SAS / Hedef Reagan / Gerard De Villiers

6 Eylül 2017

Hedef ReaganHedef Reagan

Hedef Reagan’dan…

John Hence Hilton’un tenha holünü geçti ve otelin ban Paddock’un önünde durup saatine baktı: Saat, tam dokuzdu.

Paddock’un Maltah piyanistinin bıkkın bir tarzda İngilizce başlayıp Fransızca sürdürdüğü “Les Feuilles Mortes” adlı parçayla coşturduğu bir grup gürültülü İtalyan işadamı, şarkıya kendi dillerinde koro halinde eşlik ediyorlardı.

Paddock, akşamın sekizinden sonra Lefkoşe’ de içki içilebilecek ender yerlerden biriydi. Çünkü hava karardı mı, kentte hayat duruyordu. 1974’de Türk Ordusu ırkdaşlarını korumak amacıyla Kıbrıs’ın kuzeyine çıkarma yapmış ve adanın yüzde kırkım ele geçirerek Lefkoşe’yi, küçük bir Berlin örneği, ikiye bölen Atilla Hattı‘nın * arkasına yerleşmişti. Türkler en güzel turistik bölgelere sahip çıktıkları için Kıbrıslı Rumlar da Beyrut’tan gelebilecek en ufak silah sesini bekler olmuşlardı. Beyrutlu örgütler birbirleriyle dalaşmaya başladılar mı, Lübnanlılar gemi, uçak, ne bulurlarsa atlayıp soluğu Kıbrıs’ta alıyor ve halkı dolara boğuyorlardı. Fakat ne yazık ki, aylardan beri Lübnan son derece sakindi ve Kıbrıslı Rumlar dörtte üçü boş otellerinin geleceğine bakıp umutsuzluğa düşüyorlardı.

Geniş Makarios Bulvarı‘nın kenarında yükselen Hilton bile, hemen hemen boştu. Adada sadece Beyrut’tan günübirlik telekslerini çekmeye gelmiş birkaç işadamı vardı. Onlar da paralarım otellere değil, Cyprus Airways’e, taksilere ve Lefkoşe’ye altmış kilometre uzaklıkta bulunan Larnaka Havaalanı‘na bırakıyorlardı.

Buluşacağı kişiyi arayan John Hence, bakışlarıyla salonu taradı. Kısa siyah saçlı, geniş yüzlü, burnu kemerli, gözleri fıldır fıldır dönen bir tipti Hence. Çok kısa süredir Kıbrıs’taydı. İki saat önce Tel Aviv’den gelmişti ve ertesi gün yine oraya dönecekti.

Tel Aviv’de CIA’nin bölge şefi olan John Hence, terörizmin beşiği olan Beyrut’ta uzun süre kalması nedeniyle Ortadoğu terör örgütleri konusunda uzmanlaşmış ender kişilerden biriydi.

John Hence birkaç adım atınca, yarısı bir sütunun ardında kaybolmuş bir masada oturan haber kaynağı Mustafa Nidal’i fark etti. Kısa boylu, şişman, saçsız, patlak gözlü bir tip olan Mustafa, temerküz kampından çıkmışçasına önündeki zeytinleri yutuyordu. Milliyetinin ne olduğu bilinmemesine rağmen bu bölgede Şirket’in en iyi haber kaynaklarından biriydi

indir

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: