Kalıcı Felsefe / Aldous Huxley

5 Ocak 2018

Kalıcı FelsefeKalıcı Felsefe

Kalıcı Felsefe’den…

Bu alıntı yukarıda söylenilenlerle çelişkili gibi gözükse de bu gerçek bir çelişki değildir. İçteki Tanrı ve dıştaki Tanrı kavranabilecek ve kelimelere dökülebilecek iki soyut kavramdır. Bununla beraber, bu kavramların îma ettiği hakikatlar “ruhun en derin ve merkezî kısmından” başka bir yerde kavranamaz ve ifade edilemez. Bu içteki Tanrı için olduğu kadar dıştaki Tanrı için de geçerlidir. Fakat her iki soyut kavramın da —uzaysal bir mecaz kullanmak gerekirse— aynı yerde gerçeklenmesi gerekmekle beraber, Tanrının içte gerçeklenmesinin aslî mahiyeti nicelik açısından dıştaki Tanrının gerçeklenmesinden farklıdır; ayrıca her biri algılayıcının Zât’ı ve aynı zamanda (Bhagavad–Gita’nın kelimeleriyle) “bütün bu dünyanın, sayesinde her tarafa yayıldığı Şu” kadar eş zamanlı olarak içte ve dışta olan Kaynağın gerçeklenmesinden de farklıdır.

Svetaketu on iki yaşına geldiğinde bir öğretmene gönderilir. Yirmi dört yaşına kadar onunla birlikte çalışır. Bütün Vedaları öğrendikten sonra bütün herşeyi öğrendiği inancıyla ve herkesin kusurlarını bulma iddiasıyla birlikte kendini beğenmiş olarak eve döner.

Babası ona der: “Svateketu, yavrum, sahip olduğun bilgilerle övünen ve herkesi eleştiren sen, sayesinde işitilmeyeni işititebildiğimiz, algılanamayanı algılayabildiğimiz ve bilinmeyeni bilebildiğimiz bilgiyi elde ettin mi?”

Svataketu sorar: “Nedir bu bilgi babacığım?”

Babası cevap verir: “Bir parça kili bilmekle kilden yapılan bütün herşeyi biliriz, aradaki fark sadece isimden ibarettir, gerçek ise hepsinin kil olmasıdır; işte, yavrum, bu herşeyi bilmenin bilgisidir.”

“Fakat benim muhterem hocalarımın bu bilgiden haberleri yok; eğer onu bilselerdi bana da öğretirlerdi. Lütfen efendim, bu bilgiyi bana öğretir misin?”

“Öyle olsun” dedi babası… “Bana nyagradha ağacından bir meyve getir.”

“İşte efendim,”

“Şimdi kır onu.”

“Kırdım efendim.”

“Ne görüyorsun?”

“Birkaç çekirdek, efendim, çok küçükler.”

“Onlardan birini kır.”

“Kırdım efendim”

“Ne görüyorsun?”

“Hiçbir şey…”

“Oğlum” dedi babası “orada göremediğin anlaşılması güç olan özden başka bir şey değildir; işte o koca nyagrodha ağacının varlığı tam bu özde saklıdır. Tanımlanması güç olan özden başka birşey olmayan bunda, var olan herşey kendi nefsine

indir

 

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir