Elmas Avcıları / Wilbur Smith

17 Kasım 2017

Elmas AvcılarıElmas Avcıları

Elmas Avcıları’ndan…

Uçağı Nairobi’den üç saat gecikmeli kalkmış ve yol boyunca ardarda yuvarladığı dört bardak viskiye karşın, yine de doğru dürüst uyuyamamıştı. Bu yüzden kıtalararası uçuş yapan Boeing, Heathrow havaalanına indiği zaman Johnny Lance’ın gözleri, sanki bir avuç kum atılmış gibi, yanıyordu. Gümrük ve Göçmenler bürosunda, her zamanki gibi sıkıcı ve onur kırıcı işlemler bitip de uluslararası terminalin arta salonuna geçtiğinde, suratı iyice asıktı.

Van Der Byl Elmas Şirketi’nin Londra temsilcisi onu karşılamaya gelmişti.

«Yolculuğun iyi geçti mi, Johnny?»

Johnny homurdandı: «Bırak yahu cehennem yolculuğundan beter.»

Temsilci, sırıttı: «İyi ya, kendini alıştırmış olursun işte ikisi, birlikte epey çetin günler atlatmışlardı.

Johnny ona isteksiz, güldü:

«Bana oda, araba filan sağladın mı?»

«Evet, Dorchester oteli ve bir Jaguar.» Temsilci, böyle söyleyerek arabanın anahtarlarını uzattı. «Yarın saat dokuz uçuşunda. Cape Town’a dönüş için iki de yer ayırttım. Biletler otelin resepsiyonunda.»

«Yaşa sen!» Johnny, anahtarları kaşmir paltosunun cebine indirip çıkış kapısına doğru yürüdü: «Şimdi de, söyle bakalım, Tracey van der Byl nerelerdeymiş?»

Temsilci omuz silkti: «Sana yazdığımdan beri ortalıktan silindi, kayıplara karıştı. Onu aramaya nereden başlayabileceğini bile kestiremiyorum.»

Otomobil parkına çıktıklarında Johnny acı acı söylendi:

«İyi, mükemmel doğrusu. Ben de Benedict’ten başlarım.»

«İhtiyar, Tracey’nin başına gelenleri biliyor mu?»

Johnny, hayır dercesine başını salladı:

«Hasta bir adam o. Söylemedim.»

«İşte araban.» Temsilci, inci kurşunisi bir Jaguar’ın yanında durmuştu. «Birlikte bir kadeh içeriz diyordum:»

«Bu defa olmaz, bağışla.» Johnny, direksiyona geçti: «Bir daha ki sefere artık.»

Temsilci: «Bu sözünü sana hatırlatırım:» diyerek uzaklaştı.

Johnny havaalanından kente vardığında hava iyiden iyiye kararmıştı, üstelik Belgrave Alanının arkasındaki daracık çim park yerini buluncaya  kadar iki kez de yolunu kaybetti, sonunda Jaguar’ı park edebildi.

Son gelişinden beri katın dışı cafcaflı biçimde yeniden dekore edilmişti, Johnny’nin dudakları büzüldü. Bizim şu Benedict belki parayı kazanmak için pek ter dökmüyordu ama harcamakta, har vurup harman savurmakta Özerine yoktu işte.

İçeride ışık

indir

 

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir