Uğursuz Gezegen Galactica / Isaac Asimov

10 Eylül 2017

Uğursuz Gezegen GalacticaUğursuz Gezegen Galactica

Uğursuz Gezegen Galactica’dan…

ÇOK iyi bildiği Dünya yüzeyinden temelli kaybolmadan iki dakika önce, Joseph Schwartz, Chicago banliyösünün sevimli sokaklarında Browning’ten mısralar okuyarak geziniyordu.

Bir anlamda bu biraz garip bir şeydi: Bilmeyen biri sokakta rastladığı Schwartz’ın Browning’in hayranı olabileceğini asla tahmin edemezdi. Çünkü bütün hatlarıyla neyse, oydu Schwartz: Bugün genel kültür denmesi münasip görülen şeyden tamamen yoksun bir emekli terzi. Bununla beraber çok meraklı bir kişi olduğundan, çok okumuştu ve bu okuma oburluğu bilgeliğin bütün alanlarında bir sürü şey öğrenmesini sağlamıştı. Olağanüstü bir de belleği olduğundan, öğrendiklerinin hiçbirini unutmamıştı.

Örneğin gençliğinde Browning’in «Haham Ben Ezra»sını iki kere okumuştu ve elbette bu eseri ezbere biliyordu. Manzumenin büyük bir bölümü kendisi için çok karanlıktı, ama birkaç yıldan beri ilk üç mısrayı kalpten söylüyordu.

O 1949 yılının bol güneşli ve aydınlık yaz gününde de, mısraları içtenlikle okumaktaydı yine :

«Birlikte yaşlanalım!

En güzeli daha doğacak,

Doruk, yaşanan her şeyin varoluş nedeni.»

Schwartz, şairle tamamen aynı görüşteydi. Avrupa’daki çetin gençlik yıllarından ve göç ettiği Birleşik Amerika’da karşılaştığı güçlüklerden sonra, rahat bir yaşlılığın huzurlu havası, hoş bir umuttu. Bir evi, biraz da parası vardı… Emekli olmaya yetecek kadar. O da öyle yapmıştı. Sağlıklı bir eş, iyi birer evlilik yapmış iki kız, bir de torunla şu kavanoz dipli dünyadaki son yıllarını neşeyle geçirebilirdi, neden şikâyet edecekti ki daha?

Elbette atom bombası vardı ve bütün sohbetlerde bir üçüncü dünya savaşı ihtimali insanı ürküterek gündeme geliyordu, ancak Joseph Schwartz insanoğlunun doğuştan var olan iyiliğine inanırdı. Yeni bir savaş çıkabileceğini düşünemiyordu. Dünyanın bir atom cehennemine daha tanıklık edebileceğini aklı almıyordu.

Bu yüzden yolda karşısına çıkan çocuklara müşfik bir gülümsemeyle bakıyor, içinden gençlik yıllarını büyük güçlüklerle karşılaşmadan geçirip, varoluşun en iyi bölümü olan yaşlılığın sakin sularına varmalarını diliyordu.

Kaldırımın orta yerinde, kendisini evlat edinecek bir ana-baba bekler gibi duran bez bir bebeğe çarpmamak için ayağını kaldırdı. Ayağını yeniden yere basmamıştı

indir

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: