─▒ ke┼čfetti─čimizde, kendi hemcinslerimizi de─čil de b├Âcekleri bulaca─č─▒z. Bu da bizi, san─▒r─▒m avundurmu┼č olacak. S├Âyledim, b├Âcek savunucusu de─čilim. Ancak ku┼čku yok ki onlar─▒n s├╝rekli bir…

Araplar─▒n G├Âz├╝yle Ha├žl─▒ Seferleri / Amin Maalouf
─░nceleme / 21 Ekim 2017

Araplar─▒n G├Âz├╝yle Ha├žl─▒ Seferleri Araplar─▒n G├Âz├╝yle Ha├žl─▒ Seferleri’nden… ─░bn el-KalanissiÔÇÖnin burada s├Âz├╝n├╝ etti─či sultan K─▒l─▒├žarslan, istilac─▒lar geldi─činde daha onyedi ya┼č─▒nda bile de─čildir. Onlar─▒n yakla┼čt─▒─č─▒n─▒ haber alan ilk M├╝sl├╝man y├Ânetici olan, g├Âzleri hafif ├žekik bu gen├ž T├╝rk sultan─▒, hem onlara ilk bozgunu tatt─▒ran, hem de korkun├ž Frenk ┼č├Âvalyelerine ilk yenilen ki┼či olacakt─▒r. K─▒l─▒├žarslan, daha 1096ÔÇÖn─▒n Temmuzunda, muazzam bir Frenk kalabal─▒─č─▒n─▒n Konstantinopolis yolunda oldu─čunu ├Â─črenmi┼č, hemen en k├Ât├╝ ┼čeyleri d├╝┼č├╝nm├╝┼čt├╝r. Elbette bu adamlar─▒n as─▒l amac─▒n─▒ bilmemektedir, ama Do─čuÔÇÖya gelmeleri hi├ž de iyi ┼čeylerin habercisi de─čildir. Y├Ânetmekte oldu─ču sultanl─▒k, T├╝rklerin Rumlardan hen├╝z ele ge├žirdikleri bir ├╝lke olan k├╝├ž├╝k AsyaÔÇÖn─▒n b├╝y├╝k b├Âl├╝m├╝ne yay─▒lmaktad─▒r. Nitekim. K─▒l─▒├žarslanÔÇÖ─▒n babas─▒ S├╝leyman, y├╝zy─▒llarca sonra T├╝rkiye ad─▒n─▒ alacak olan bu topra─č─▒ ele ge├žiren ilk T├╝rk olmu┼čtur. Bu gen├ž M├╝sl├╝man devletin ba┼čkenti ─░znikÔÇÖte (Nikea), Bizans kiliseleri camilerden daha fazla say─▒dad─▒rlar. Kentin garnizonu T├╝rk s├╝varilerden meydana geliyorsa da, halk─▒n ├žo─čunlu─ču Rumdur ve K─▒l─▒├žarslan bu uyruklar─▒n─▒n ger├žek duygular─▒ konusunda hi├ž hayale kap─▒lmamaktad─▒r; onlara g├Âre o hep bir barbar ├žetesinin reisi olarak kalacakt─▒r. Kabul ettikleri yeg├óne h├╝k├╝mdar, ad─▒ b├╝t├╝n dualarda al├žak sesle tekrarlanan, Romal─▒lar─▒n imparatoru basileus (vasilevs) Aleksios KomnenosÔÇÖtur. Aleksios asl─▒nda daha ├žok Rumlar─▒n imparatorudur ve bu Rumlar, Roma imparatorlu─čunun miras├ž─▒lar─▒ olduklar─▒n─▒ iddia etmektedirler. Zaten Araplar da onlar─▒n bu niteli─čini kabul etmi┼člerdir ve –…

Afrikal─▒ Leo / Amin Maalouf
Yabanc─▒ Edebiyat / 20 Ekim 2017

Afrikal─▒ Leo Afrikal─▒ Leo’dan… O y─▒l kutsal ay Ramazan yaz ortalar─▒na rastlam─▒┼čt─▒. Granada halk─▒ g├╝n├╝n s─▒ca─č─▒nda ├žabuk ├Âfkeye kap─▒ld─▒─č─▒ i├žin babam, ├žok seyrek olarak, gece basmadan ├Ânce soka─ča ├ž─▒kard─▒. S─▒k s─▒k kavga oldu─ču i├žin a─č─▒rba┼čl─▒ anlaml─▒ bir y├╝z Tanr─▒’ya sayg─▒ i┼čareti say─▒l─▒rd─▒. Bunalt─▒c─▒ s─▒cak alt─▒nda, i├ž ├žat─▒┼čmalardan bunalm─▒┼č, d─▒┼čtansa inan├žs─▒zlarca tehdit alt─▒nda bulunan bu kentte, ancak oru├ž tutmayan, ya da, M├╝sl├╝manlar─▒n yazg─▒s─▒yla hi├žbir ilgisi olmayan biri g├╝l├╝mseyebilir veya dost├ža davranabilirdi. Ulu Tanr─▒’n─▒n sonsuz kayras─▒yla Ramazan’dan bir g├╝n ├Ânce, ┼×aban ay─▒n─▒n son g├╝n├╝ do─čmu┼čum. Annem Selma iyile┼čene de─čin oru├ž tutmayacakt─▒. Babam Muhammet’se, a├žl─▒kla ge├žen s─▒cak g├╝nlere kar┼č─▒n homurdanm─▒yordu. ├ç├╝nk├╝, ad─▒n─▒ ta┼č─▒yacak, bir g├╝n silahlar─▒n─▒ ku┼čanacak bir o─člu olmak her erkek i├žin bir sevin├ž nedenidir. Dahas─▒ ben ilk o─čuldum; kendisine Ebu’l Hasan (Hasan’─▒n babas─▒) dendi─či zaman g├Â─čs├╝ kabarm─▒┼č, eliyle b─▒y─▒klar─▒n─▒ d├╝zeltmi┼č, yukar─▒daki odada benim yatmakta oldu─čum b├Âlmeye bakarken iki elinin ba┼čparmaklar─▒n─▒ sakal─▒ aras─▒nda yava┼č├ža gezdirmi┼čti. Yine de babam─▒n sevinci, annem Selma’n─▒nki denli derin ve yo─čun de─čildi. Annem bedensel olarak hen├╝z g├╝├žs├╝zd├╝, ┼čanolar─▒ kesilmemi┼čti ama b├╝t├╝n bunlara kar┼č─▒n benim d├╝nyaya geli┼čimle o da yeniden do─čmu┼čtu; ├ž├╝nk├╝ ev halk─▒ aras─▒nda birinci kad─▒n durumuna y├╝kselmi┼č, ayr─▒ca ├Ân├╝nde uzanan uzun y─▒llar boyunca babam─▒n ilgisini sa─člama alm─▒┼č oluyordu. Uzun y─▒llar sonra bana, do─ču┼čumla birlikte korkular─▒n─▒n, t├╝m├╝yle silinmeseler…

Milletlerin Zenginli─či / Adam Smith
─░nceleme / 19 Ekim 2017

Milletlerin Zenginli─či Milletlerin Zenginli─či’nden… Eme─čin ├╝retici g├╝├žlerindeki en b├╝y├╝k geli┼čmenin ve bir yerde, eme─čin y├Ânetiminde ya da kullan─▒lmas─▒nda g├Âsterilen ustal─▒─č─▒n, el yatk─▒nl─▒─č─▒n─▒n ve kavray─▒┼č─▒n ├žo─ču, anla┼č─▒lan, i┼čb├Âl├╝m├╝nden ileri gelmi┼čtir. ─░┼čb├Âl├╝m├╝n├╝n, toplulu─čun genel ├žal─▒┼čmas─▒ ├╝zerindeki etkileri, belirli birka├ž sanayi mamul├╝ ├╝zerinde kendini nas─▒l g├Âsterdi─či g├Âzden ge├žirilirse, daha kolayl─▒kla anla┼č─▒labilir. ├çokluk i┼čb├Âl├╝m├╝n├╝n ├Ânemli say─▒lamayacak kimi mamullerde en ileri d├╝zeyde oldu─ču san─▒lmaktad─▒r. Ger├žekte bunlarda, belki daha ├Ânemli sanayidekinden ileri g├Ât├╝r├╝lm├╝┼č de─čildir. ┼×u var ki, yaln─▒z az kimsenin ufak tefek gereksinmelerini kar┼č─▒layan k├╝├ž├╝k yat─▒r─▒mlarda┬á├žal─▒┼čt─▒r─▒lan i┼č├žilerin toplam─▒, ister istemez k├╝├ž├╝kt├╝r. ─░┼čin her ayr─▒ kolunda ├žal─▒┼čt─▒r─▒lanlar, ├žo─ču kez ayn─▒ i┼čevinde bir araya getirilip hep birden g├Âzalt─▒nda bulundurulabilir. Bunun tersine, koca halk toplulu─čunun b├╝y├╝k ihtiya├žlar─▒n─▒ kar┼č─▒lamaya d├Ân├╝k b├╝y├╝k yat─▒r─▒mlarda ise i┼čin her ayr─▒ kolu ├Âyle ├žok i┼č├ži ├žal─▒┼čt─▒r─▒r ki, bunlar─▒n hepsini ayn─▒ i┼čevinde bir araya toplamak elden gelmez. Bir bak─▒┼čta, i┼čin yaln─▒z bir tek kolunda ├žal─▒┼čt─▒r─▒lanlardan fazlas─▒ pek g├Âr├╝lemez. ┼×u halde, bu sanayideki i┼č, daha ├Ânemsiz nitelikteki yat─▒r─▒mlara g├Âre daha ├žok par├žaya ayr─▒lm─▒┼č olabilir, ama buradaki b├Âl├╝n├╝┼č ├Âtekindeki kadar belli de─čildir; dolay─▒s─▒yla da, bunun pek daha az fark─▒na var─▒lm─▒┼čt─▒r. Onun i├žin, pek ufak olmakla birlikte i┼čb├Âl├╝m├╝n├╝n ├žokluk g├Âze ├žarpt─▒─č─▒ bir yat─▒r─▒mdan, i─čnecilik zanaat─▒ndan bir ├Ârnek alal─▒m. ─░┼čb├Âl├╝m├╝ ile ayr─▒ bir zanaat haline gelen bu i┼č i├žin yeti┼čmemi┼č;…

Vittorio / Anne Rice
Korku / 17 Ekim 2017

Vittorio Vittorio’dan… K├╝├ž├╝k bir ├žocukken korkun├ž bir r├╝ya g├Ârm├╝┼čt├╝m. R├╝yamda erkek ve k─▒z karde┼člerimin kesik ba┼člar─▒n─▒ kuca─č─▒mda tutuyordum. Kocaman k─▒p─▒r k─▒p─▒r g├Âzleri ve k─▒zarm─▒┼č yanaklar─▒ d─▒┼č─▒nda tamamen hareketsiz ve sessizdiler. Benimse adeta dilim tutulmu┼č, kuca─č─▒mdaki bu korkun├ž g├Âr├╝nt├╝ye bakakalm─▒┼čt─▒m. Ve bir g├╝n r├╝yam ger├žek oldu. Ama kimse a─člamayacak, ne onlar ne de benim i├žin, ├ž├╝nk├╝ isimsiz olarak g├Âm├╝ld├╝klerinden bu yana be┼č y├╝z y─▒l ge├žti. Ben bir vampirim. Ad─▒m Vittorio, ve bu sat─▒rlar─▒ ─░talya’n─▒n tam ortas─▒nda bulunan g├╝zeller g├╝zeli Toskana Vadisinin kuzeyinde, i├žinde do─čdu─čum ┼čatonun harabelerinde yaz─▒yorum. Cosimo de Medici’nin ─░talya’n─▒n gayriresmi y├Âneticili─čini ├╝stlendi─či g├╝zel g├╝nlerden bu yana be┼č y├╝z y─▒ld─▒r ya┼čayan al─▒┼č─▒lm─▒┼č─▒n d─▒┼č─▒nda bir vampirim, g├╝c├╝m├╝n s─▒n─▒r─▒ yoktur. E─čer onlarla konu┼čmay─▒ ba┼čanrsan─▒z, melekler bile g├╝├žlerimi do─črular. Bunu asla akl─▒n─▒zdan ├ž─▒karmay─▒n. Hikayeleri ve tarihi ge├žmi┼čleri ile sizleri e─člendirmi┼č olan Yeni D├╝nya ┼čehri New Orleans’in romantik ve tuhaf vampirlerden olu┼čan “Entelekt├╝eller Toplulu─ču” ile hi├žbir alakam yoktur. Hikayeymi┼č gibi g├Âsterilen, ama asl─▒nda ├╝rpertici bir ger├že─čin ta kendisi olan o kahramanlarla ilgili size ilgin├ž gelecek hi├žbir ┼čey bilmiyorum. Louisiana batakl─▒klar─▒nda bulunan ba┼čtan ├ž─▒kar─▒c─▒ cennet vadileri hakk─▒nda da hi├žbir ┼čey bilmiyorum. Bu sayfalarda onlarla ilgili yeni bilgiler edinemeyece─činizi s├Âyleyeyim. Bu sat─▒rlardan sonra onlarla ilgili en ufak bir kelime dahi bulamayacaks─▒n─▒z. Do─črudur, kendi ba┼člang─▒c─▒m─▒, yani yarat─▒l─▒┼č─▒m─▒n…

Vampirle G├Âr├╝┼čme / Anne Rice
Korku / 17 Ekim 2017

Vampirle G├Âr├╝┼čme Vampirle G├Âr├╝┼čme’den… “Anl─▒yorum…” dedi vampir d├╝┼č├╝nceli bir tav─▒rla; yava┼č├ža odan─▒n kar┼č─▒s─▒ndaki pencereye y├╝r├╝d├╝. Uzun s├╝re orada durdu, Divisadero Soka─č─▒’n─▒n solgun ─▒┼č─▒─č─▒, gelip ge├žen arabalar─▒n farlar─▒ cama vuruyordu. O─član odadaki e┼čyalar─▒, yuvarlak me┼če masay─▒, sandalyeleri daha iyi g├Ârebiliyordu ┼čimdi. Duvarlar─▒n birinde bir lavabo ve ayna vard─▒. O─član ├žantas─▒n─▒ masaya b─▒rak─▒p bekledi. “Peki, yan─▒nda ne kadar bant var?” diye sordu vampir d├Ânerek, o─član ┼čimdi profilden g├Ârebiliyordu onu. “Bir hayat hik├óyesine yetecek kadar var m─▒?” “Tabii, e─čer iyi bir hayatsa. Bazen ┼čans─▒m a├ž─▒k olunca bir gecede ├╝├ž-d├Ârt konu┼čma yap─▒yorum. Ama iyi bir hik├óye olmas─▒ ┼čart─▒yla. Bu anla┼č─▒l─▒r, de─čil mi?” “Fevkalade anla┼č─▒l─▒r,” dedi vampir. “Sana hayat hik├óyemi anlataca─č─▒m ├Âyleyse. B├╝y├╝k bir zevkle anlataca─č─▒m.”. “Harika,” dedi o─član. ├çantas─▒ndan k├╝├ž├╝k teybini ├ž─▒kard─▒ hemen, kaseti ve pilleri kontrol etti. “Merakla bekliyorum, niye inan─▒yorsunuz buna, niye…” “Hay─▒r,” dedi vampir birden. “Bu ┼čekilde ba┼člayamay─▒z. Aletlerin haz─▒r m─▒?” “Evet,” dedi o─član. “Otur ├Âyleyse. ┼×u ─▒┼č─▒─č─▒ yakay─▒m.” “Ama vampirler ─▒┼č─▒ktan ho┼članmaz diye bilirdim,” dedi o─član. “Sizce karanl─▒k olmas─▒ atmosfer a├ž─▒s─▒ndan daha iyiyse…” Ama sustu birden. Vampir s─▒rt─▒n─▒ pencereye d├Ânm├╝┼č onu seyrediyordu. O─član y├╝z├╝n├╝ hi├ž se├žemiyordu ┼čimdi; k─▒p─▒rt─▒s─▒z beden nedense dikkatini da─č─▒t─▒yordu. Bir ┼čey s├Âyleyecekmi┼č gibi oldu, ama s├Âylemedi. Vampir masaya yakla┼č─▒p lamban─▒n ipine uzan─▒nca rahat bir nefes ald─▒. ├çi─č,…

Marsl─▒ / Andy Weir
Bilimkurgu / 17 Ekim 2017

Marsl─▒ Marsl─▒’dan… San─▒r─▒m mesle─če a┼čina olmay─▒p bunu okuyan insanlar i├žin, Mars g├Ârevlerinin nas─▒l ger├žekle┼čti─čini anlatsam iyi olur. D├╝nya y├Âr├╝ngesine normal ┼čekilde, s─▒radan bir uzay meki─čiyle var─▒p┬áHermesÔÇÖe ula┼čt─▒k. T├╝m Ares g├Ârevlerinde MarsÔÇÖa gidi┼č geli┼čler i├žin┬áHermes┬ákullan─▒l─▒r.┬áHermes┬áger├žekten ├žok b├╝y├╝k ve in┼čas─▒ olduk├ža pahal─▒ya patlad─▒, o y├╝zden NASA sadece bir tane in┼ča etti. HermesÔÇÖe vard─▒ktan sonra, biz yolculuk i├žin haz─▒rl─▒klar─▒m─▒z─▒ tamamlarken, d├Ârt insans─▒z u├žu┼č bize yak─▒t ve te├žhizat getirdi. Her ┼čey haz─▒r oldu─čunda MarsÔÇÖa do─čru yola ├ž─▒kt─▒k. Fakat bu h─▒zl─▒ bir yolculuk de─čildi. A─č─▒r kimyasal yak─▒tlar─▒n yak─▒ld─▒─č─▒ ve MarsÔÇÖa gitmek i├žin p├╝sk├╝rtme y├Âr├╝ngelerinin kullan─▒ld─▒─č─▒ g├╝nler geride kald─▒ art─▒k. Hermes┬áiyon motorlar─▒ taraf─▒ndan ├žal─▒┼čt─▒r─▒l─▒yor. Ufak bir ivme kazanmak i├žin geminin arka k─▒sm─▒ndan ├žok h─▒zl─▒ bir ┼čekilde argon gaz─▒ at─▒yorlar. Bunun yarar─▒; fazla yak─▒t yak─▒lmas─▒na gerek kalmamas─▒, b├Âylece k├╝├ž├╝k bir miktar argon (ve cihazlar─▒ ├žal─▒┼čt─▒ran bir n├╝kleer reakt├Âr) t├╝m yol boyunca s├╝rekli olarak h─▒zlanarak MarsÔÇÖa varmam─▒z─▒ sa─čl─▒yor. K├╝├ž├╝k bir ivmeyle, uzun bir s├╝re├žte ne kadar h─▒zlanabilece─činizi bilseniz hayret edersiniz. Size yolculu─čun ne kadar e─členceli ge├žti─čine dair hik├óyeler anlat─▒p sizi e─člendirebilirim fakat anlatmayaca─č─▒m. ┼×u an o zamanlar─▒ hat─▒rlamak istemiyorum. K─▒sacas─▒ 124 g├╝n sonra, birbirimizin bo─čaz─▒na sar─▒lmadan MarsÔÇÖa varmay─▒ ba┼čard─▒k. Oradan, M─░AÔÇÖyla (MarsÔÇÖa ─░ni┼č Arac─▒) y├╝zeye indik. M─░A asl─▒nda birka├ž hafif itici ve para┼č├╝t tak─▒lm─▒┼č geni┼č bir kutudan ibaret….

Hayat─▒n Kayna─č─▒ / Ayn Rand
Yabanc─▒ Edebiyat / 16 Ekim 2017

Hayat─▒n Kayna─č─▒ Hayat─▒n Kayna─č─▒’ndan… A┼ča─č─▒daki g├Âl, kayalar─▒n orta yerine rastlayan ince ├želik bir levhayd─▒ yaln─▒zca.. Kayalar daha a┼ča─č─▒ya do─čru da, hi├ž de─či┼čmeden devam ediyordu. G├Âkte ba┼čl─▒yor, g├Âkte bitiyordu onlar: D├╝nya da bo┼člukta as─▒l─▒ gibi g├Âr├╝n├╝yordu. Olmayan bir ┼čeyin ├╝zerinde y├╝zen bir ada … kayan─▒n ucunda duran adam─▒n ayaklar─▒na bir ├žapayla tutturulmu┼č. V├╝cudu g├Âky├╝z├╝ne kar┼č─▒ geriye do─čru b├╝k├╝ld├╝. Uzun ve d├╝z ├žizgilerden, a├ž─▒lardan olu┼čan bir v├╝cuttu. Her k─▒vr─▒m─▒ t├╝rl├╝ d├╝zlemlere yay─▒l─▒yordu. Kaz─▒k gibi duruyordu orada. Kollar─▒ yanlar─▒nda, avu├žlar─▒ d─▒┼ča d├Ân├╝k. K├╝rek kemiklerinin kas─▒l─▒p birbirine yakla┼čt─▒─č─▒n─▒ hissetti; boynunun k─▒vr─▒m─▒n─▒, ellerindeki kan─▒n a─č─▒rl─▒─č─▒n─▒ bile fark etti. Arkadan esen r├╝zg├ór─▒ omurgas─▒nda duydu. R├╝zg├ór sa├žlar─▒n─▒ g├Âky├╝z├╝ne kar┼č─▒ dalgaland─▒rd─▒. Ne sar─▒, ne de k─▒z─▒ld─▒ sa├žlar─▒. Olgun bir portakal─▒n kabu─ču rengindeydi. O sabah ba┼č─▒na gelen ┼čeye ve ┼čimdi ├Ân├╝nde uzanan ┼čeylere g├╝ld├╝. ├ľn├╝ndeki g├╝nlerin zor g├╝nler olaca─č─▒n─▒ biliyordu. Y├╝zle┼čmesi gereken sorular, haz─▒rlamas─▒ gereken bir eylem plan─▒ vard─▒. Bunlar─▒ d├╝┼č├╝nmesi gerekti─čini biliyordu. Ama hi├ž d├╝┼č├╝nmeyece─čini de biliyordu, ├ž├╝nk├╝ her ┼čey onun kafas─▒nda daha ┼čimdiden ├žok netti. Plan zaten ├žoktan haz─▒rd─▒. Ayr─▒ca, can─▒ g├╝lmek istiyordu. Durumu d├╝┼č├╝nmeye ├žal─▒┼čt─▒, sonra unuttu. Granite bak─▒yordu. G├Âzleri ├ževresindeki d├╝nyan─▒n bilincine var─▒nca, art─▒k g├╝lmedi. Y├╝z├╝ bir do─ča yasas─▒ gibiydi… Sorgulanamayacak, de─či┼čtirilemeyecek. ├Âd├╝n kopar─▒lamayacak bir do─ča yasas─▒. Elmac─▒k kemikleri ├ž─▒k─▒k, avurtlar─▒ ├ž├Âk├╝kt├╝. Ela g├Âzleri so─čuk…

Atlas Silkindi / Ayn Rand
Yabanc─▒ Edebiyat / 16 Ekim 2017

Atlas Silkindi Atlas Silkindi’den… Surat─▒ olmayan g├Âlgeye on senti uzatarak, ÔÇťGit al kahveni,ÔÇŁ dedi. ÔÇťSa─č olun, bay─▒m.ÔÇŁ ─░lgilenmeyen bir ses. Surat bir an i├žin ├Âne e─čildi. R├╝zgar yan─▒─č─▒, yorgunluk ├žizgileriyle dolu, alayc─▒ bir teslimiyet ifadesi. Bak─▒┼člar─▒ zekiceydi. Eddie Willers y├╝r├╝rken, g├╝n├╝n bu saatlerinde neden hep b├Âyle sebepsiz yere tedirgin ve ├╝rkt├╝─č├╝n├╝ merak ediyordu. Hay─▒r, dedi, ├╝rkmek de─čil bu, korkacak hi├žbir ┼čey yok. Yaln─▒zca kocaman, yayg─▒nla┼čm─▒┼č bir beklenti var, ama bunun kayna─č─▒ ya da i├žeri─či yok. Al─▒┼čm─▒┼čt─▒ bu duyguya. Yine de, bir a├ž─▒klama bulam─▒yordu. Oysa serseri, EddieÔÇÖnin neler hissetti─čini biliyormu┼č gibi konu┼čmu┼čtu. B├Âyle hissetmesi gerekti─čini biliyormu┼č, ├╝stelik bunun sebebini de biliyormu┼č gibi. Eddie Willers disiplinli bir hareketle omuzlar─▒n─▒ dikle┼čtirdi. Vazge├žmeliyim bundan, diye d├╝┼č├╝nd├╝. Hayallere kap─▒l─▒yordu. Bu duygu ba┼čtan beri mi vard─▒? Otuziki ya┼č─▒na gelmi┼čti. Eski g├╝nleri d├╝┼č├╝nmeye ├žal─▒┼čt─▒. Hay─▒r, yoktu eskiden b├Âyle bir duygu. Ne zaman ba┼člad─▒─č─▒n─▒ hat─▒rlayam─▒yordu. Birdenbire ba┼čl─▒yordu o duygu. Rastgele aral─▒klarla. Art─▒k daha da s─▒kla┼čmaya ba┼člam─▒┼čt─▒. Alaca karanl─▒k, diye d├╝┼č├╝nd├╝. Nefret ediyorum alaca karanl─▒ktan. Bulutlar ve tam ├Ânlerindeki g├Âkdelen sil├╝etleri kahverengine d├Ân├╝┼čmekteydi. Eskimi┼č bir ya─čl─▒boya tablo gibi. Rengi solmaya y├╝z tutmu┼č bir ┼čaheser gibi. Doruklardan a┼ča─č─▒ya duvarlar boyunca uzun ├žizgiler h├ólinde kir s─▒z─▒p duruyordu. Bu kulelerden birinin yan taraf─▒nda, hareketsiz bir y─▒ld─▒r─▒m─▒ hat─▒rlatan bir ├žatlak vard─▒. Damlar─▒n tepesiyle…

Suda Yan Ate┼čte Bo─čul / Charles Bukowski
┼×iir / 15 Ekim 2017

Suda Yan Ate┼čte Bo─čul Suda Yan Ate┼čte Bo─čul’dan… babam─▒n evinde dolan─▒yorum (20 y─▒l ayn─▒ i┼čte ├žal─▒┼č─▒p h├ól├ó 8.000 dolar bor├žlu oldu─ču evde) ve ├Âl├╝ ayakkab─▒lar─▒na bak─▒yorum ayaklar─▒n─▒n deriye verdi─či ┼čekle, ├Âfkeyle g├╝l fidanlar─▒ dikiyormu┼čcas─▒na, dikiyordu da, ve s├Ânm├╝┼č sigaras─▒na bak─▒yorum, son sigaras─▒na ve o gece uyudu─ču son yata─ča, ve yata─č─▒n─▒ d├╝zeltmek geliyor i├žimden ama yapamam, ├ž├╝nk├╝ bir baba ├Âld├╝kten sonra bile hep evin efendisidir; san─▒r─▒m b├Âyle ┼čeyler defalarca ya┼čanm─▒┼čt─▒r ama elimde de─čil d├╝┼č├╝n├╝yorum sabah─▒n yedisinde mutfakta yerde ├Âlmek ba┼čka insanlar yumurta k─▒zart─▒rken o kadar zor de─čil kendi ba┼č─▒na gelmedik├že. d─▒┼čar─▒ ├ž─▒k─▒p bir portakal al─▒yorum ve parlak kabu─čunu soyuyorum; her┼čey h├ól├ó ya┼č─▒yor: ├žimler olduk├ža iyi b├╝y├╝yor, g├╝ne┼č, ├ževresinde bir Rus uydusunun tur att─▒─č─▒ ─▒┼č─▒nlar─▒n─▒ g├Ânderiyor, bir yerlerde bir k├Âpek anlams─▒z havl─▒yor, perdelerin gerisinde kom┼čular g├Âzl├╝yor, ben burada bir yabanc─▒y─▒m, ve biraz da (herhalde) hergele say─▒l─▒r─▒m, ve eminim resmimi baya─č─▒ iyi ├žizmi┼čtir (benim o─član ve ben da─č aslanlar─▒ gibi kap─▒┼č─▒rd─▒k) ve her┼čeyi Duarte’de bir kad─▒na b─▒rakm─▒┼č diyorlar ama umurumda de─čil – hepsini alabilir: o benim babamd─▒ ve ├Âld├╝. i├žerde, a├ž─▒k mavi bir tak─▒m deniyorum ├╝zerimde ┼čimdiye kadar giydi─čim her┼čeye be┼č basar ve r├╝zg├órda bir korkuluk misali sall─▒yorum kollar─▒n─▒ ama faydas─▒z: onu canl─▒ tutam─▒yorum ne kadar nefret etmi┼čsek edelim birbirimizden. t─▒pat─▒p benziyormu┼čuz birbirimize,…

Postane / Charles Bukowski
Yabanc─▒ Edebiyat / 14 Ekim 2017

Postane Postane’den… Bir yanl─▒┼čl─▒k olarak ba┼člad─▒. Noel mevsimiydi ve her Noel’de ayn─▒ numaray─▒ ├žeken tepedeki ayya┼čtan eli aya─č─▒ tutan herkesi i┼če ald─▒klar─▒n─▒ ├Â─črendim; ben de gittim ve kendimi s─▒rt─▒mda posta ├žantas─▒yla aylak aylak dolan─▒rken buldum. Ne i┼č, diye ge├žirdim i├žimden. Rahat! Sadece iki blok filan veriyorlard─▒ ve bitirmeyi ba┼čar─▒rsan kadrolu posta da─č─▒t─▒c─▒s─▒na ya da ┼čefe gidiyor, bir blok daha al─▒yordun; ama hi├ž acele etmiyordun zaten o noel kartlar─▒n─▒ posta kutular─▒na koyarken. Ge├žici Noel da─č─▒t─▒c─▒s─▒ olarak ikinci g├╝n├╝md├╝ san─▒yorum, iri bir kad─▒n yan─▒ma gelip mektup da─č─▒t─▒rken bana e┼člik etmeye ba┼člad─▒. ─░ri derken k─▒├ž─▒n─▒ ve g├Â─č├╝slerini kastettim, do─čru yerlerde iriydi anlayaca─č─▒n─▒z. Biraz ka├ž─▒k bir hali vard─▒ ama umursamad─▒m, v├╝cuduyla ilgiliydim. Hi├ž durmaks─▒z─▒n konu┼čuyordu. Sonra baklay─▒ ├ž─▒kard─▒ a─čz─▒ndan. Kocas─▒ deniz subay─▒yd─▒, uzak bir adada g├Ârev yap─▒yordu ve kad─▒n kendini yaln─▒z hissediyor, arka sokaktaki k├╝├ž├╝k evde bir ba┼č─▒na ya┼č─▒yordu. “Hangi k├╝├ž├╝k ev?” diye sordum. Bir ka─č─▒t par├žas─▒na adresi yazd─▒. “Ben de kendimi yaln─▒z hissediyorum,” dedim, “bu gece gelirim, laflar─▒z biraz.” Bir hatunla birlikte ya┼č─▒yordum ama pek evde durdu─ču yoktu, s├╝rekli bir yerlerdeydi, kendimi yaln─▒z hissediyordum ger├žekten. Hele yan─▒ba┼č─▒mdaki o iri k─▒├ž─▒ g├Ârd├╝kten sonra. “Pekala,” dedi, “bu gece g├Âr├╝┼čmek ├╝zere.” ─░stekli hatundu allah i├žin, iyi d├╝z├╝┼č├╝yordu, ama birka├ž gece sonra s─▒k─▒lmaya ba┼člad─▒m ve bir daha…

S─▒radan Delilik ├ľyk├╝leri / Charles Bukowski
Yabanc─▒ Edebiyat / 14 Ekim 2017

S─▒radan Delilik ├ľyk├╝leri S─▒radan Delilik ├ľyk├╝leri’nden… Bir k─▒z─▒ vardi Duke’├╝n, Lala, d├Ârt ya┼č─▒nda. Duke’├╝n ilk ├žocu─čuydu, bir g├╝n onu bir ┼čekilde ├Âld├╝r├╝rler korkusu ile ka├ž─▒nm─▒┼čt─▒ ├žocuk yapmaktan, ama ┼čimdi deli oluyordu k─▒z i├žin, mest oluyordu. Duke’├╝n akl─▒ndan ge├žen her┼čeyi biliyordu k─▒z, ├Âzel bir hat vard─▒ aralar─▒nda sanki. Duke ile Lala s├╝permarketteydiler ve s├╝rekli bir ┼čeyler s├Âyl├╝yorlard─▒ birbirlerine, her┼čeyden konu┼čuyorlard─▒, k─▒z ona bildigi her┼čeyi s├Âyl├╝yordu; i├žg├╝d├╝sel olarak ├žok ┼čey biliyordu, Duke ise fazla bir ┼čey bilmiyordu ama bildiklerini ona s├Âyl├╝yordu ve i┼če yar─▒yordu, mutluydular birlikte. “Bu ne?” diye sordu Lala. “Bu bir hindistan cevizi.” “─░├žinde ne var.” “S├╝t ve k─▒t─▒r ┼čeyler.” “Neden i├žinde?” “├ç├╝nk├╝ iyi hissediyor kendini orada, o s├╝tl├╝ ve k─▒t─▒r ┼čey kabu─čun i├žinde iyi hissediyor kendini, kendi kendine, ‘ah, ne kadar iyi hissediyorum kendimi burada!’ diyor.” “Neden iyi hissediyor kendini orada?” “Her┼čey kendini iyi hisseder orada, ben hissederdim.” “Hayir, hissetmezdin, araban─▒ s├╝remezdin onun i├žinde… beni g├Âremezdin, jambonlu yumurta yiyemezdin.” “Jambonlu yumurta her┼čey degildir.” “Nedir her┼čey?” “Bilmiyorum, g├╝ne┼čin i├ži belki, donmu┼č bir k├╝tle.” “G├╝ne┼čin i├ži…? Donmu┼č?” “Tabii.” “Donmu┼č olsa neye benzer ki g├╝ne┼čin i├ži?” “G├╝ne┼č ate┼čten bir top. Bilim adamlar─▒n─▒n bana kat─▒lacaklar─▒n─▒ sanm─▒yorum, ama bana sorarsan buna benzer.” Duke bir avokado ald─▒. “Hey!” “Evet, avokado budur asl─▒nda: donmu┼č g├╝ne┼č, g├╝ne┼či…

Pis Moru─čun Notlar─▒ / Charles Bukowski
Yabanc─▒ Edebiyat / 12 Ekim 2017

Pis Moru─čun Notlar─▒ Pis Moru─čun Notlar─▒’ndan… Orospu ├žocu─čun teki paran─▒n ├╝st├╝ne yatm─▒┼č, herkes b├╝t├╝n paras─▒n─▒ yutuldu─čunu iddia etmi┼č ve bu da pokerin sonu olmu┼čtu; dostum Elf ile oturuyordum, ├žocukken k├Ât├╝ bir hastal─▒k ge├žirmi┼čti Elf. kuruyup b├╝z├╝lm├╝┼č, y─▒llarca yatakta yat─▒p lastik bir topu s─▒km─▒┼č, envai ├že┼čit manyak├ža egzersizler yapm─▒┼čt─▒ ve bir g├╝n yataktan kalkt─▒─č─▒nda eniyle boyu bir olmu┼čtu, yazar olmay─▒ d├╝┼čleyen g├╝len bir dev. ne var ki ├žok fazla Thomas Wolfe gibi yaz─▒yordu ve Dreieser’i saymazsak Amerikan Edebiyat’─▒n─▒n en k├Ât├╝ yazar─▒yd─▒ T.Wolfe, ve Elf’in kula─č─▒na bir tane patlatt─▒m (ho┼čuma gitmeyen bir ┼čey s├Âylemi┼čti) sehpan─▒n ├╝st├╝ndeki ┼či┼če devrildi, Elf aya─ča kalk─▒p ├╝st├╝me geldi─činde ┼či┼če elimdeydi, kalite sko├ž ve ├ženesi ile boynunun aras─▒nda bir yere isabet etti ve Elf yere y─▒─č─▒ld─▒ yine, i├žkiden bir yudum ald─▒m, ┼či┼čeyi sehpan─▒n ├╝st├╝ne koydum; Dostoyevski’nin ├Â─črencisiydim, karanl─▒kta Mahler dinlerdim ve tekrar ├╝st├╝me geldi─činde sa─č g├Âsterip solumu hayalar─▒na yerle┼čtirdim, dengesiz bir ┼čekilde elbise dolab─▒n─▒n ├╝st├╝ne d├╝┼čt├╝, ayna k─▒r─▒ld─▒, ayn─▒ filmlerdeki gibi b├╝y├╝k bir g├╝r├╝lt├╝ ├ž─▒kararak tuzla buz oldu ve Elf’in yumru─ču aln─▒m─▒n ortas─▒nda patlad─▒, arkamda duran iskemleye y─▒─č─▒ld─▒m, has─▒r gibi d├╝md├╝zoldu lanet ┼čey, ucuz mobilya, ve ba┼č─▒m ger├žekten beladayd─▒ ├ž├╝nk├╝ ellerim k├╝├ž├╝kt├╝r ve d├Âv├╝┼čmekten hi├ž haz etmem, ama i┼čini bitire-memi┼čtim -akl─▒n─▒ yitirmi┼č nefret dolu biri gibi vuruyordu, ├╝├ž…