SAS / Karaiblerde Tatil / Gerard De Villiers

8 Eylül 2017

Karaiblerde TatilKaraiblerde Tatil

Karaiblerde Tatil’den…

Hindistancevizi ağacı gövdesinden oyulma balıkçı teknesi şafağın aydınlığında yavaş yavaş denize açılıyordu, içindeki iki zencinin tembelliği, kürek çekişlerinden hemen anlaşılıyordu. Tropikal bölgelerde olduğu gibi burada da güneş doğduğu anda etrafı anında aydınlatıveriyordu.

Teknenin önünde av peşinde koşan uçan balıkların parıltısı tuhaf bir görünüm yaratıyordu.

Büyük Bahama adasının yeşilliği denizin mavisinden kumsalın oluşturduğu beyaz bir çizgiyle ayrılıyordu.

İki balıkçı sahilden bir mil kadar açıldıklarında küreklerini bıraktılar ve oyma teknenin kıçına üç beygirlik paslı bir takma motor taktılar. Biri gömleğinin cebinden çıkardığı sigarayı yakarken diğeri tekneyi yönetmeye başladı. Her ikisi de sabahın erken saatinde ıstakoz avına çıkan düzinelerle Bahamalı balıkçıdan farksızdı.

On beş dakika sonra motoru durdurdular. Bulundukları yer koyun en sakin kısmıydı. Bu noktadan sonra, adayı çember gibi saran mercan kayalıkları başlardı. Istakoz bakımından burası çok zengindi.

Motorun durmuş olmasına rağmen tekne kendi hızıyla kayıyordu, ön tarafta bulunan yerli çıpa vazifesi gören ipe bağlı demir parçasını suya salladı. Su çok berraktı ve on metrelik dip net bir biçimde görülebiliyordu. Tekne iki balıkçının bıraktıkları işaretli noktada durdu. Bu, su üstünde yüzen kırmızı bir süngerdi. Öndeki yerli süngerin bağlı olduğu ipi çekmeye başladı.

Biraz sonra, satha kafes telinden yapılma metalik bir sandık çıktı. Sandığın içinde ıstakoz ve balıkların çevrelediği koyu renkli bir kütle vardı.

İki adam sandığı güçlükle teknenin üstüne çektiler. Sandığın boyu teknenin eninden fazlaydı. Adamlardan biri gözlerini ufukta gezdirdi. Çevrede onlardan başka kimse yoktu. Demir kafesten pis bir koku yayılıyordu. Motoru kullanan yerli kafesin bir yanını açtı. Şimdi, yosunların dolandığı kütle daha bir ortaya çıkmıştı: Bu sağı solu koparılmış ve şişmiş bir insan bedeniydi. Göğsünün büyük bir bölümü yoktu. Ciğerlere bağlanan soluk borusu farkediliyordu.

Yüzü dehşet vericiydi. Burnu ve gözleri yerinde yoktu. Giysi olarak üzerinde gömlek ve şorttan kalma parçalar vardı.

İki yerli son bir gayretle cesedi çekerek teknenin dibine uzattılar. Sonra tel kafesi tekrar suya bıraktılar.

indir

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: