Otomatik Piyano / Kurt Vonnegut
Bilimkurgu / 11 Ocak 2018

Otomatik Piyano Otomatik Piyano’dan… Bir vınıltı ve tıkırtı oldu ve kapı açıldı. “Atla,” dedi teybe alınmış bir ses kontrol panelinin altından. Marş bastı, motor çalıştı, boşa geçti, radyo çalmaya başladı. Paul usulca direksiyonun üstündeki bir düğmeye bastı. Bir motor mırıldandı, dişliler yavaşça homurdandı ve iki ön koltuk uykulu sevgililer gibi yan yana yattı. Bu Paul’a bir zamanlar bir hayvan hastanesinde görmüş olduğu atlar için bir ameliyat masasını hatırlattı – at yan yatmış masanın yanına getirilmiş, buraya bağlanmış, narkoz verilmiş, sonra da, ameliyat edilmeye hazır pozisyonda, dişlilerle çalışan masanın üst kısmına devrilmişti. Katharine Finch’in derine, daha derine ■ gömüldüğünü hayal edebiliyordu, Bud ise eli düğmenin üstünde şarkılar mırıldanıyordu. Paul başka bir düğmeye basarak koltukları dikleştirdi. Arabaya, “Hoşçakal,” dedi. Motor durdu, radyonun sesi kesildi ve kapı kapandı. ‘Tahta beşlik alma,” diye seslendi araba Paul kendi arabasına binerken. “Tahta beşlik alma, tahta beşlik alma, tahta beşlik—” “Almam!” Bud’ın arabası sustu, belli ki içi rahat etmişti. Paul fabrikayı bölen geniş, temiz yol boyunca ilerledi; bir taraftan da bina numaralarını takip ediyordu. Bir steyşın vagon kornasını öttürerek aksi yönde hızla yanından geçti, içindekiler ona el sallıyordu; araba boş sokakta zikzaklar çizerek ana kapıya yöneldi. Paul saatine baktı. Bunlar, paydos eden ikinci vardiya olmalıydılar. Fabrikayı çalıştırmakta…