SAS / Angola Görevi / Gerard De Villiers

3 Eylül 2017

Angola GöreviAngola Görevi

Angola Görevi’nden…

Tropiconun barına dalan Edouarda Jardim, kalçalarını sallaya sallaya masaların arasından ilerledi. Kır saçlı iki Güney Afrikalı başlarını kaldırıp iştahla bu hareketli vücudu seyrettiler.

Melez dilber gençliği, kısa kıvırcık saçları ve üzerindeki iki beden küçük daracık elbisesinde taşacakmış gibi duran yuvarlak hatlı Vücuduyla, Luandada hayatları kaymış beyazlar için bulunmaz türden bir dişiydi.

Edouarda bara yaklaşarak yüz hatları düzgün sakallı birinin karşısına oturdu. Sıyrılan etekliğinin altından ortaya çıkan baldırları yan masadaki bir Rodezyalının hemen dikkatini çekmiş olmalı ki, adamın gözleri iri iri açıldı. Adam tekrar önündeki viskiye dönerek içinden ırk ayrımına karşı çıkmanın yararlı bir fikir olduğunu geçirdi. Zaten Luandadaki tüm afişlerde de bu fikir yazılı değil miydi?

-Buon noite, Len! Dedi Edouarda.

Sesi de en az vücudu kadar tahrik ediciydi.

Sakallı suratını asarak:

-Geç kaldın, dedi. Bir saattir seni bekliyorum.

Edouarda Jardim umursamaz bir tavırla omuz silkti. Erkeklerle sokakta görünmekten çekinirdi. 24 Nisan 1974 olaylarından beri buna dikkat eder olmuştu. Angola geçici hükümeti bakanlarından birinin sekreterliğini yapıyor ve iyi sayılabilecek bir maaş alıyordu. Aşırı harcamalarını ise sevgilileri karşılardı genellikle. Edouarda kendini hiçbir zaman bir orospu olarak görmüyordu. Sevgililerinden para almazdı, ama hediye olarak verdikleri elbise ve mücevherleri de geri çevirmezdi.
Luandanın en modern oteli olan Tropico da zengin sevgili bulmak çok kolaydı. Bütün beyazlar buraya inerdi. Casuslar, işadamları ve paralı bütün Afrikalılar bu otele gelirdi.

Edouarda yanına gelen garsona gülümsedi.

-Bir şişe Siyah bira!

Len Post’un aceleci bir hali vardı. Genç kadına sokularak:

-Saat onda orada olmam gerek, dedi. Fazla vaktimiz yok.

Saat yedi buçuktu.
Edouarda cevap olarak bacak bacak üstüne atarak arkasına yaslandı. Eteği kasıklarına kadar sıyrılmış, külotunu bile ortaya çıkarmıştı. Yan masadaki Rodezyalının gözleri yine iri iri açıldı. Rahip kılıklı bu sakallı adamın böyle nefis bir dilberi baştan çıkarmış olabileceğine aklı yatmıyordu.

Edouarda sahte bir saflığa bürünerek:

-Akşam yemeği de yiyecek vaktimiz yok mu yani? diye sordu.

indir

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: