SAS / Pagopago’da Ölüm / Gerard De Villiers

22 Eylül 2017

Pagopago'da ÖlümPagopago’da Ölüm

Pagopago’da Ölüm’den…

Kendisini tutan adamı ısırmaya çalışan sarı benekli siyah yılan, Stephan’ın parmakları arasında kıvrılıp duruyordu.

Stephan işaret ve başparmağıyla boğazından yakaladığı yılanı vücudundan uzakta tutmaya çalışarak kumsalda ilerliyordu. Sarışın, ince yüz hatları olan yakışıklı bir tipti.

Elindeki yılan kırk santim uzunluğunda son derece zehirli bir hayvandı. Denizyoluyla yarım saatlik mesafede bulunan Pins Adaları‘nda doktor yoktu ve en yakın klinik de Numea’da bulunuyordu. Telsizle bir taksi uçak çağrılsa bile, zehirlenen kişi oraya gidene kadar on kez ölürdü.

Oh! Şuna bakın!

Gezinin başından beri Stephan’a yiyecekmiş gibi bakan Amerikalı genç kız Susann, oturduğu yerden kalkıp koşmaya başladı.

Genç kızın sesine dönen diğer turistler de Stephan’a doğru ilerlediler.

Bu yılan zehirli mi? Diye sordu Susann.

Hem de nasıl! Soktu mu, kurtuluş yoktur.

Amerikalılardan biri yılanı filme almaya başladı. Gerçekten de bulundukları yerin vahşiliğini simgeleyen bir görüntüydü bu. Ne de olsa, Yeni Kaledonya dünyanın bir ucu sayılırdı. Buralara gelmek istiyorsanız, Los Angeles’ten ya da Avrupa’dan kalkan MTA’nın DC 8’lerine binip Numea’da inmeniz gerekir. Oradan da on yedi kişilik küçük Heron’lara atladınız mı, kendinizi seksen beş kilometre daha güneyde yer alan Pins Adaları‘nda buluverirsiniz. Uçak yeşillik bir araziye iner. Yarım saatlik bir karayolundan sonra otuz, kırk bungalovun serpiştirildiği dünyanın en güzel kumsalına varmış olursunuz.

Burası tam bir cennettir. Buraya gelen turistler üç günde zenci gibi kararırlar.

O sabah Stephan turistleri tekneye almış ve Pins Adaları‘nı oluşturan irili ufaklı adaları gezdirmeye çıkmıştı. Sonunda, bulundukları bu küçük kara parçasında mola vermişler, denize girmişlerdi.

Stephan çevresindekileri eğlendirmek için elindeki yılanı Susann’a doğru uzattı. Genç kız çığlık çığlığa geri kaçtı. Turistler çevrelerinde halka oluşturmuştu.

Bakın, şimdi yılanı kusturacağım, dedi Stephan.

Yılanı kuyruğundan yakaladı ve kement çevirir gibi başının üzerinde döndürmeye başladı. Sersemleyen hayvan ağzını açmış, rastlayacağı ilk kişiyi ısırmaya hazırlanmıştı.

Birden, ağzında bir şey belirdi. Gri renkte bir şeydi bu. Stephan bir süre daha yılanı çevirdi

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: