Ateşi Yakalamak / Suzanne Collins

1 Ekim 2017

Ateşi YakalamakAteşi Yakalamak

Ateşi Yakalamak’tan…

Çayın sıcağı dondurucu havaya çoktan karışmış olsa da, matarayı sımsıkı tutmaya devam ettim. Soğuk yüzünden, kaslarım iyice gerildi. Tam o anda vahşi bir köpek sürüsü çıkagelse saldırıya uğramadan bir ağaç tepesine tırmanma ihtimalim yok denecek kadar azdı. Ayağa kalkmalı, biraz hareket etmeli ve eklemlerimi açmalıydım. Oysa orman şafakla aydınlanırken, ben, en az üzerinde oturduğum kaya parçası kadar hareketsiz, öylece durdum. Güneşle savaşamazdım. Beni, aylardır sıkıntıyla beklediğim güne doğru sürüklerken, tek yapabildiğim çaresiz gözlerle, yükselişini izlemek oldu.

Öğle saatlerinde Galipler Köyü’ndeki yeni evime üşüşmüş olacaklardı. Gazeteciler, kameramanlar, hatta eski eskortum Effie Trinket bile Capitol’den kalkıp 12. Mıntıka’ya kadar gelecekti. Effie o komik pembe peruğu mu takacak, yoksa Zafer Turu için doğallıktan uzak başka bir renk mi tercih edecek, çok merak ediyordum. Tabii diğerlerini de unutmamalı. Uzun tren yolculuğumda bana servis yapacak personel. Halkın önüne çıkmadan önce beni güzelleştirecek hazırlık ekibi. Açlık Oyunları’nda izleyiciler tarafından ilk anda fark edilmemi sağlayan o muhteşem kostümleri tasarlayan stilistim ve arkadaşım, Cinna.

Bana kalsa, Açlık Oyunları’nı tamamen unutmak isterdim. Ve hiç bahsetmemek. Kötü bir rüyadan başka bir şey değilmiş gibi davranmak. Ancak Zafer Turu bunu imkânsız kılıyordu. Tur, stratejik olarak, iki Oyun’un tam ortasına denk gelecek şekilde planlanıyordu; bu, Capitol’ün dehşeti taze ve yakın tutmak için benimsediği bir yöntemdi. Mıntıkalar’da yaşayan bizler, Capitol’ün demir kuvvetini her sene hatırlamakla kurtulamıyor, bir de kutlama yapmak zorunda bırakılıyorduk. Ve bu sene, ben de şovun yıldızlarından biriydim.

Mıntıka mıntıka dolaşmak, benden için için nefret eden ama tezahürat yapmaktan geri kalmayan kalabalıkların karşısına çıkmak, çocuklarının hayatına son verdiğim ailelerin yüzlerine bakmak zorundaydım.

Güneş ısrarcı yükselişini sürdürürken, kendimi ayağa kalkmaya zorluyordum. Eklemlerimin her birinden ayrı bir şikayet yükseliyordu. Hatta sol bacağım o kadar uzun süredir uykudaydı ki, yeniden his kazanmasını sağlayabilmek için birkaç dakika boyunca ileri geri gidip gelmek zorunda kalıyordum. Üç saattir ormanda olmama rağmen, avlanmak için hiçbir

indir

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir