Milyarlarca ve Milyarlarca / Carl Sagan
Bilim/ 8 Ekim 2017

Milyarlarca ve Milyarlarca Milyarlarca ve Milyarlarca’dan… Ben bunu hiç söylemedim. Doğru söylüyorum. Ha, evrende belki de 100 milyar gökada ve 10 milyar trilyon yıldız olabileceğini söyledim. Kozmos hakkında konuşurken büyük sayılar kullanmamak kolay değil. Çok sayıda kişinin izlediği Cosmos adlı televizyon dizisinde de birçok kez “milyar” sözcüğünü kullandım. Ama hiçbir zaman “milyarlarca ve milyarlarca” demedim. Bir kere böyle bir ifade çok belirsiz. “Milyarlarca ve milyarlarca” kaç milyar eder? Birkaç milyar mı? Yirmi milyar mı? Yüz milyar mı? Yani “milyarlarca ve milyarlarca” çok muğlak bir söz. Televizyon dizisini gözden geçirip güncelleştirdiğimizde kontrol ettim ve emin oldum ki, biç böyle bir şey dememişim. Ama bunu asıl söyleyen Tonight Show adlı programına yıllar boyunca neredeyse otuz kez katıldığım Johnny Carson idi. Kadife ceket, balıkçı yaka kazak giyip kafasına da paspasa benzer bir şeyi peruk gibi takarak beni taklit ediyordu. Geceyarısı televizyonda “milyarlarca ve milyarlarca” diye söylenerek dolaşan bir çeşit benzerimi yaratmıştı. Kendi kafasına göre hareket ederek, dostlarımın ve meslektaşlarımın ertesi gün bana hemen yetiştirecekleri şeyler söyleyen hayali bir benzerimin varlığı beni biraz tedirgin ediyordu. (Halinden pek belli olmasa da kendisi ciddi bir amatör gökbilimci olan Carson, benzerime çoğu zaman gerçek bilimsel konuşmalar yaptırırdı.) Hayret verici bir şekilde bu “milyarlarca ve milyarlarca” ifadesi çok tuttu. İnsanların kulağına hoş…

Kozmos / Carl Sagan
Bilim/ 8 Ekim 2017

Kozmos Kozmos’tan… KOZMİK OKYANUSUN KIYILARI Yeryüzünün enginliğini zihnin kavrayabildi mi? Işığın evrendeki adresini biliyor musun? Peki, ya karanlığınkini..? — Eski Kitaplardan Mekân olarak evren, dört bir yanımı çevreleyip beni bir atom zerreciği gibi yutuyor; ama ben zihinsel düşüncemle dünyayı kavrıyorum. — Biaise Pascal, Düşünceler Bilinende sınır vardır, bilinmeyende sınır yoktur. İnsan aklı anlaşılmazlığın engin okyanusunda barınacak bir ada sağlar. Her kuşağa düşen iş, bu okyanustaki adaya biraz daha toprak katarak büyütmektir. — T. H. Huxley, 1887 KOZMOS. OLMUŞ VEYA OLAN YA DA OLACAK HER ŞEYDİR. Kozmos «düzen içinde bir evren» anlamında kullanılan Yunanca bir sözcüktür ve bir bakıma «karmaşa# anlamına gelen Kaos’un karşıtıdır. Evreni oluşturan tüm canlı ve cansız varlıkların birbirleriyle derinden uyumlu bağlarının gizlerini içerir ve bu karmaşık ama gizemli bir incelikle işlenmiş bağlara karşı hayranlık ifade eden bir sözcüktür. Kozmos’u şöyle bir düşünmek bile garip bir heyecan verir. İnsanın sesini soluğunu kesen, ensesinden aşağı ürperti veren, bir boşluğa düşüşün hayal meyal anımsanışı gibi başdöndürücü bir duygudur bu. Çünkü tüm sırların en büyüğünün karşısında olduğumuzun bilincindeyizdir. Kozmos’un mekân ve zaman boyutları her insanın anlayış .sınırlan içine girmez. Üzerinde barındığımız yerküre, başsız ve sonsuz bir enginlikte kaybolmuş minicik bir gezegendir. Kozmik perspektifte, insanoğluna ilişkin uğraşların çoğu anlamsız, hatta çocuksu görünür….

Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı / Carl Sagan
Bilim/ 8 Ekim 2017

Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı’ndan… Tokalaşmak üzere elini uzattı. “İsmim William F. Buckley.” (Karşımda duran adam gerçek William F. Buckley değildi, yalnızca kavgacılığıyla ünlü televizyon programı sunucusu ile aynı ismi taşıyordu. Eminim bu yüzden insanlardan saka yollu küfür de işitmiştir.) Uzun sürecek yolculuğumuza başlamak üzere arabaya bindiğimizde, bana “şu bilim adamı” olmama çok sevindiğini, bilim hakkında soracak çok sorusu olduğunu söyledi. Sormasında bir sakınca var mıydı? Hayır, yoktu. Elbette sorabilirdi. Böylece konuşmaya başladık. Ancak, sonradan anlaşıldığı gibi, bilim üzerine değil. San Antonio yakınlarında bir hava üssünde çözülmeye bırakılmış donmuş uzaylılardan, ölü insanların aklından neler geçtiğini öğrenmek için “dünya dışı bağlantı kurmak”tan, kristallerden, Nostradamus’un keha-netlerinden, yıldız falından, Turin’deki kefenden ve benzeri konulardan konuşmak İsliyordu. Bu ipe sapa gelmez öykülerin her birine büyük bir hevesle başlıyor, bense her seferinde onu düş kırıklığına uğratmak zorunda kalıyordum: “Kanıt son derece yetersiz” diyordum. “Çok daha basit bir açıklaması var bu söylediklerinizin.” Aslında epeyce bir şeyler okumuşluğu vardı. “Batık” Atlantis ve Lemuria kıtalarına ilişkin ortaya alılmış olanlar gibi, bir-çok asılsız savdan haberdardı. Artık yalnızca derin deniz ışıklı balıkları ve Norveç deniz canavarının uğrak yeri olan, bir zamanlar büyük uygarlıkları süslemiş sütun ve minare kalıntılarını su yüzüne çıkarmak için yapılacak…