Brandenburg / Glenn Meade

2 Eylül 2017

brandenburg

Brandenburg

Brandenburg ‘da, Avrupa Güvenlik İdaresi’nde uzman olarak çalışan Volkmann. Elinde anlamsız konuşmalarla dolu bir bant ve yarısı yanmış eski, siyah beyaz bir fotoğraftan başka bir şey olmadığı halde bir cinayeti çözmeye çalışıyor. Bu fotoğraf Avrupa tarihini elli yıl geriye götürecek bir planı açığa çıkarırken, Volkmann’ı da çocukluk yıllarının acılarıyla yüz yüze getirir

Annesi doktora döndü.

– Kocam… dedi. Kocam nasıl?

– Uyuyabilmesi için bazı haplar verdim. Böylece en az sekiz saat dinlenecektir.

Kadın, güvende olduğunu hissettirmek için oğlanın elini sıkıca tuttu, hep birlikte kıyıya doğru yürüdüler. Dalgalar ıslak kayalarda patlayıp köpürüyor, güneş sahildeki çakıl taşlarının üzerinde binlerce parıltı oluşturuyordu. Yürürlerken, doktor söze girişti.

– Durumu maalesef oldukça kötü. Size telefon etmemin nedeni de bu.

Küçük oğlana bakıp gülümsedi.

– Bu küçük adam çok işe yaradı, Beni bulmak için ta köye, Doktor Mansfield’in evine kadar koştu.

Çocuğun başını okşadı, bakışlarını yukarıya çevirdi.

– Bana biraz kocanızdan söz edin, Mrs. Volkmann. Bu sorun ne zamandan beri var?

– Doktor Mansfield size anlatmadı mı?

Doktor başını salladı.

– Hayır, anlatmadı. Zaten tatilde. Ben sadece onun yerine geldim. Ama kocanızın aynı sıkıntıyı bir daha yaşayabileceğini düşünerek hazırlıklı olmak istiyorum.

Kıyıya vardılar. İri dalgalar kayalara ve çakıl taşlarına çarpıyor, kulakları sağır edecek kadar büyük bir uğultu çıkarıyordu. Doktor kumların üzerine oturdu. Çocuğun annesi doktorun yanına çöktü. Çantasının içini aradı, paketini buldu; içinden çektiği sigarayı güçlükle yaktı. Çocuk annesinin yüzünde yorgunluğun solgunluğunu gördü.

– Uzun süreden beri çekiyor. Gelip gidiyor.

– Nasıl başlıyor?

– Bir gazete makalesiyle. Radyo ya da televizyonda bir şeyle. Bazen sadece hava ya da mevsime bağlı. Sonra artıyor, kocam da suya batan bir taş gibi batıyor.

Doktor şaşırmıştı.

– Anlayamıyorum. Bunların nedeni ne, Mrs. Volkmann?

Dalgalar gürültüyle kayalara çarpıp duruyorlardı. Kadının sesi, önce kayaya vuran, ardından çakıl taşlarını yalayarak geri çekilen suyun uğultusunda boğuklaşıp yittiğinden oğlan annesinin sesini duyamıyordu. [15] Annesi sözlerini bitirdiğinde, çocuk doktorun yüzündeki dehşeti gördü.

– Aman Tanrım… Nasıl bilebilirdim ki? Korkunç.

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: