Mezbaha No 5 / Kurt Vonnegut

10 Ocak 2018

Mezbaha No 5Mezbaha No 5

Mezbaha No 5’ten…

Az çok gerçek bir hikâye bu. Ya da savaşla ilgili hiç bir şey şey gerçekten uzak değil. Kendisinin olmayan bir çaydanlığı aldığı için kurşuna dizilen birini tanıdım gerçekten Dresdende. Savaş sonunda kişisel düşmanlarını kiralık katillere öldürteceğini söyleyen bir başkasını da. Böyle sürüp gider bu. Bütün adları değiştirdim.

1967’de Guggenheim vakfının parasıyla (Tanrı Mangırlarını korusun) Dresdene döndüm. Ohionun Dayton şehrine çok benziyordu, bu kentin biraz daha genişi, rahatı. Bodrumunda tonlarla insan unu bulunması gerekli Oraya eski silah arkadaşım, Bernard V.O’ Hare’yle döndüm ve tutsak olduğumuz sıralar bizi kapadıkları mezbahaya gitmek üzere bindiğimiz taksinin şoförüyle ahbap olduk. Adı Gerhard Müller’di. Kısa süre Amerikalıların elinde tutsak kaldığını söyledi. Komünist rejimde yaşamanın insanda ne gibi bir izlenim bıraktığını kendisine sorduk, başlangıçta korkunç olduğunu söyledi. Çünkü herkes geberesiye çalışmak zorundaydı, çünkü konut, yiyecek ve giysi sıkıntısı çekiliyordu. Ama şimdi durum çok daha iyiydi. Küçük ve rahat bir dairesi vardı, kızı çok iyi bir öğrenim görüyordu. Annesi, Dresden alev fırtınasında yanıp kül olmuştu. Hayat bu.

Christmas’ta O’Hare’ye bir kart yolladı, kartta şöyle diyordu:

«Size, ailenize ve de arkadaşınıza neşeli bir Christmas ve mutlu bir yeni yıl diler, talihimiz varsa bir barış ve özgürlük dünyasında, yeniden taksi içinde görüşmemizi dilerim.

Çok hoşuma gidiyor şu: «Talihimiz varsa.» Bu iğrenç kitabın ne kadar paraya, zamana ve sinir yıpranmasına yol açtığını kestirmek kolay değil. Yirmi üç yıl önce İkinci Dünya Savaşından döndüğümde Dresden’in yıkılışını anlatmamın kolay olacağını düşünüyordum, bütün yapmam gereken, gördüklerimi aktarmaktan ibaret kalacağına göre. Aynı zamanda da bir şaheser yaratmayı ya da hiç değilse yığınla para yapmayı hesaplıyordum, konu böylesine geniş kapsamlı olduğuna göre. Ama o sıralar Dresden’le ilgili pek az sözcük geliyordu aklıma, daha doğrusu bir kitaba yetecek kadar değil. Ancak şimdi de aklıma pek fazla sözcük gelmiyor; anıları, Pall Mall sigaraları ve de yetişkin oğullarıyla bir bunak haline geldiğim şu sıralar

indir

 

 

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir