Yedinci Gün / İhsan Oktay Anar
Türk Edebiyatı/ 18 Mayıs 2017

Yedinci Gün Çizgilerin kürelere, zamanın sonsuzluğa, sonsuzlukların da hayâllere dönüştüğü bir hikâyedir bu. Sıradan insanların sıra dışılığı, bilinen hikâyelerin düşlere dönüşümü, zaafların asîlleşmesi, erdemlerin ardındaki günâhkârlık tüm içtenliğiyle akacak zihinlere. İnsan olmanın en zayıf ve en yüce yanları, bir hikâyenin dokunuşuyla bir kez daha bilinebilir olacak. İhsan Oktay Anar, bu yeni düşüyle sizleri bir kez daha şaşırtacak. Çizgilerde değil kürelerde gezinecek, bilinen zamanların bilinmeyen anlarına yolculuk edeceksiniz. Alışık olmadığınız bu dünyanın kapısından girdiğinizde âşinalık hissedecek, sadeliğin ihtişâmına teslim olmanın rahatlığıyla kendinizi akışta yolculuk ederken bulacaksınız. İhsan Oktay Anar (d. 1960, Yozgat), Türk yazar. Lisans eğitimini Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü, master ve doktora eğitimini Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde yaptı. Aynı okulda 2011 yılında öğretim üyeliğinden emekli olmuştur. 2009 yılında Erdal Öz Edebiyat Ödülü’nü almıştır. Puslu Kıtalar Atlası adlı kitabı, 20’den fazla dile çevirilmiş ve Kültür Bakanlığı tarafından tanıtılmıştır. Efrâsiyâb’ın Hikâyeleri adlı romanı İngiltere’de sahnelenmiştirl yazardır Hayatı İhsan Oktay Anar’ın yazın biçimi, göndermeler içerir. Kabaca birkaç örnek vermek gerekirse Amat’taki İsrafil adlı çocuğun gemi borazancısı olup diriliş düdüğünü çalışı islamiyette kıyamet haberi olan borazanı çalacak meleğe, alt ambar toprak altına ve mezara göndermeler ya da modellemelerdir. İlk hikayesi Mor Köpük dergisinde yayınlanan Kafirler İçin Apologia‘dır. Aynı dergide yayınlanan bir diğer hikayesi 1989…

Suskunlar / İhsan Oktay Anar
Türk Edebiyatı/ 18 Mayıs 2017

Suskunlar Eflâtun rengi hayaller kuran bir “suskun”un sözleridir, bu roman. İşittiğini gören, gördüğünü dinleyen, dinlediğini sessizliğin büyüsüyle sırlayan ve tüm bunların görkemini hikâye eden bir adamın alçakgönüllü dünyasına misafir olacaksınız, satırlar akıp giderken. O ise, muzip bir tebessümle size eşlik edecek, sessizce… Sayfaları birer birer tüketirken, benzersiz erguvanî düşlerin “gerçekliği”nde semâ edeceksiniz ve bu düşlerden âdeta başınız dönecek. Hayat kadar gerçek, düş kadar inanılmaz bu dünyanın tüm kahramanlarının seslerini duyacak, nefeslerini hissedeceksiniz. Çünkü Suskunlar, sessizliğin olduğu kadar, seslerin ve sözlerin, yani musikînin romanıdır. Sonsuzluğun derin sessizliğinin “nefesini üfleyen” ve ona “can veren” bir adamın hayallerinin ete kemiğe bürünmüş kahramanları, en az sizler kadar gerçektir; ya da siz, en az onlar kadar bir düş ürünü… Bağdasar, Kirkor, Dâvut, Kalın Musa, İbrahim Dede Efendi, Rafael, Tağut, Veysel Bey ve diğerleri… Onlar, sessizliğin evreninden İhsan Oktay Anar’ın düş dünyasına duhûl ederek suskunluklarını bozmuşlardır. Bir meczûp aşkı tattı, bir âşıksa aşkına şarkılar yazıp ruhunu maviyle bezedi; diğeri, kaybolduğu dünyada bir sesin peşine düşerek kendini buldu. Nevâ, belki de, herkesin âşık olduğu bir kadının pür hayâliydi. Hayâlet avcısı, kendi ruhunu yakalamaya çalıştı. Zâhir ve Bâtın ise, zıtlıkların muhteşem birliğinde denge bulan iki ayrı gücün cisimleşmiş hâliydi. Suskunlar’ı okuduktan sonra aynaya bakmak, yansıyan aksinizde gerçeği görmek,…

Puslu Kıtalar Atlası / İhsan Oktay Anar
Türk Edebiyatı/ 18 Mayıs 2017

Puslu Kıtalar Atlası Bir “ilk kitap”, Türkçe edebiyatta yeni ve pırıltılı bir yazar… “Yeniçeriler kapıyı zorlarken” düşler üstüne düşüncelere dalan Uzun İhsan Efendi, kapı kırıldığında klasik ama hep yeni kalabilen sonuca ulaşmak üzeredir: “Dünya bir düştür. Evet, dünya… Ah! Evet, dünya bir masaldır.” Geçmiş üzerine, dünya hali üzerine, düşler ve “puslu kıtalar” üzerine bir roman İhsan Oktay Anar (d. 1960, Yozgat), Türk yazar. Lisans eğitimini Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü, master ve doktora eğitimini Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde yaptı. Aynı okulda 2011 yılında öğretim üyeliğinden emekli olmuştur. 2009 yılında Erdal Öz Edebiyat Ödülü’nü almıştır. Puslu Kıtalar Atlası adlı kitabı, 20’den fazla dile çevirilmiş ve Kültür Bakanlığı tarafından tanıtılmıştır. Efrâsiyâb’ın Hikâyeleri adlı romanı İngiltere’de sahnelenmiştirl yazardır Hayatı İhsan Oktay Anar’ın yazın biçimi, göndermeler içerir. Kabaca birkaç örnek vermek gerekirse Amat’taki İsrafil adlı çocuğun gemi borazancısı olup diriliş düdüğünü çalışı islamiyette kıyamet haberi olan borazanı çalacak meleğe, alt ambar toprak altına ve mezara göndermeler ya da modellemelerdir. İlk hikayesi Mor Köpük dergisinde yayınlanan Kafirler İçin Apologia‘dır. Aynı dergide yayınlanan bir diğer hikayesi 1989 tarihli Rabnuma‘dır. Yavuz Sultan Selim Han Efendimizin Çaldıran Meydan Muharebesi hikayesi YKY tarafından çıkarılan Kitap-lık dergisinde yayınlanmıştır. Yiğit Değer Bengi tarafından hazırlanan 1002. Gece Masalları adlı kitapta İnşaat İşçisi Rıfkı’nın Dehşet Verici…

Kitab-ül Hiyel / İhsan Oktay Anar
Türk Edebiyatı/ 14 Mayıs 2017

Kitab-ül Hiyel Puslu Kıtalar Atlası’yla birçok okuru şaşırtan ve sevindiren İhsan Oktay Anar’ın ikinci romanı Kitab-ül Hiyel, “eski zaman mucitlerinin inanılmaz hayat öyküleri”ni anlatıyor. Yafes Çelebi, Calud ve Lalezar Necef Bey’den Angilidis Efendi’ye, Samur ve Yağmur Çelebiler’den Uzun İhsan Efendi’ye bir sürü mucit, hiyelkar, aktarıcı, “rivayet edici”, mağdur, sarhoş, meyhaneci, kahveci… Okuyanın okumayanlara kolay anlatamayacağı ama insanın birileriyle paylaşmak isteyeceği romanlardan, Kitab-ül Hiyel. İhsan Oktay Anar (d. 1960, Yozgat), Türk yazar. Lisans eğitimini Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü, master ve doktora eğitimini Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde yaptı. Aynı okulda 2011 yılında öğretim üyeliğinden emekli olmuştur. 2009 yılında Erdal Öz Edebiyat Ödülü’nü almıştır. Puslu Kıtalar Atlası adlı kitabı, 20’den fazla dile çevirilmiş ve Kültür Bakanlığı tarafından tanıtılmıştır. Efrâsiyâb’ın Hikâyeleri adlı romanı İngiltere’de sahnelenmiştirl yazardır Hayatı İhsan Oktay Anar’ın yazın biçimi, göndermeler içerir. Kabaca birkaç örnek vermek gerekirse Amat’taki İsrafil adlı çocuğun gemi borazancısı olup diriliş düdüğünü çalışı islamiyette kıyamet haberi olan borazanı çalacak meleğe, alt ambar toprak altına ve mezara göndermeler ya da modellemelerdir. İlk hikayesi Mor Köpük dergisinde yayınlanan Kafirler İçin Apologia‘dır. Aynı dergide yayınlanan bir diğer hikayesi 1989 tarihli Rabnuma‘dır. Yavuz Sultan Selim Han Efendimizin Çaldıran Meydan Muharebesi hikayesi YKY tarafından çıkarılan Kitap-lık dergisinde yayınlanmıştır. Yiğit Değer Bengi tarafından hazırlanan 1002. Gece…

Galiz Kahraman / İhsan Oktay Anar
Türk Edebiyatı/ 14 Mayıs 2017

Galiz Kahraman “Bütün zamanların kahramanı olan bir insanın hikayesidir bu. O hem herkes hem de hiç kimsedir. Dünyadan alacağını tahsil etmeye gelmiştir. Çünkü, Tanrı dahil herkesin ona borcu vardır. Vebaline girilen tüyü bitmedik yetim işte odur. Kadim zamanlardan beri hakkı yendiğine göre, sonlu ama sınırsız bir evrenin engin ve derin merkezi insan olmanın, “olmasa da olur” halini icrâ etmesinde hiçbir sakınca yoktur. Romantik bir insafsızlığın bakir tacizcisi olmak sonuna kadar hakkıdır. Sıradanlığın üst insanıdır o. Asilliğiyle asilleşememesi umrunda bile değildir. Onun umrunda olan tek şey, sadece ve sadece kendini algılamak, kendi küçük âlemine sığan kainatı kabul etmektir. Çünkü bilmektedir ki, gerçek bilgelik de zaten budur.” İhsan Oktay Anar (d. 1960, Yozgat), Türk yazar. Lisans eğitimini Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü, master ve doktora eğitimini Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde yaptı. Aynı okulda 2011 yılında öğretim üyeliğinden emekli olmuştur. 2009 yılında Erdal Öz Edebiyat Ödülü’nü almıştır. Puslu Kıtalar Atlası adlı kitabı, 20’den fazla dile çevirilmiş ve Kültür Bakanlığı tarafından tanıtılmıştır. Efrâsiyâb’ın Hikâyeleri adlı romanı İngiltere’de sahnelenmiştirl yazardır Hayatı İhsan Oktay Anar’ın yazın biçimi, göndermeler içerir. Kabaca birkaç örnek vermek gerekirse Amat’taki İsrafil adlı çocuğun gemi borazancısı olup diriliş düdüğünü çalışı islamiyette kıyamet haberi olan borazanı çalacak meleğe, alt ambar toprak altına ve…

Efrasiyab’ın Hikayeleri / İhsan Oktay Anar
Türk Edebiyatı/ 14 Mayıs 2017

Efrasiyab’ın Hikayeleri Çok uzak zamanlarda değil, günümüzün otuz, bilemediniz elli yıl öncesinde, üstelik hep “ülkemizde” geçiyor Efrâsiyâb’ın Hikâyeleri. Ancak… Sanki o zamanlardan ve o mekânlardan değil de, başka zaman ve mekânlardan, hatta başka dillerden aşina olduğumuz hikâyeler… Yani, Puslu Kıtalar Atlası’nı ve Kitab-ül Hiyel’i okumuş olanların tahmin edebilecekleri gibi, üzerine söz söylemesi zor, “içine dalması” keyif verici kitaplardan: Estetik’le oyun’un, mizah’la felsefe’nin bir edebî buluşması… Ölüm gelir evde torunlarına hikayeler anlatmakta olan Cezzar Dede’nin kapısını çalar. Ve şöyle bir anlaşmaya varırlar. Ölüm anlatacağı her hikaye için Cezzar Dedenin ömrünü bir saat uzatacaktır. Üstelik hep ülkemizde geçen hikayelerdir bunlar. Özetle yine İhsan Oktay Anarca bir kitapla karşı karşıyayız. Yani estetikle oyunun ,mizahla felsefenin edebi bir buluşmasıyla…. İhsan Oktay Anar (d. 1960, Yozgat), Türk yazar. Lisans eğitimini Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü, master ve doktora eğitimini Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde yaptı. Aynı okulda 2011 yılında öğretim üyeliğinden emekli olmuştur. 2009 yılında Erdal Öz Edebiyat Ödülü’nü almıştır. Puslu Kıtalar Atlası adlı kitabı, 20’den fazla dile çevirilmiş ve Kültür Bakanlığı tarafından tanıtılmıştır. Efrâsiyâb’ın Hikâyeleri adlı romanı İngiltere’de sahnelenmiştirl yazardır Hayatı İhsan Oktay Anar’ın yazın biçimi, göndermeler içerir. Kabaca birkaç örnek vermek gerekirse Amat’taki İsrafil adlı çocuğun gemi borazancısı olup diriliş düdüğünü çalışı islamiyette kıyamet…

Amat / İhsan Oktay Anar
Türk Edebiyatı/ 14 Mayıs 2017

Amat Kıyıda ise üç direkli, iki güverteli ve 58 toplu bir kalyon, o karanlıkta usturmaçalarını puta edip iskeleye palamar vermişti. Yelkenlerin sarılı olduğu serenler hisa edilmiş ve tez zamanda yola çıkacağını ilân için mizana direğine mavi bayrak çekilmişti. Esrarengiz adam, kalabalığı yarıp elinden tuttuğu İsrâfil’le iskeleden gemiye doğru yürümeye başladı. Kalyonun dikmesinin palangalarına asılan ve tıraka tutan gemicilere vardiyan, “Yisa, sizi gidi sütü bozuk sünepeler! Yisa beraber! Varda ruhsuzlar! Varda! Bre aman! Laşka! Laşka!” diye feryat ediyor ve hurçların, sandıkların ve fıçıların ambarlara usûlünce istifine nezaret ediyordu. Güneşin doğmasına 7 saat kala esrarengiz adam, sürme iskeleden kalyonun çukur güvertesine çıkmak istedi. Fakat eline ne kadar asılırsa asılsın Eşek İsrâfil yerinden bir türlü kımıldamıyordu. O karanlıkta eline son bir kez daha asılıp “Gel yâ mübarek!” diye nida eyledi. Bunun üzerine çocuk her nedense inat etmekten vazgeçti. Ne var ki, sürme iskelenin kayganlığından dolayı düşmemek için midir, İsrâfil’in kuşağına 40-50 yaşlarında, iri yapılı, sırma işlemeli siyah kaput giymiş biri yapışmıştı. İşte bu adam kuşağı bırakıp küpeşteye tutundu ve güverteye ayak bastı. Bunun ilâhî düzenin bozulması demek olduğunu hiç kimse bilmeyecekti. İhsan Oktay Anar (d. 1960, Yozgat), Türk yazar. Lisans eğitimini Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü, master ve doktora eğitimini Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi…

İnatçı Keraban / Jules Verne
Bilimkurgu/ 14 Mayıs 2017

İnatçı Keraban Jules Verne bu kez Osmanlı topraklarında… Bir Ramazan günü bir Hollandalı, uşağıyla birlikte İstanbul’a gelir. Burada, dostu tütün tüccarı Keraban Ağa ile buluşur, onun Üsküdar’daki konağına yemeğe gideceklerdir. Tam da o gün, Boğaz’dan karşıya geçiş için yeni bir vergi konur ama Keraban Ağa’nın bu vergiyi ödemeye hiç niyeti yoktur. On paralık vergiyi ödememekte kararlı olan Keraban Ağa’nın bu inadı, kendisine yüzlerce altına mal olacak zorlu ve ilginç bir Karadeniz yolculuğunu başlatır… Jules Verne, İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu, Türkler ve Karadeniz’le ilgili düşüncelerini serpiştirdiği bu romanında “Osmanlıların en inatçısını” anlatıyor… Jules Gabriel Verne (8 Şubat 1828 – 24 Mart 1905) Verne, Hugo Gernsback ve H. G. Wells ile genellikle “Bilim kurgunun babası” olarak adlandırılır. Eserlerinde ayrıntılarıyla tarif ettiği buluşlar ve makinaların o sıralarda gelişmekte olan Avrupa sanayisi ve teknolojisine ilham kaynağı olduğu düşünülür. Özellikle uzay, hava taşıtları, denizaltılar hakkında yazmıştır. Daha çok Denizler Altında Yirmi Bin Fersah (1870), Dünyanın Merkezine Yolculuk (1864) ve Seksen Günde Devr-i Âlem (1873) romanlarıyla tanınır. UNESCO’nun çeviri kitap veritabanına (Index Translationum) göre dünyada en çok çevrilen ikinci bireysel yazardır Hayatı 8 Şubat 1828’de Fransa’nın Nantes şehrinde doğdu. Varlıklı bir avukat olan Pierre Verne ile eşi Sophie Henriette Allotte de la Fuye’nin beş çocuğundan en büyüğüdür….

İki Yıl Okul Tatili / Jules Verne
Bilimkurgu/ 14 Mayıs 2017

İki Yıl Okul Tatili Ertesi sabah, limandan ayrılacak olan Sloughi yatının güvertesinde, yaşları 8 ile 14 arasında değişen ve yanlarında tek bir yetişkin dahi bulunmayan on beş çocuk vardır. Mürettebat son içkilerini yudumlamak için karaya çıktığında halatlar esrarengiz bir şekilde kopar ve Chairman yatılı okulunun öğrencisi olan bu çocuklar açık denize doğru sürüklenirler. Şiddetli fırtınanın etkisiyle Pasifik’in sularında kaybolan Sloughi’nin, ıssız bir adanın kör kayalıklarına vurup parçalanmasıyla çocuklar için uzun ve belirsiz tatil günleri başlar. Yanlarında cesaretlerinden başka bir şeyleri olmayan bu çocuklar, avlanmayı, tuzaklar hazırlamayı, hayvanları ehlileştirmeyi, barınak hazırlamayı öğrenmek zorundadırlar. Bir yandan da adanın açıklarından geçecek bir geminin umuduyla yaşamaya başlarlar. Ancak bu zorlu süreç, kişilik çatışmalarını ve gruplaşmaları da beraberinde getirerek, küçük koloninin bölünmesine neden olacaktır. Ta ki eli kanlı bir haydut çetesinin kayığı kumsala vurana dek… Issız adadaki zorunlu tatilleri, sadece hayatta kalabilmek için birbirlerine tutunmak zorunda olduklarını öğreten bir sınav süreci değildir artık, tehlikelerle de mücadele etmek zorundadırlar.orukta tutuyor. Jules Gabriel Verne (8 Şubat 1828 – 24 Mart 1905) Verne, Hugo Gernsback ve H. G. Wells ile genellikle “Bilim kurgunun babası” olarak adlandırılır. Eserlerinde ayrıntılarıyla tarif ettiği buluşlar ve makinaların o sıralarda gelişmekte olan Avrupa sanayisi ve teknolojisine ilham kaynağı olduğu düşünülür. Özellikle uzay, hava…

Yüzen Şehir / Jules Verne
Bilimkurgu/ 14 Mayıs 2017

Yüzen Şehir Mühendislik harikası sayılan bir buharlı gemi: Great Eastern. Yüzlerce insan, farklı düşlerin peşinde, Amerika’ya erişmek üzere bu devasa gemide yolculuk yapmaktadır. Ancak bu Amerika yolculuğu, beklendiği gibi sakin ve sorunsuz geçmeyecektir. Bu yolculuk; yürek karartan kehanetleriyle felaket tellallığı yapan bir doktorun, acılar içindeki yüreğini avutmaya çalışan bir askerin, ruhu kötülük sınırlarını zorlayan bir kumarbazın ve esrarengiz bir kadının kaderini şaşırtıcı bir şekilde kesiştirir. Onlar henüz farkında olmasalar da bu buluşma hayatlarını değiştirecektir. Jules Verne bu romanında, canlı anlatımıyla okuyucuya adeta bir Amerika gezintisi yaptırırken, süprizlerle dolu olaylar dizisi heyecanı dorukta tutuyor. Jules Gabriel Verne (8 Şubat 1828 – 24 Mart 1905) Verne, Hugo Gernsback ve H. G. Wells ile genellikle “Bilim kurgunun babası” olarak adlandırılır. Eserlerinde ayrıntılarıyla tarif ettiği buluşlar ve makinaların o sıralarda gelişmekte olan Avrupa sanayisi ve teknolojisine ilham kaynağı olduğu düşünülür. Özellikle uzay, hava taşıtları, denizaltılar hakkında yazmıştır. Daha çok Denizler Altında Yirmi Bin Fersah (1870), Dünyanın Merkezine Yolculuk (1864) ve Seksen Günde Devr-i Âlem (1873) romanlarıyla tanınır. UNESCO’nun çeviri kitap veritabanına (Index Translationum) göre dünyada en çok çevrilen ikinci bireysel yazardır Hayatı 8 Şubat 1828’de Fransa’nın Nantes şehrinde doğdu. Varlıklı bir avukat olan Pierre Verne ile eşi Sophie Henriette Allotte de la Fuye’nin beş…

Wilhelm Storitz’in Sırrı / Jules Verne
Bilimkurgu/ 14 Mayıs 2017

Wilhelm Storitz’in Sırrı Fransa’da yaşayan Henry Vidal, ünlü bir ressam olan kardeşi Marc Vidal’in, köklü bir ailenin kızı olan Myra Roderich’le yapacağı evlilik için Macaristan’a yolculuğa çıkar. Tuna boyunca yapacağı eşsiz güzellikteki gemi yolculuğunun ardından, senelerdir görmediği kardeşine kavuşacak ve güzel nişanlısı Myra’yla taşınacaktır. Uzun zaman önce anne ve babalarını kaybetmiş olduklarından, babası yerine koyduğu ağabeyinin bu düğüne katılması Marc için büyük önem taşımaktadır. Fakat ne yazık ki düğün planları, Myra’nın, evlenme teklifini kabul etmediği esrarengiz Wilhelm Storitz tarafından bozulur. Babası ünlü bir bilimadamı olan Wilhelm, Myra’yı görülmemiş yöntemlerle cezalandırır. Önce düğün öncesi verilen daveti sabote eder, ardından da, düğüne birkaç gün kala Myra ortadan kaybolur. Zorlu araştırmalar sonunda bulunsa da Myra artık eskisi gibi değildir… Jules Verne’den gizemli örülmüş, sürprizlerle dolu, soluksuz okuyacağınız bir roman… Jules Gabriel Verne (8 Şubat 1828 – 24 Mart 1905) Verne, Hugo Gernsback ve H. G. Wells ile genellikle “Bilim kurgunun babası” olarak adlandırılır. Eserlerinde ayrıntılarıyla tarif ettiği buluşlar ve makinaların o sıralarda gelişmekte olan Avrupa sanayisi ve teknolojisine ilham kaynağı olduğu düşünülür. Özellikle uzay, hava taşıtları, denizaltılar hakkında yazmıştır. Daha çok Denizler Altında Yirmi Bin Fersah (1870), Dünyanın Merkezine Yolculuk (1864) ve Seksen Günde Devr-i Âlem (1873) romanlarıyla tanınır. UNESCO’nun çeviri kitap veritabanına…

Piyango Bileti / Jules Verne
Bilimkurgu/ 14 Mayıs 2017

Piyango Bileti Dal’da yaşayan Hansenler yörenin en meşhur otellerinden birini işletmektedir. Eşini kaybeden Madam Hansen, oğlu Joël, kızı Hulda ve müstakbel damadı da olan yeğeni Ole Kamp’la birlikte huzurlu bir yaşam sürer. Kızı Hulda ile Ole’nin nikah törenine hazırlanan Madam Hansen’in yaşamı beklenmedik bir konukla kabusa dönüşür. İçine kapanık, pek fazla konuşmayan Madam Hansen artık iyice sessizleşmiş ve çıkrık tezgahının başında daha uzun saatler geçirmeye başlamıştır. Annesinin yaşadığı sıkıntı bir yana, Hulda da evlilik için gereken parayı kazanmak üzere son bir sefere çıkan denizci nişanlısı Ole’den haber alamamaktan oldukça endişe duymaktadır. Sakin, huzurlu bir yaşantısı olan Hansenler için hayat tersine dönmüştür. Onları bu durumdan ancak bir mucize kurtarabilecektir… Dünyanın dört bir yanından öykülerle okuyucusunu buluşturan Jules Verne, bu kez Norveç’in soğuk ikliminden sıcak bir hikâyeyle karşımızda… Çaresizliğin insanı nasıl da güç durumlara soktuğunu, ama umudun asla yitirilmemesi gerektiğini anlatan Piyango Bileti Kuzey Avrupa’nın coğrafyası, insanları ve gündelik yaşantısına dair ayrıntılarıyla okuyanları o topraklara götürüyor… Jules Gabriel Verne (8 Şubat 1828 – 24 Mart 1905) Verne, Hugo Gernsback ve H. G. Wells ile genellikle “Bilim kurgunun babası” olarak adlandırılır. Eserlerinde ayrıntılarıyla tarif ettiği buluşlar ve makinaların o sıralarda gelişmekte olan Avrupa sanayisi ve teknolojisine ilham kaynağı olduğu düşünülür. Özellikle uzay, hava…

Ne Altı Var Ne Üstü / Jules Verne
Bilimkurgu/ 14 Mayıs 2017

Ne Altı Var Ne Üstü Daha önce Dünya’dan gönderdikleri gülle ile Ay’ın çevresini dolaşan Gun Club’ın gözüpek topcuları bu kez de Kuzey kutbunu açık artırma ile satışa çıkartıyor. Bu girişimin hedefinin kutup bölgesindeki zengin taşkömürü yataklarının işletilmesi olduğu anlaşılınca bu kez akıllara, Kuzey kutbuna nasıl ulaşılacağı sorusu geliyor. Her konuda olduğu gibi topçuların buna da verecekleri pratik bir yanıtları vardır. Kutba ulaşmak yerine kutbu ayaklarının dibine getirmek. Şiddetli bir sarsıntının etkisiyle Dünya’nın eksenini yörünge düzlemine dik hale getirerek yeryüzünde önemli altüst oluşlar yaratmayı planlayan bu emekli topçular, bu değişikliğin olumlu sonuçlarını ön plana çıkartarak dünya sakinlerini ikna etmeye çalışıyorlarihmal etmiyor. Jules Gabriel Verne (8 Şubat 1828 – 24 Mart 1905) Verne, Hugo Gernsback ve H. G. Wells ile genellikle “Bilim kurgunun babası” olarak adlandırılır. Eserlerinde ayrıntılarıyla tarif ettiği buluşlar ve makinaların o sıralarda gelişmekte olan Avrupa sanayisi ve teknolojisine ilham kaynağı olduğu düşünülür. Özellikle uzay, hava taşıtları, denizaltılar hakkında yazmıştır. Daha çok Denizler Altında Yirmi Bin Fersah (1870), Dünyanın Merkezine Yolculuk (1864) ve Seksen Günde Devr-i Âlem (1873) romanlarıyla tanınır. UNESCO’nun çeviri kitap veritabanına (Index Translationum) göre dünyada en çok çevrilen ikinci bireysel yazardır Hayatı 8 Şubat 1828’de Fransa’nın Nantes şehrinde doğdu. Varlıklı bir avukat olan Pierre Verne ile eşi…

Mişel Strogof / Jules Verne
Bilimkurgu/ 14 Mayıs 2017

Mişel Strogof 1800’lerin ikinci yarısında Rus Çarlığı. Bir yanda istilacı Tatar birliklerinin başındaki zalim Feofar Han, bir yanda Tatarların işbirlikçisi eski Rus subayı hain İvan Ogaref, diğer yanda ise Sibirya’nın zorlu yollarında ilerlemeye çalışan bir genç kız, istilayı izlemeye gelen iki Avrupalı gazeteci, Sibirya’nın uzak bir köşesinde mahsur kalmış grandük ve çar tarafından görevlendirilen, bütün ülkenin kaderinin bağlı olduğu bir ulak: Mişel Strogof. Mişel Strogof bütün iletişim imkanlarının kesintiye uğradığı bir ortamda Sibirya’yı baştanbaşa geçerek Moskova’dan İrkutsk’a hayati bir haber taşımakla görevlidir. Bir yandan doğanın yarattığı engellerle diğer yandan istilacı düşmanlarla başa çıkmak zorundadır. Jules Verne, çarın ulağının başından geçenleri anlatırken hem bir kahramanlık destanı, hem bir yol hikayesi, hem de bir tarihi roman sunuyor bizlere; okuyucuyu Sibirya coğrafyasında gezdirirken Avrupalı gazetecilerin ağzından Rus Çarlığı’nın yerel halklarla ilişkilerine dair fikirlerini aktarıyor, kahramanın görev bilinciyle duygusal dünyası arasındaki çelişkilerin analizini yapmayı da ihmal etmiyor. Jules Gabriel Verne (8 Şubat 1828 – 24 Mart 1905) Verne, Hugo Gernsback ve H. G. Wells ile genellikle “Bilim kurgunun babası” olarak adlandırılır. Eserlerinde ayrıntılarıyla tarif ettiği buluşlar ve makinaların o sıralarda gelişmekte olan Avrupa sanayisi ve teknolojisine ilham kaynağı olduğu düşünülür. Özellikle uzay, hava taşıtları, denizaltılar hakkında yazmıştır. Daha çok Denizler Altında Yirmi Bin Fersah…

Livonya’da Bir Dram / Jules Verne
Bilimkurgu/ 14 Mayıs 2017

Livonya’da Bir Dram Onsekizinci yüzyılın ikinci yarısı… Çarlık hükümetinin, Alman aristokrasisinin yönetimi altındaki Baltık bölgelerini Ruslaştırma politikasını uygulamaya koyduğu bir dönem… Johaussen Kardeşler Bankası’nın kuryesi Poch, yüklü miktarda bir parayı Revel’e götürürken, posta arabasının kaza nedeniyle mola vermek zorunda kaldığı Kırık Haç Meyhanesi’nde öldürülür. Cinayetin en önemli zanlısı, yaklaşan seçimlerde Almanlara karşı Slav partisinin adayı olan Profesör Dimitri Nicolef’tir. Mütevazı bir yaşam sürdüren bu saygın profesörün bir cinayet olayına karışmış olması siyasi rakipleri dışında kimseye inandırıcı gelmemektedir. Ancak Dimitri Nicolef’in, ne kızının, ne oğlunun ne de en yakın dostlarının bildiği bir sırrı vardır. Profesör, ölmüş olan babasının Alman bankacı Johaussen kardeşlere olan borcunu ödemeyi üstlenmiştir ve borcun vadesi kısa süre sonra dolacaktır. Jules Verne’den gizem dolu, tarihi bir öykü… Jules Gabriel Verne (8 Şubat 1828 – 24 Mart 1905) Verne, Hugo Gernsback ve H. G. Wells ile genellikle “Bilim kurgunun babası” olarak adlandırılır. Eserlerinde ayrıntılarıyla tarif ettiği buluşlar ve makinaların o sıralarda gelişmekte olan Avrupa sanayisi ve teknolojisine ilham kaynağı olduğu düşünülür. Özellikle uzay, hava taşıtları, denizaltılar hakkında yazmıştır. Daha çok Denizler Altında Yirmi Bin Fersah (1870), Dünyanın Merkezine Yolculuk (1864) ve Seksen Günde Devr-i Âlem (1873) romanlarıyla tanınır. UNESCO’nun çeviri kitap veritabanına (Index Translationum) göre dünyada en çok çevrilen…