Gelibolu Cehennemi / Walter Von Schoen
Tarih/ 4 Aralık 2017

Gelibolu Cehennemi Gelibolu Cehennemi’nden… Haftalardır Çanakkale Boğazı’ndaki tabyalardaki gözcüler, her gece monoton gece nöbetini icra ediyor, makaslı dürbünlerle girişi bucak bucak tarıyor, Ege Denizi’nin karanlıklarını gözlemeye devam ediyordu. Bataryalar daima ateşe hazır hâlde bulunuyordu, projektörlerin ışık demeti Kilitbahir civarını, –Boğaz’ın en dar yerini– gün gibi aydınlatıyordu. Orada bir dizi basit mayın adeta kurbanlarının (gemilerin) altında bekleşiyordu. Gözler her ne kadar ağrısa, aşırı yorgunluktan yaşarsa da bir an bile dikkat elden bırakılmıyordu. Aksi takdirde İngiltere’nin güçlü gemileri karanlık gecede savaş ilan etmeden kolayca tabyalara baskın düzenleyebilir ve cepheyi yarabilirdi. 3 Kasım’da gün ağarmasıyla güneşin ilk ışıkları doğu tarafını kızıla boyuyor, Çanakkale Boğazı’nın o yöne doğru akan sularının ve sahilinin üzerine doğru süzülüyordu. Gelibolu’nun tepeleri koyu vişneçürüğü rengiyle kaplıydı. Görüş berraklaşıyor, nöbetçi erler daha uzakları görebiliyordu. Bu arada nöbetçilerin bakışları birdenbire savaş gemilerinin havada uzanan dumanlarına ve sancak direklerine yöneldi. Boğaz girişinde yol alan İngiliz gemilerinin bacalarından çıkan kesif dumanlar ve sancak direkleri son zamanlarda ne kadar da sık görünür olmuştu. Bugün sekiz büyük gemi ve birkaç torpido botu eskisinden daha da yakınlaşmış gözüküyor. 16 km mesafede bulunuyorlar. Devasa gemilerin üstünde aniden şimşek çakar gibi parıltılar oluşuyor ve derin bir homurtuyla ilk ağır obüs mermileri yaklaşarak vızıldayıp gidiyor. Dış tabyalardaki her yerde…