SAS / Amsterdam Çılgınları / Gerard De Villiers

2 Eylül 2017

Amsterdam ÇılgınlarıAmsterdam Çılgınları

Amsterdam Çılgınları’ndan..

E 10 Yolu’ndan sağa, Amsterdam şehir merkezine sapan Tom Wonder beyaz Golf’u Haarlemmerweg’e çıkan yokuşa sürdü. Sevgilisiyle buluşmak için günde iki kez Amsterdam Rotterdam arasındaki bu yoldan geçerdi.

Üç ay önce NATO’ya görevli gelen Çavuş Tom Wonder Hollanda’da günlerini pop müziği ve yürüyüşle geçireceğini düşünüyordu.

Önce Rotterdam’ın kuzeyinde bir sanayi bölgesinde çalışmıştı. Bütün bölge, çitle çevrili bir toplama kampını andırıyordu.

Tom, Rotterdam’da limana inmekten çok çabuk vazgeçmişti. Çünkü burada kadınların çalıştığı bir tek bar yoktu. Tek mutluluk, arada bir limandaki büyük kafeteryalarda dolaşan birkaç “kahraman fahişe”ye bir avuç florin karşılığında sahip olmaktan ibaretti. Yemek işine gelince, eğer Endonezya mutfağını sevmiyorsanız hamburgerle patates kızartmasına yatmak zorunda kaldığınızın resmiydi.

Tom Wonder bir sabah bürosu civarında yürüyüş yaparken gördüğü manzarayla birden durdu. Göğüslerini sımsıkı saran siyah bir bluzla yırtmaçlı etek giymiş nefis bir dilberle karşılaşmıştı. Genç kadın otobüs durağında duruyordu ve Tom Wonder yanına yaklaşana dek ciddiyetini korumuştu. Genç Amerikalı siyah bıyığı, temiz yüz ifadesi ve atletik yapısıyla oldukça çekiciydi.  Çünkü ondan sonra hâlâ da devam eden yeni bir dönem başlamıştı.

Tom Wonder savaştan hiç hoşlanmıyordu. Orduya girme sebebi, “halkla ilişkiler” diplomasına rağmen iş bulamamasıydı. Ailesi anlayışlı davranmıştı, ama onun bu mesleğini kuşkuyla karşılıyorlardı.

Prins Henrikkade’deki kırmızı ışıkta durduğunda, tam karşısında yer alan köprüye baktı. Köprünün üzerinde kasvetli bir manzara vardı: Dilenciler, yankesiciler, uyuşturucu satıcıları yayaların etrafını sarmıştı.

Tom farlarını yaktı ve Kraliyet Sarayı‘na giden sağdaki Damrak Caddesi’ne saptı. Ortada tramvaylara ayrılan bölüm tüm Hollanda’da olduğu gibi burada da araba sürücüleri için büyük tehlikeler yaratıyordu. Birden, onu farketti. Dar blucinin sardığı bacakları ve kalçalara kadar dökülen dalgalı saçları gören Tom’un kanı beynine sıçradı. Tom kavşakta durunca, kadın bir hamlede beyaz Golf’e atladı ve Tom’un yanına yerleşti.

Selam!

Bu hiç de samimi bir kelime değildi, ama Erika’nın düzgün ağzı daha fazlasını gerektirmeyecek kadar anlamlıydı. Erika ona doğru hafifçe döndü ve ceketi…

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: