Ölüm Emri / James Dashner
Macera / 1 Ocak 2018

Ölüm Emri Ölüm Emri’nden… Teresa en yakın arkadaşına baktı ve onu unutmanın nasıl bir şey olacağını merak etti. Kıymık’ın Thomas’tan önce bir sürü çocuğa yerleştirildiğini görmüş olmasına rağmen bu imkânsız geliyordu. Küllü kahverengi saçlı, keskin ve her daim düşünceli bakan bu çocuk ona nasıl yabancı olabilirdi ki? Aynı odada olup da bir kokuyla ya da yakınlardaki bir sersemle ilgili nasü şakalaşmazlardı? Onun karşısında durup telepatik olarak konuşma fırsatım nasıl es geçebüirdi ki? İmkânsızdı. Ancak yalnızca bir gün kalmıştı. Teresa için. Thomas içinse artık sadece birkaç dakika vardı. Ameliyat masasında gözleri kapalı yatıyor, göğsü yumuşak, düzenli nefeslerle inip kalkıyordu. Kayran’ın zorunlu üniforması olan pantolon ile tişörtü giymişti. Bu haliyle güneş patlamalarının ve hastalığın dünyayı sıradanlıktan uzaklaştırmadan önce, sıradan bir okuldaki uzun günün ardından akşamüstü sıradan bir uyku çeken sıradan bir çocuğa benziyordu. Ölüm ve yıkım, çocukların -anılarıyla birlikte- kaçırılmalarını ve Labirent gibi dehşet verici bir yere gönderilmelerini gerekli kılmadan önce. İnsan beyninin imha bölgesi olarak bilinmeden ve izlenip incelenmesine ihtiyaç duyulmadan önce. Sırf bilim ve tıp için. Thomas’ı hazırlamış olan doktor ve hemşire maskeyi onun yüzüne indirdiler. Klik, bip ve tıslama sesleri geliyordu; Teresa, Thomas’m kulaklarına ve derisine metallerin, kabloların ve plastik tüplerin sokulmasını izlerken çocuğun ellerinin refleks olarak seğirdiğini gördü….