Doktor Jivago / Boris Pasternak
Yabancı Edebiyat/ 3 Kasım 2017

Doktor Jivago Doktor Jivago’dan… “Ne o, uyudunuz mu?” diyerek dikkatini, sürekli basınç göstergesini kontrol eden makinist gibi yan gözle baktığı atlara, onların kuyruk ve sağrılarına çevirdi. Atlar, dünyadaki diğer atlar gibi arabayı çekiyorlardı. Yani, çekici olan birinci at doğuştan onda olmayan kurnazlıktan uzak dürüstçe koşuyor, ikinci at ise bu işten anlamayan birisinin bile kolayca fark edebileceği gibi, her sekmesinde harekete geçirdiği çıngıraklarının sesinde, dizginleri çekili dans eder gibi ilerliyordu. Nikolay Nikolayeviç, toprak sorunlarıyla ilgili yazdığı kitabı, ağırlaşan sansür uygulamaları nedeniyle, yayınevinin ricasıyla tekrar gözden geçirmesi için Voskoboynikov’a götürüyordu. “Buralarda insanlar çığırından çıkmış” dedi Nikolay Nikolayeviç Pavel’e. “Pankovski taraflarında bir tüccarın boğazını kesmişler, Zemski’nin harasını yakmışlar. Sen ne düşünüyorsun? Sizin köyde neler konuşuluyor bu işler için?” Pavel’in bu konulara bakışı, Voskoboynikov’un ölmek üzere olan toprak reformu hakkındaki görüşleri karşısında sansürün tutumundan daha da acıklıydı. “Ne diyecekler ki? Halk denetimden çıktı. Şımarıklık, diyorlar. Bizim insanlardan ne olabilir ki? Eline fırsat geçmeye görsün, birbirlerini yerler, Yüce Tanrım. Deh, uyudunuz mu?” Bu, dayı yeğenin birlikte Duplyanka’ya ikinci gidişleriydi. Yura, yolu hatırladığını sanıyordu. Tarlaların genişleyip sınırlarının ormana ulaştığı noktada, yolun sağa doğru kıvrılacağını vedönemeci geçtikten birkaç dakika sonra Kologrivov’un uzakta ırmağı ve demiryolunu gören on verstlik arazisinin karşılarına çıkacağını düşünüyordu. Oysa yanılmıştı. Tarlalar birbiri ardınadevam ediyor ve onları ormanla r kucaklamaya devam…