Dracula / Bram Stoker

4 Kasım 2017

DraculaDracula

Dracula’dan…

Tam ayrılmadan önce, yaşlı kadın odama geldi ve son derece kendini kaybetmiş biçimde şöyle dedi:

“Gitmeniz şart mı? Ah! Genç Herr, gitmeniz şart mı?” Öylesine heyecanlıydı ki Almanca üzerindeki hâkimiyetini yitirmiş görünüyordu ve onu, hiç bilmediğim başka bir dille karıştırdı. Onu ancak bir sürü soru sorarak anlayabiliyordum. Ona bir an önce gitmem gerektiğini ve önemli bir işle meşgul olduğumu söylediğimde, bir kez de şöyle sordu:

“Bugünün ne olduğunu biliyor musunuz?” Yanıt olarak Mayıs’ın dördü olduğunu söyledim. Başını iki yana salladı ve yine konuştu:

“Ah, evet! Onu biliyorum, onu biliyorum! Ama bugünün ne olduğunu biliyor musunuz?” Anlamadığımı söylediğimde sözlerini sürdürdü:

“Bugün Aziz George Günü’nün arifesi. Bu gece saatler gece yarısını gösterdiğinde yeryüzündeki tüm kötü güçlerin serbestçe ortalıkta salınacağını bilmiyor musunuz? Nereye gittiğinizi, neye gittiğinizi biliyor musunuz?” Öylesine belirgin bir kaygı içindeydi ki onu rahatlatmaya çalıştım, ama hiç etki etmedi. Sonunda dizlerinin üzerine çöktü ve gitmemem için, en azından yola çıkmadan önce bir-iki gün beklemem için bana yalvardı. Tüm bunlar çok saçmaydı, ama kendimi rahat hissetmiyordum. Ancak, yapılması gereken bir iş vardı ve hiçbir şeyin onu engellemesine izin veremezdim. Bu yüzden, onu ayağa kaldırmaya çalıştım ve elimden geldiğince ciddi biçimde teşekkür edip görevimin kaçınılmaz olduğunu ve gitmem gerektiğini söyledim. Bunun üzerine ayağa kalktı, gözlerini sildi ve boynundaki bir haçı çıkartıp bana verdi. Ne yapacağımı bilemedim çünkü Anglikan Kilisesi’ne bağlı biri olarak böyle şeyleri bir ölçüde putperestlik olarak görmem öğretilmişti; fakat yine de bu kadar iyi niyetli ve böyle bir zihin yapısında olan yaşlı bir hanımı reddetmek çok kaba geldi. Sanıyorum ki, yüzümdeki kararsızlığı gördü, çünkü tespihi boynuma taktı ve, “Annenizin hatrına,” deyip odadan çıktı. Güncenin bu bölümünü, tabii ki, geç kalan arabayı beklerken yazıyorum ve haç hâlâ boynumda. Yaşlı kadının korkusundan mı bilmiyorum ama sanki kendimi her zamanki gibi huzurlu hissetmiyorum. Eğer bu defter benden önce Mina’ya ulaşırsa veda sözlerimi

indir

2 Yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir