Vathek / William Beckford

9 Aralık 2017

VathekVathek

Vathek’ten…

Abbasi soyunun dokuzuncu halifesi Vathek, Mutasım’ın oğlu, Harun Reşid’in torunuydu. Genç yaşta tahta geçmesi ve tahtı süsleyen yetenekleri, tebaasını hükümdarlığının uzun ve mutlu olacağına inandırmıştı. Hoş ve heybetli bir görünümü vardı; ancak Vathek sinirlendiği zaman gözlerinden biri o kadar korkunç bir hal alırdı ki hiç kimse bu göze bakmaya dayanamazdı. Bakışını yönelttiği zavallı kişi anında geriye düşer, hatta bazen son nefesini teslim ederdi. Ancak Vathek, hâkimiyetindeki insanların azalmasından ve sarayının tenhalaşmasından korktuğu için nadiren sinirine yenik düşerdi.

Kadınlara ve yemek masası eğlencelerine oldukça düşkün olduğundan, cana yakın davranışlarıyla kendine hoş arkadaşlar bulmaya çalışırdı. Sınırsız cömertliği ve dizginlenmemiş zevk düşkünlüğü sayesinde bunu gayet kolay başarırdı da. Çünkü Vathek, Halife Ömer bin Abdülaziz’in aksine, öbür dünyada cennetin tadını çıkarmak için bu dünyayı cehenneme çevirmek zorunda olduğumuzu düşünmüyordu.

ihtişamı kendinden önce gelenlerinkinin hepsinden üstündü. Babası Mu tasım zamanında Alaca Atlar tepesine kurulan ve bütün Samarra şehrine hükmeden Alkoremmi Sarayı Vathek’e göre hiç de yeterli değildi. Bu yüzden saraya her birinin özel olarak bir duyusunu tatmin edeceği beş yeni kanat, daha doğrusu beş yeni saray ekledi.

Bunların ilkinde, tüketildikçe yerine gece gündüz demeden yenilerinin konulduğu en leziz yemeklerin üzerinden hiç eksik olmadığı masalar, en lezzetli şarapların ve en seçkin içkilerin bitip tükenmeden aktığı yüzlerce çeşme vardı. Bu sarayın adı “Ebedi ya da Doyurmayan Ziyafet”ti.

İkincisine “Ezgi Tapmağı ya da Ruhun Nektarı” adı verildi. İçinde zamanın en yetenekli müzisyenleri ve en çok beğenilen şairleri otururdu. Bunlar sadece sarayda yeteneklerini sergilemekle kalmaz, ayrıca gruplar halinde dışarıya yayılır ve birbiri ardına sürekli değişen şarkıları geçtikleri yerlerde yankılanırdı.

“Göz Zevki ve Hafıza Desteği” denilen saray kendi başına bir büyüydü. Dünyanın her bir köşesinden toplanan nadide eserlerin çokluğu, sergilenmelerindeki düzen de olmasa, görenleri hayrete düşürür, gözlerini kamaştırırdı. Bir galeride canlı gibi görünen heykeller ve ünlü ressam Mani’nin resimleri sergileniyordu. Bir tarafta ustaca uygulanmış perspektif göze çarpıyor başka

indir

Bir yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir