Yedinci Gün / İhsan Oktay Anar
Türk Edebiyatı/ 18 Mayıs 2017

Yedinci Gün Çizgilerin kürelere, zamanın sonsuzluğa, sonsuzlukların da hayâllere dönüştüğü bir hikâyedir bu. Sıradan insanların sıra dışılığı, bilinen hikâyelerin düşlere dönüşümü, zaafların asîlleşmesi, erdemlerin ardındaki günâhkârlık tüm içtenliğiyle akacak zihinlere. İnsan olmanın en zayıf ve en yüce yanları, bir hikâyenin dokunuşuyla bir kez daha bilinebilir olacak. İhsan Oktay Anar, bu yeni düşüyle sizleri bir kez daha şaşırtacak. Çizgilerde değil kürelerde gezinecek, bilinen zamanların bilinmeyen anlarına yolculuk edeceksiniz. Alışık olmadığınız bu dünyanın kapısından girdiğinizde âşinalık hissedecek, sadeliğin ihtişâmına teslim olmanın rahatlığıyla kendinizi akışta yolculuk ederken bulacaksınız. İhsan Oktay Anar (d. 1960, Yozgat), Türk yazar. Lisans eğitimini Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü, master ve doktora eğitimini Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde yaptı. Aynı okulda 2011 yılında öğretim üyeliğinden emekli olmuştur. 2009 yılında Erdal Öz Edebiyat Ödülü’nü almıştır. Puslu Kıtalar Atlası adlı kitabı, 20’den fazla dile çevirilmiş ve Kültür Bakanlığı tarafından tanıtılmıştır. Efrâsiyâb’ın Hikâyeleri adlı romanı İngiltere’de sahnelenmiştirl yazardır Hayatı İhsan Oktay Anar’ın yazın biçimi, göndermeler içerir. Kabaca birkaç örnek vermek gerekirse Amat’taki İsrafil adlı çocuğun gemi borazancısı olup diriliş düdüğünü çalışı islamiyette kıyamet haberi olan borazanı çalacak meleğe, alt ambar toprak altına ve mezara göndermeler ya da modellemelerdir. İlk hikayesi Mor Köpük dergisinde yayınlanan Kafirler İçin Apologia‘dır. Aynı dergide yayınlanan bir diğer hikayesi 1989…

Suskunlar / İhsan Oktay Anar
Türk Edebiyatı/ 18 Mayıs 2017

Suskunlar Eflâtun rengi hayaller kuran bir “suskun”un sözleridir, bu roman. İşittiğini gören, gördüğünü dinleyen, dinlediğini sessizliğin büyüsüyle sırlayan ve tüm bunların görkemini hikâye eden bir adamın alçakgönüllü dünyasına misafir olacaksınız, satırlar akıp giderken. O ise, muzip bir tebessümle size eşlik edecek, sessizce… Sayfaları birer birer tüketirken, benzersiz erguvanî düşlerin “gerçekliği”nde semâ edeceksiniz ve bu düşlerden âdeta başınız dönecek. Hayat kadar gerçek, düş kadar inanılmaz bu dünyanın tüm kahramanlarının seslerini duyacak, nefeslerini hissedeceksiniz. Çünkü Suskunlar, sessizliğin olduğu kadar, seslerin ve sözlerin, yani musikînin romanıdır. Sonsuzluğun derin sessizliğinin “nefesini üfleyen” ve ona “can veren” bir adamın hayallerinin ete kemiğe bürünmüş kahramanları, en az sizler kadar gerçektir; ya da siz, en az onlar kadar bir düş ürünü… Bağdasar, Kirkor, Dâvut, Kalın Musa, İbrahim Dede Efendi, Rafael, Tağut, Veysel Bey ve diğerleri… Onlar, sessizliğin evreninden İhsan Oktay Anar’ın düş dünyasına duhûl ederek suskunluklarını bozmuşlardır. Bir meczûp aşkı tattı, bir âşıksa aşkına şarkılar yazıp ruhunu maviyle bezedi; diğeri, kaybolduğu dünyada bir sesin peşine düşerek kendini buldu. Nevâ, belki de, herkesin âşık olduğu bir kadının pür hayâliydi. Hayâlet avcısı, kendi ruhunu yakalamaya çalıştı. Zâhir ve Bâtın ise, zıtlıkların muhteşem birliğinde denge bulan iki ayrı gücün cisimleşmiş hâliydi. Suskunlar’ı okuduktan sonra aynaya bakmak, yansıyan aksinizde gerçeği görmek,…

Puslu Kıtalar Atlası / İhsan Oktay Anar
Türk Edebiyatı/ 18 Mayıs 2017

Puslu Kıtalar Atlası Bir “ilk kitap”, Türkçe edebiyatta yeni ve pırıltılı bir yazar… “Yeniçeriler kapıyı zorlarken” düşler üstüne düşüncelere dalan Uzun İhsan Efendi, kapı kırıldığında klasik ama hep yeni kalabilen sonuca ulaşmak üzeredir: “Dünya bir düştür. Evet, dünya… Ah! Evet, dünya bir masaldır.” Geçmiş üzerine, dünya hali üzerine, düşler ve “puslu kıtalar” üzerine bir roman İhsan Oktay Anar (d. 1960, Yozgat), Türk yazar. Lisans eğitimini Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü, master ve doktora eğitimini Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde yaptı. Aynı okulda 2011 yılında öğretim üyeliğinden emekli olmuştur. 2009 yılında Erdal Öz Edebiyat Ödülü’nü almıştır. Puslu Kıtalar Atlası adlı kitabı, 20’den fazla dile çevirilmiş ve Kültür Bakanlığı tarafından tanıtılmıştır. Efrâsiyâb’ın Hikâyeleri adlı romanı İngiltere’de sahnelenmiştirl yazardır Hayatı İhsan Oktay Anar’ın yazın biçimi, göndermeler içerir. Kabaca birkaç örnek vermek gerekirse Amat’taki İsrafil adlı çocuğun gemi borazancısı olup diriliş düdüğünü çalışı islamiyette kıyamet haberi olan borazanı çalacak meleğe, alt ambar toprak altına ve mezara göndermeler ya da modellemelerdir. İlk hikayesi Mor Köpük dergisinde yayınlanan Kafirler İçin Apologia‘dır. Aynı dergide yayınlanan bir diğer hikayesi 1989 tarihli Rabnuma‘dır. Yavuz Sultan Selim Han Efendimizin Çaldıran Meydan Muharebesi hikayesi YKY tarafından çıkarılan Kitap-lık dergisinde yayınlanmıştır. Yiğit Değer Bengi tarafından hazırlanan 1002. Gece Masalları adlı kitapta İnşaat İşçisi Rıfkı’nın Dehşet Verici…

Kitab-ül Hiyel / İhsan Oktay Anar
Türk Edebiyatı/ 14 Mayıs 2017

Kitab-ül Hiyel Puslu Kıtalar Atlası’yla birçok okuru şaşırtan ve sevindiren İhsan Oktay Anar’ın ikinci romanı Kitab-ül Hiyel, “eski zaman mucitlerinin inanılmaz hayat öyküleri”ni anlatıyor. Yafes Çelebi, Calud ve Lalezar Necef Bey’den Angilidis Efendi’ye, Samur ve Yağmur Çelebiler’den Uzun İhsan Efendi’ye bir sürü mucit, hiyelkar, aktarıcı, “rivayet edici”, mağdur, sarhoş, meyhaneci, kahveci… Okuyanın okumayanlara kolay anlatamayacağı ama insanın birileriyle paylaşmak isteyeceği romanlardan, Kitab-ül Hiyel. İhsan Oktay Anar (d. 1960, Yozgat), Türk yazar. Lisans eğitimini Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü, master ve doktora eğitimini Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde yaptı. Aynı okulda 2011 yılında öğretim üyeliğinden emekli olmuştur. 2009 yılında Erdal Öz Edebiyat Ödülü’nü almıştır. Puslu Kıtalar Atlası adlı kitabı, 20’den fazla dile çevirilmiş ve Kültür Bakanlığı tarafından tanıtılmıştır. Efrâsiyâb’ın Hikâyeleri adlı romanı İngiltere’de sahnelenmiştirl yazardır Hayatı İhsan Oktay Anar’ın yazın biçimi, göndermeler içerir. Kabaca birkaç örnek vermek gerekirse Amat’taki İsrafil adlı çocuğun gemi borazancısı olup diriliş düdüğünü çalışı islamiyette kıyamet haberi olan borazanı çalacak meleğe, alt ambar toprak altına ve mezara göndermeler ya da modellemelerdir. İlk hikayesi Mor Köpük dergisinde yayınlanan Kafirler İçin Apologia‘dır. Aynı dergide yayınlanan bir diğer hikayesi 1989 tarihli Rabnuma‘dır. Yavuz Sultan Selim Han Efendimizin Çaldıran Meydan Muharebesi hikayesi YKY tarafından çıkarılan Kitap-lık dergisinde yayınlanmıştır. Yiğit Değer Bengi tarafından hazırlanan 1002. Gece…

Galiz Kahraman / İhsan Oktay Anar
Türk Edebiyatı/ 14 Mayıs 2017

Galiz Kahraman “Bütün zamanların kahramanı olan bir insanın hikayesidir bu. O hem herkes hem de hiç kimsedir. Dünyadan alacağını tahsil etmeye gelmiştir. Çünkü, Tanrı dahil herkesin ona borcu vardır. Vebaline girilen tüyü bitmedik yetim işte odur. Kadim zamanlardan beri hakkı yendiğine göre, sonlu ama sınırsız bir evrenin engin ve derin merkezi insan olmanın, “olmasa da olur” halini icrâ etmesinde hiçbir sakınca yoktur. Romantik bir insafsızlığın bakir tacizcisi olmak sonuna kadar hakkıdır. Sıradanlığın üst insanıdır o. Asilliğiyle asilleşememesi umrunda bile değildir. Onun umrunda olan tek şey, sadece ve sadece kendini algılamak, kendi küçük âlemine sığan kainatı kabul etmektir. Çünkü bilmektedir ki, gerçek bilgelik de zaten budur.” İhsan Oktay Anar (d. 1960, Yozgat), Türk yazar. Lisans eğitimini Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü, master ve doktora eğitimini Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde yaptı. Aynı okulda 2011 yılında öğretim üyeliğinden emekli olmuştur. 2009 yılında Erdal Öz Edebiyat Ödülü’nü almıştır. Puslu Kıtalar Atlası adlı kitabı, 20’den fazla dile çevirilmiş ve Kültür Bakanlığı tarafından tanıtılmıştır. Efrâsiyâb’ın Hikâyeleri adlı romanı İngiltere’de sahnelenmiştirl yazardır Hayatı İhsan Oktay Anar’ın yazın biçimi, göndermeler içerir. Kabaca birkaç örnek vermek gerekirse Amat’taki İsrafil adlı çocuğun gemi borazancısı olup diriliş düdüğünü çalışı islamiyette kıyamet haberi olan borazanı çalacak meleğe, alt ambar toprak altına ve…

Efrasiyab’ın Hikayeleri / İhsan Oktay Anar
Türk Edebiyatı/ 14 Mayıs 2017

Efrasiyab’ın Hikayeleri Çok uzak zamanlarda değil, günümüzün otuz, bilemediniz elli yıl öncesinde, üstelik hep “ülkemizde” geçiyor Efrâsiyâb’ın Hikâyeleri. Ancak… Sanki o zamanlardan ve o mekânlardan değil de, başka zaman ve mekânlardan, hatta başka dillerden aşina olduğumuz hikâyeler… Yani, Puslu Kıtalar Atlası’nı ve Kitab-ül Hiyel’i okumuş olanların tahmin edebilecekleri gibi, üzerine söz söylemesi zor, “içine dalması” keyif verici kitaplardan: Estetik’le oyun’un, mizah’la felsefe’nin bir edebî buluşması… Ölüm gelir evde torunlarına hikayeler anlatmakta olan Cezzar Dede’nin kapısını çalar. Ve şöyle bir anlaşmaya varırlar. Ölüm anlatacağı her hikaye için Cezzar Dedenin ömrünü bir saat uzatacaktır. Üstelik hep ülkemizde geçen hikayelerdir bunlar. Özetle yine İhsan Oktay Anarca bir kitapla karşı karşıyayız. Yani estetikle oyunun ,mizahla felsefenin edebi bir buluşmasıyla…. İhsan Oktay Anar (d. 1960, Yozgat), Türk yazar. Lisans eğitimini Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü, master ve doktora eğitimini Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde yaptı. Aynı okulda 2011 yılında öğretim üyeliğinden emekli olmuştur. 2009 yılında Erdal Öz Edebiyat Ödülü’nü almıştır. Puslu Kıtalar Atlası adlı kitabı, 20’den fazla dile çevirilmiş ve Kültür Bakanlığı tarafından tanıtılmıştır. Efrâsiyâb’ın Hikâyeleri adlı romanı İngiltere’de sahnelenmiştirl yazardır Hayatı İhsan Oktay Anar’ın yazın biçimi, göndermeler içerir. Kabaca birkaç örnek vermek gerekirse Amat’taki İsrafil adlı çocuğun gemi borazancısı olup diriliş düdüğünü çalışı islamiyette kıyamet…

Amat / İhsan Oktay Anar
Türk Edebiyatı/ 14 Mayıs 2017

Amat Kıyıda ise üç direkli, iki güverteli ve 58 toplu bir kalyon, o karanlıkta usturmaçalarını puta edip iskeleye palamar vermişti. Yelkenlerin sarılı olduğu serenler hisa edilmiş ve tez zamanda yola çıkacağını ilân için mizana direğine mavi bayrak çekilmişti. Esrarengiz adam, kalabalığı yarıp elinden tuttuğu İsrâfil’le iskeleden gemiye doğru yürümeye başladı. Kalyonun dikmesinin palangalarına asılan ve tıraka tutan gemicilere vardiyan, “Yisa, sizi gidi sütü bozuk sünepeler! Yisa beraber! Varda ruhsuzlar! Varda! Bre aman! Laşka! Laşka!” diye feryat ediyor ve hurçların, sandıkların ve fıçıların ambarlara usûlünce istifine nezaret ediyordu. Güneşin doğmasına 7 saat kala esrarengiz adam, sürme iskeleden kalyonun çukur güvertesine çıkmak istedi. Fakat eline ne kadar asılırsa asılsın Eşek İsrâfil yerinden bir türlü kımıldamıyordu. O karanlıkta eline son bir kez daha asılıp “Gel yâ mübarek!” diye nida eyledi. Bunun üzerine çocuk her nedense inat etmekten vazgeçti. Ne var ki, sürme iskelenin kayganlığından dolayı düşmemek için midir, İsrâfil’in kuşağına 40-50 yaşlarında, iri yapılı, sırma işlemeli siyah kaput giymiş biri yapışmıştı. İşte bu adam kuşağı bırakıp küpeşteye tutundu ve güverteye ayak bastı. Bunun ilâhî düzenin bozulması demek olduğunu hiç kimse bilmeyecekti. İhsan Oktay Anar (d. 1960, Yozgat), Türk yazar. Lisans eğitimini Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü, master ve doktora eğitimini Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi…