Dracula / Bram Stoker
Korku/ 4 Kasım 2017

Dracula Dracula’dan… Tam ayrılmadan önce, yaşlı kadın odama geldi ve son derece kendini kaybetmiş biçimde şöyle dedi: “Gitmeniz şart mı? Ah! Genç Herr, gitmeniz şart mı?” Öylesine heyecanlıydı ki Almanca üzerindeki hâkimiyetini yitirmiş görünüyordu ve onu, hiç bilmediğim başka bir dille karıştırdı. Onu ancak bir sürü soru sorarak anlayabiliyordum. Ona bir an önce gitmem gerektiğini ve önemli bir işle meşgul olduğumu söylediğimde, bir kez de şöyle sordu: “Bugünün ne olduğunu biliyor musunuz?” Yanıt olarak Mayıs’ın dördü olduğunu söyledim. Başını iki yana salladı ve yine konuştu: “Ah, evet! Onu biliyorum, onu biliyorum! Ama bugünün ne olduğunu biliyor musunuz?” Anlamadığımı söylediğimde sözlerini sürdürdü: “Bugün Aziz George Günü’nün arifesi. Bu gece saatler gece yarısını gösterdiğinde yeryüzündeki tüm kötü güçlerin serbestçe ortalıkta salınacağını bilmiyor musunuz? Nereye gittiğinizi, neye gittiğinizi biliyor musunuz?” Öylesine belirgin bir kaygı içindeydi ki onu rahatlatmaya çalıştım, ama hiç etki etmedi. Sonunda dizlerinin üzerine çöktü ve gitmemem için, en azından yola çıkmadan önce bir-iki gün beklemem için bana yalvardı. Tüm bunlar çok saçmaydı, ama kendimi rahat hissetmiyordum. Ancak, yapılması gereken bir iş vardı ve hiçbir şeyin onu engellemesine izin veremezdim. Bu yüzden, onu ayağa kaldırmaya çalıştım ve elimden geldiğince ciddi biçimde teşekkür edip görevimin kaçınılmaz olduğunu ve gitmem gerektiğini söyledim. Bunun…

Vittorio / Anne Rice
Korku/ 17 Ekim 2017

Vittorio Vittorio’dan… Küçük bir çocukken korkunç bir rüya görmüştüm. Rüyamda erkek ve kız kardeşlerimin kesik başlarını kucağımda tutuyordum. Kocaman kıpır kıpır gözleri ve kızarmış yanakları dışında tamamen hareketsiz ve sessizdiler. Benimse adeta dilim tutulmuş, kucağımdaki bu korkunç görüntüye bakakalmıştım. Ve bir gün rüyam gerçek oldu. Ama kimse ağlamayacak, ne onlar ne de benim için, çünkü isimsiz olarak gömüldüklerinden bu yana beş yüz yıl geçti. Ben bir vampirim. Adım Vittorio, ve bu satırları İtalya’nın tam ortasında bulunan güzeller güzeli Toskana Vadisinin kuzeyinde, içinde doğduğum şatonun harabelerinde yazıyorum. Cosimo de Medici’nin İtalya’nın gayriresmi yöneticiliğini üstlendiği güzel günlerden bu yana beş yüz yıldır yaşayan alışılmışın dışında bir vampirim, gücümün sınırı yoktur. Eğer onlarla konuşmayı başanrsanız, melekler bile güçlerimi doğrular. Bunu asla aklınızdan çıkarmayın. Hikayeleri ve tarihi geçmişleri ile sizleri eğlendirmiş olan Yeni Dünya şehri New Orleans’in romantik ve tuhaf vampirlerden oluşan “Entelektüeller Topluluğu” ile hiçbir alakam yoktur. Hikayeymiş gibi gösterilen, ama aslında ürpertici bir gerçeğin ta kendisi olan o kahramanlarla ilgili size ilginç gelecek hiçbir şey bilmiyorum. Louisiana bataklıklarında bulunan baştan çıkarıcı cennet vadileri hakkında da hiçbir şey bilmiyorum. Bu sayfalarda onlarla ilgili yeni bilgiler edinemeyeceğinizi söyleyeyim. Bu satırlardan sonra onlarla ilgili en ufak bir kelime dahi bulamayacaksınız. Doğrudur, kendi başlangıcımı, yani yaratılışımın…

Vampirle Görüşme / Anne Rice
Korku/ 17 Ekim 2017

Vampirle Görüşme Vampirle Görüşme’den… “Anlıyorum…” dedi vampir düşünceli bir tavırla; yavaşça odanın karşısındaki pencereye yürüdü. Uzun süre orada durdu, Divisadero Sokağı’nın solgun ışığı, gelip geçen arabaların farları cama vuruyordu. Oğlan odadaki eşyaları, yuvarlak meşe masayı, sandalyeleri daha iyi görebiliyordu şimdi. Duvarların birinde bir lavabo ve ayna vardı. Oğlan çantasını masaya bırakıp bekledi. “Peki, yanında ne kadar bant var?” diye sordu vampir dönerek, oğlan şimdi profilden görebiliyordu onu. “Bir hayat hikâyesine yetecek kadar var mı?” “Tabii, eğer iyi bir hayatsa. Bazen şansım açık olunca bir gecede üç-dört konuşma yapıyorum. Ama iyi bir hikâye olması şartıyla. Bu anlaşılır, değil mi?” “Fevkalade anlaşılır,” dedi vampir. “Sana hayat hikâyemi anlatacağım öyleyse. Büyük bir zevkle anlatacağım.”. “Harika,” dedi oğlan. Çantasından küçük teybini çıkardı hemen, kaseti ve pilleri kontrol etti. “Merakla bekliyorum, niye inanıyorsunuz buna, niye…” “Hayır,” dedi vampir birden. “Bu şekilde başlayamayız. Aletlerin hazır mı?” “Evet,” dedi oğlan. “Otur öyleyse. Şu ışığı yakayım.” “Ama vampirler ışıktan hoşlanmaz diye bilirdim,” dedi oğlan. “Sizce karanlık olması atmosfer açısından daha iyiyse…” Ama sustu birden. Vampir sırtını pencereye dönmüş onu seyrediyordu. Oğlan yüzünü hiç seçemiyordu şimdi; kıpırtısız beden nedense dikkatini dağıtıyordu. Bir şey söyleyecekmiş gibi oldu, ama söylemedi. Vampir masaya yaklaşıp lambanın ipine uzanınca rahat bir nefes aldı. Çiğ,…