Jessie Lamb’in Vasiyeti / Jane Rogers

30 Aralık 2017

Jessie Lamb'in VasiyetiJessie Lamb’in Vasiyeti

Jessie Lamb’in Vasiyeti’nden…

O gittiğinden beri ev çok sessiz. Düşmemeye dikkat ederek kalkıyorum ve ayaklarımı sürüyerek pencereye gidiyorum.

Işık, yan komşunun bahçesindeki dev ağacı tarafından kısmen engellenmiş. Bulunduğum evin yakınında kimse yaşamıyor.

Alnımı pencereye yaslıyor ve ot bürümüş bahçeye dikkatle bakıyorum. Soğuk pencere nefesimle anında buğulanıyor.

Atlamak için yüksek olduğunu biliyorum. Zaten pencereler kilitli ve anahtar yok. Odanın içinde ayaklarımı sürüyor, kapıya ulaşana kadar sol elimi duvarın üzerinde tutarak dengemi koruyorum. Ne olur ne olmaz diye tekrar deniyorum.

Köşeye benim için peynirli sandviç ve plastik bir şişede portakal suyu bırakmış. Bütün gün dışarıda kalmayı planlıyor olmalı. Neyse… En azından bütün gün tekrar tekrar aynı şeyleri söylemesini dinlemek ya da ağladığını veya huzursuz adımlarla evin içinde dolandığını görmek zorunda kalmayacağım. En azından şimdi düşünecek zamanım var ve kendimden başka endişelenmem gereken hiçbir şey yok.

Bisiklet kilidini yeniden kontrol ediyorum. Açık mavi plastik kaplı olanlarından, plastiğin içinde gümüş kabloyu görebilirsiniz. Her iki ayak bileğimin etrafına da bir tanesini üç kez dolamış ve kilitlemiş, halhal gibi. Ve üçüncüsünü de diğer ikisinin içinden geçirip düğümlemiş ve kilitlemiş.

Halkalar bileğimden kayamayacak kadar darlar. Ayaklarımı birbirinden yalnızca on beş santimetre ayırabiliyorum. Bu da zincire vurulmuş bir mahkûm gibi ayaklarımı sürümeme neden oluyor. Halkaların mesafesini korumam gerekiyor, yoksa kilidin takılı olduğu halka bollaşınca diğerleri daralıyor ve canım acıyor.

Bana kapaklı bir kova ve tuvalet kâğıdı bırakmış fakat bunları kullanmam çok zor çünkü ayaklarımı düzgünce çömelebilecek kadar birbirinden uzaklaştıramıyorum. Eğlenmem için bir bloknot ve kalem bırakmış. Uyku tulumum ve yastığım duvara karşı yaslanmış. Bozuk ısıtıcı nihayet çalışıyor ve artık o kadar üşümüyorum.

Beynim sonunda kapana kısılmış bir fare gibi davranmayı kesti. Kendini oradan oraya savurmayı ve kendi kuyruğunu kovalamayı bıraktı. Ne de olsa beni burada sonsuza kadar tutamaz. Tüm yapmam gereken oturup beklemek.

Onca ağlamamdan sonra burun kemiğimin üzerinde bana garip bir biçimde haz veren

indir

 

 

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir