Hades Dehşeti / Robert Ludlum

11 Eylül 2017

Hades DehşetiHades Dehşeti

Hades Dehşeti’nden…

Mario Dublin, elindeki bir doları titreyen parmaklarıyla sımsıkı tutarak şehir merkezindeki işlek caddelerden birinde sarsak adımlarla ilerliyordu. Bir o yana bir bu yana sallanarak ve boş eliyle devamlı alnına vurarak, bir süre yürümeye devam etti.

Sonunda ön camı, indirim ilanlarıyla dolu döküntü bir eczaneden içeriye girdi.

Titreyerek elindeki doları tezgâhın diğer tarafındaki satıcıya doğru savurdu,

“Advil… Aspirin midemi mahvediyor. Advil’e ihtiyacım var.”

Satıcı, karşısındaki tıraş olmamış, üzerindeki asker üniforması paçavraya dönmüş adama doğru dudaklarını büzerek baktı. Yine de iş işti. Ağrı kesicilerin bulunduğu raftan en küçük boy Advil-lerden bir tane çıkarıp uzattı. “Bunu alıp gidebilmen için üç dolar daha vermen gerek.”

Dublin, elindeki tek banknotu tezgâhın üstüne bıraktı ve kutuya doğru uzandı. Satıcı kutuyu geri çekerek, “Ne dediğimi duydun dostum. Üç teklik daha. Para yoksa ilaç da yok.”

“Sadece bi dolarım var…Başım ortadan ikiye yarılcak gibi, çatlıyo sanki…”

Dublin, inanılmaz bir hızla tezgâhın üzerinden uzanıp küçük kutuyu kapıverdi. Satıcı kutuyu geri almaya çalışıyordu ama Dublin kutuyu bırakmıyordu. Bu mücadele sırasında şekerle dolu bir kavanozu ve bir vitamin panosunu yere devirdiler.

Eczacı arkadan, “Bırak gitsin, Eddie!” diye bağırdı. Telefona uzandı. “Bırak alsın!”

Eczacı telefonu tuşlarken satıcı itişmeyi kesti.

Dublin mühürlü karton kutuyla ilacın kapağını çılgın gibi kopartarak açtı ve tabletleri eline boşalttı. Bu arada bazıları yere döküldü. Tabletleri ağzına attı ve bir kere de hepsini yutmaya çalıştığı için öksürerek, duyduğu acıdan bitkin düşmüş bir vaziyette yere çöktü. Bileklerinin iç kısmını şakaklarına dayadı ve hıçkırarak ağlamaya başladı.

Kısa bir süre sonra bir devriye arabası dükkânın dışına park etti. Eczacı polislerin içeri gelmesi için eliyle işaret ediyordu. Yerde kıvrılmış yatan Mario Dublin’i işaret ederek bağırmaya başladı: “Çıkartın şu kokmuş serseriyi buradan! Dükkânıma ne yaptığına bir bakın! Onu saldırı ve hırsızlık suçuyla şikâyet edeceğim.”

Polisler coplarını çıkardılar. Ufak çaptaki hasarı ve etrafa dağılmış hapları not ederken bir alkol kokusu da

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: