Barbarları Beklerken / J.M.Coetzee

14 Kasım 2017

Barbarları BeklerkenBarbarları Beklerken

Barbarları Beklerken’den…

Böylesini hiç görmemiştim: Telden ilmiklerle gözlerinin önünde duran iki ufak cam yuvarlak. Kör mü yoksa? Görmeyen gözlerini saklamak için olsa neyse. Ama kör olmadığı kesin. Cam yuvarlaklar kopkoyu, dıştan bakıldığında saydam değil ama o görmesine görüyor. Bana bunun yeni bir buluş olduğunu söylüyor. Güneşin parıltısına karşı gözleri koruyor diyor. «Burada çölde çok işe yarar. Boyuna gözünü kısmaktan kurtulursun. Baş ağrıların azalır. Bak.» Göz uçlarına hafifçe dokunuyor. «Hiç kırışık yok.» Gözlükleri yeniden takıyor. Teni bir delikanlınınki gibi. «Bizim orda herkes kullanıyor bunları.»

Bir şişe içki ve bir tabak çerezle hanın en iyi odasında karşı karşıya geçmiş oturuyoruz. Burada bulunmasının nedenlerini tartışmıyoruz. Olağanüstü durumdan kaynaklanan yetkilerle gelmiş, bu yeterli. Yerine avcılıktan söz açıyoruz. Binlerce geyiğin, domuzun, ayının vurulduğu son sürek avından söz ediyor bana, öldürülen hayvanlar öylesine çokmuş ki, dağ gibi bir ceset yığını kokmaya bırakılmış («Doğrusu yazık olmuş»). Ben de her yıl göç zamanı göle inen kaz ve ördek sürülerini ve yerlilerin onları tuzağa düşürme yöntemlerini anlatıyorum. Yerli kayıklarıyla gece balığa çıkmayı öneriyorum. «Kaçırılmaması gereken bir fırsat bu,» diyorum. «Balıkçılar balıkları ağlara çekmek için meşalelerle kıyıda yürüyerek davul çalarlar.» Kafasını sallıyor. Kendi de, sınırın başka bir kesiminde bulunduğu sırada halkın nadide bir yiyecek olarak sunduğu yılanları, avladığı görülmemiş irilikteki ceylanı anlatıyor.

Yabancı mobilyalar arasında güvensiz adımlarla yürüyor, gene de kara gözlüklerini çıkarmıyor. Erkenden odasına çekiliyor. Bu hana yerleştirilmesinin nedeni kentte daha iyi bir seçeneğin bulunmayışı, önemli bir konuk olduğunu, handa çalışanlara üstü kapalı anlatıyorum. «Albay Joll Üçüncü Şube’dendir,» diyorum. «Üçüncü Şube şu sırada Milli Güvenlik Örgütü’nün en önemli bölümü.» Başkentten gelen çoktan bayatlamış dedikodular da bunu doğruluyor zaten. Patron başıyla onaylıyor. Hizmetçi kızlar boyun kırıyorlar. «İyi bir izlenim bırakmalıyız onda.»

Şiltemi, sıcaktan biraz olsun soluk aldırtan, gece esintisine açık surlara taşıyorum. Ay ışığında kentin düz damlarında uyuyanların karaltılarını seçebiliyorum. Alandan, ceviz ağaçlarının altında sohbet edenlerin mırıltısı geliyor.

indir

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir