Yani Rüzgar Her Şeyi Alıp Götürmeyecek / Richard Brautigan
Yabancı Edebiyat/ 25 Eylül 2017

Yani Rüzgar Her Şeyi Alıp Götürmeyecek Yani Rüzgar Her Şeyi Alıp Götürmeyecek’den… O öğleden sonra, toprağın birkaç kısa gün içinde başka bir mezar haline gelmek için beklediğini bilemezdim. Kurşunu havada yakalayıp 22’lik tüfeğin namlusuna geri koyamamam, onun namludan aşağı kayıp yatağına yerleşmemesi, kovanına yeniden tutunup sanki hiç ateşlenmemiş ve hatta o silaha hiç doldurulmamış gibi olamaması çok kötü. Keşke kurşun, diğer kırk dokuz kardeşi ile birlikte kutusunda olsaydı, güvenli bir şekilde silah dükkanındaki rafta duruyor olsaydı ve ben o yağmurlu Şubat öğle sonrası sadece dükkanın yanından geçmiş, içeriye hiç girmemiş olsaydım. Keşke canım kurşun değil de hamburger istiyor olsaydı. Silah dükkanının hemen yanı başında bir lokanta vardı, Çok iyi hamburger yaparlardı ama aç değildim. Hayatımın geri kalanı boyunca o hamburgeri düşünüyor olacağım. Orada, tezgahta oturmuş, gözyaşlarını yanaklarımdan aşağı akarken onu ellerimde tutuyor olacağım. Garson kız başka taraflara bakıyor olacak, çünkü hamburgerlerini yerken ağlayan çocukları görmekten hoşlanmıyor, ayrıca beni utandırmak da istemiyor. Lokantadaki tek müşteri benim. Buna ihtiyacı yok. Onun kendi sorunları var. Erkek arkadaşı geçen hafta Chicago’lu kızıl saçlı bir kız için onu terk etti. Bu yıl içinde ikindi defa başına geliyor bu. Buna inanamıyor. Bu sadece bir tesadüf olamaz. Chicago’da kaç tane kızıl saçlı kız var ki? Bir bez…

Willard ve Onun Bowling Kupaları / Richard Brautigan
Yabancı Edebiyat/ 25 Eylül 2017

Willard ve Onun Bowling Kupaları Willard ve Onun Bowling Kupaları’ndan… Constance adamın odadan çıkışını izlemek için yatakta beceriksizce döndü. “Bütün gün bunu düşündüm,” dedi Bob. “Senin onu duymanı Sonra sesini koridor boyunca ardından sürükleyerek odadan çıktı, “istiyorum,” başka bir odaya girerken. Kadın, yatakta amaçsızca yatıp geri dönmesini bekledi. Sadece birkaç saniyeliğine gittiğini düşünmüştü ama gideli neredeyse on dakikayı geçmişti. Yatak odasındaki hava sıcak ve durgundu. San Francisco için alışılmadık sıcaklıkta bir eylül akşamıydı ama, pencereler kapalı, gölgelikler de çekiliydi. Öyle olması gerekiyordu. Kitabı bulamadı, diye düşündü. Her zaman bir şeyler kaybediyordu. Aylardan beri herhangi bir şeyi doğru yapma konusunda sorunları vardı. Bu durum onu üzüyordu, çünkü adamı seviyordu. İç geçirdi, bu ağzına gevşekçe tıkılmış mendilden dolayı boğuk bir ses olarak çıktı. Eğer isteseydi, mendili ağzından diliyle rahatlıkla itebilirdi. Şu sıralar Bob hiçbir şeyi doğru dürüst yapamıyordu. Onun ağzını iyi tıkayamıyordu bile. Her zamanki gibi, ellerini çok sıkı, ayaklarını ise çok gevşek bağlamıştı, yine iç geçirdi, ki bu iç geçirme adamın son zamanlarda yaptığı şeylere bakıldığında sıradan bir olay sayılması gereken, kaybettiği kitabı bulmasını bekleyen kadının ağzından boğuk bir ses olarak çıktı. Eskiden böyle değildi; ona siğil bulaştırdığı için olanların kısmen kendi hatası olduğunu düşünüyor ve bu yüzden kendini suçlu hissediyordu; çünkü…

Kürtaj / Richard Brautigan
Yabancı Edebiyat/ 25 Eylül 2017

Kürtaj Kürtaj’dan… Bu güzel bir kütüphane; mükemmel zamanlanmış, konforlu ve Amerikan. Zaman gece yansı, kütüphane kuytu ve düş gören bir çocuk gibi bu sayfaların karanlığına taşınmakta. Kütüphane “kapalı” olmasına rağmen eve gitmem gerekmiyor çünkü benim evim burası, yıllardan beri böyle ve üstelik her zaman burada olmam gerekiyor. Bu işimin bir parçası. Önemsiz bir görevliymişim izlenimi vermek istemem ama biri gelip beni burada bulamasaydı ne olurdu diye düşünmek bile beni korkutuyor. Karanlığa gömülen kitap raflarını seyrederek saatlerce oturakalmışım bu masada. Kitapların varlığını, üzerinde durduran ahşabı onurlandırış biçimlerini seviyorum. Biliyorum, yağmur yağacak. Siyah, ağır kostümlerini kuşanmış bulutlar, gün boyu göğün mavi üslubuyla oynadılar ama şimdiye dek yağmur falan yağmadı. Kütüphaneyi dokuzda “kapattım” ama kitap bırakmak isteyen biri olursa kapıdaki zili çalabilir, bu zil burada ne yapıyor olursam olayım bana ulaşır; uyurken, yemek yaparken, yemek yerken ya da birazdan buraya damlayacak olan Vida’yla sevişirken. İşten 11:30’da çıkıyor. Zil, Texas, Forth Worth’dan geldi. Bize zili getiren adam artık yaşamıyor, kimse de adını bilmiyor. Bir zili getirip masanın üzerine bıraktı. Sıkılgan, terk edilmiş bir yabancı gibi görünüyordu ve bu yıllar önceydi. Büyük bir zil değil ama sesi kulaklarımıza nasıl ulaşacağını bilen küçük, gümüş bir patika boyunca içtenlikle yol alır. Kitaplar daha çok akşamlan karanlık bastırırken…

Babili Düşlemek / Richard Brautigan
Yabancı Edebiyat/ 25 Eylül 2017

Babili Düşlemek Babili Düşlemek’ten… 2 Ocak 1942 günü, hem iyi, hem de kötü haberler getirdi. Önce, iyi haberler: yetersiz olduğumu ve II. Dünya Savaşı’na asker olarak katılamayacağımı öğrenmiştim. Kendimi asla vatan hainiymişim gibi hissetmedim, çünkü beş yıl önce İspanya’da kendi II. Dünya Savaşı’mda mücadele ettim. Bunun kanıtı olarak kıçımdaki bir çift kurşun deliğini gösterebilirim. Kıçımdan niye vurulduğumu asla anlayamayacağım. Zaten bu, berbat bir savaş hikâyesiydi. Kıçınızdan vurulduğunuzu anlattığınızda, insanlar size bir kahraman olarak bakmaz. Sizi ciddiye almazlar ama bu, hiçbir şekilde benim problemim değildi. Amerika’nın geri kalanı için başlayan savaş, benim için bitmişti. Şimdi de kötü haberler: Silahımda hiç kurşunum yoktu. Silahıma ihtiyaç duyduğum bir davayı daha yeni almıştım ama kurşunlarım tükenmişti. Daha sonra gün içinde ilk defa buluşacağım müşterim silahımla gelmemi istemişti; aklındaki şeyin boş bir silah olmadığını çok iyi biliyordum. Ne yapacaktım? Bir sentim bile yoktu ve San Francisco’daki kredim sıfırı tüketmişti. Kirası ayda sadece sekiz papel olduğu halde eylül ayında ofisimden ayrılmak zorunda kalmıştım ve artık işlerimi kirasını iki aydır ödeyemeden yaşadığım, Nob Hill’deki ucuz apartmanın giriş koridorundaki jetonlu telefondan hallediyordum. Ayda otuz papellik kirayı bile karşılayamıyordum. Ev sahibem, benim için Japonlardan daha büyük bir tehtid oluşturuyordu. Herkes Japonların San Francisco’ya gelip tepelerden aşağı gidip gelen kablolu…