Geçmişi Olmayan Adam / Robert Ludlum

11 Eylül 2017

Geçmişi Olmayan AdamGeçmişi Olmayan Adam

Geçmişi Olmayan Adam’dan…

Balıkçı gemisi karanlık, hırçın; denizin öfkeli dalgalarına bata çıka ilerlemeye çalışıyordu. Dev gibi dalgalar büyük bir güçle tekneye vuruyor, sular köpük köpük güverteden akıyordu. Tahtalar gıcırdıyor, halatlar bükülüp kopma noktasına gelene dek geriliyor, gemi iniltiyi andıran sesler çıkarıyordu.

Arka arkaya iki patlama, deniz ve fırtınanın homurtusuyla teknenin iniltisini yardı. Patlamalar loş kamaradan gelmişti. Bir adam kapıdan fırlayarak bir eliyle küpeşteyi yakaladı. Diğer elini de midesine bastırmıştı.

İkinci adam korkunç bir niyetle usulca onu izledi. Kamara kapısına dayanıp dengesini bularak tabancasını kaldırdı. Arka arkaya ateş etti.

Küpeştedeki adam ellerini birden başına götürdü ve vücudu dördüncü merminin şiddetiyle geriye doğru büküldü. Balıkçı teknesinin burnu birden iki dev dalganın arasına girince, yaralı adamın ayakları yerden kesildi. Elleri başında, sola doğru dönerken, kapı ağzındaki adam da sendeleyerek kamaranın içine doğru itildi. Beşinci kurşun da hedefini bulmuştu. Yaralı adam haykırdı. Elleriyle tutunabileceği bir şey arıyordu. Sürekli olarak suratına çarpan su zerreleri ve akan kanlar yüzünden gözleri görmez olmuştu. Yakalayabileceği bir şey de yoktu. Vücudu öne doğru kayarken dizleri büküldü. Tekne şiddetle iskele yanına yatarken, kafası kurşunlarla parçalanan adam da yandan kayarak aşağıdaki çılgın, karanlık denize gitti.

Şafağın ilk ışıkları Akdeniz’in sakin sularını pırıldatıyordu. Küçük bir balıkçı teknesinin elleri halat yanığı içinde kalmış, gözleri kanlı kaptanı denizin düzgünlüğünden hoşnut, kıçta oturmuş bir Gauloise sigarası içiyordu. Açık kaptan köşküne bakınca, kardeşinin daha hızlı gidebilmek için gaz verdiğini gördü. Teknenin tek tayfası da birkaç metre ötedeki ağları kontrol ediyordu. Kardeşiyle gemici aralarında konuşup bir şeye gülüyorlardı. Bu da iyiydi, çünkü bir gece önce durum hiç de gülünecek gibi değildi. O fırtına nereden kopup gelmişti?

Marsilya’dan aldıkları hava raporunda böyle bir şey belirtilmiyordu. Öyle olsaydı kıyıya sığınırlardı. Şafak vakti La Seynesur Mer’in seksen kilometre güneyindeki avlanma sahasına erişmişti kaptan. Fakat pahalıya patlayacak hasarları göze almak niyetinde değildi. Artık tüm onarım işleri, ateş pahasıydı.

indir

 

 

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: