Harpte Türklerle Birlikte / William M.Picthall

13 Aralık 2017

Harpte Türklerle BirlikteHarpte Türklerle Birlikte

Harpte Türklerle Birlikte’den…

Bütün manzara sanki büyük bir pamuk yığını gibi duran sisle perdelenmişti. Sis perdesi öyle yoğundu ki, geminin bile ancak bir kısmını görebiliyorduk. Bu yüzden gemimiz güçlükle ilerliyordu. Gemiye, önde gitmekte olan kürekle çekilen bir kayık kılavuzluk ediyordu ki, içindekiler bulundukları yeri belirtmek üzere bağırıyorlardı. Onların Romence rakamlar söylediğini duyabiliyorduk. Fakat ne onlar, ne de kayık gözükmüyordu. Sık sık çalınan sis kornası kulaklarımızı sağır edecek derecedeydi.

Yolculardan birinin söylediğine göre nerdeyse kayalara bindirmek üzereymişiz. Bir keresinde bir başka gemiyle çarpışmaktan kıl payı kurtulduğumuzu kendi gözlerimde gördüm. Gemi bizim rotamızda, hemen burnumuzun dibinde idi. Bacaları ve teknesi belli belirsiz sisler arasında aniden karşımıza çıkanca yolculardan ümitsiz feryatlar yükseldi. Motorlarının birden aksi yönden çalışarak geminin tornistan yapması başımızı döndürdü. İşte bu kıl payı kurtuluştan sonra gemi daha yavaş ilerlemeye başladı. Öndeki kılavuz kayık rotamızın emniyetini sağlamak üzere gemiyle arasını biraz daha açtı.

Gemide aşağı yukarı kırk kadar yolcu vardı. Yolcular arasında hiç İngiliz yoktu. O tarihlerde, savaş içinde olunduğundan, hükümetin istikrarsızlığı ve Avrupalıların Türkler tarafından katledilmekte olduğuna dair gelen haberler üzerine, halk İstanbul’a gitmekten çekiniyordu. Paris yoluyla değil de Türkiye’nin müttefiki olan Berlin üzerinden geldiğim için yolcu arkadaşlarımın zihinlerini rahatsız eden korkunç söylentileri hiç duymamıştım. Yolculardan bu söylentileri duyunca aslı olamayacağı için gülmekle yetindim. Tehlikelerle dolu olduğu söylenilen İstanbul’da kocası görevli bulunan bir Fransız bayan, kocasına kavuşmak için aşırı derecede endişeliydi.

Gemide edindiği arkadaşına ardı arkası kesilmeksizin durumundan yakınıyor ve etrafımızı saran sisi kocasının başına bir şey geldiğini işaret eden bir uğursuzluk olarak iddia ediyordu. Gemide bulunan Avrupalı yolcular, üzgün, endişeli ve gecikmelerinden dolayı sabırsızdılar. Fakat aramızda bulunan birkaç Türk, her zamanki gibi kayıtsızdılar. Ben de acelem olmadığı için Türkler gibi kayıtsız ve ilgisizdim. Akşamleyin Boğaz’ın girişini bulamadığım anlaşıldı. Artık girişe yanaşsak bile saat altıyı geçtiğinden Boğaz’a giremezdik. Gemimiz demir attıktan sonra Fransız bayan yüksek sesle hıçkırmaya

indir

Bir yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir