Gümüş Damarları – Buzyeli Vadisi Serisi 2 / R.A.Salvatore

23 Eylül 2017

Gümüş DamarlarıGümüş Damarları

Gümüş Damarları’ndan…

Gölge ejderhası, karanlık bir yerde, karanlık bir tahtın üzerine tünemiş oturuyordu. Pek büyük bir ejder değildi, ama beterin beteriydi. Varlığı sadece karanlıktan oluşuyordu; pençeleri binlerce cinayetle aşınmış kılıçlardı; ağzı daima kurbanlarının kanıyla sıcaktı; kara nefesi umutsuzluktu.

Dayanıklı pulları bir kuzgun postu gibiydi. Rengi o kadar zengin bir siyahtı ki ışıldıyordu. Duygusuz bir canavar için oldukça parlak ve aldatıcı güzellikte bir görünümdü. Buyruğu altındakiler ona Kasvetparıltısı adım takmıştı ve kendisine sonsuz hürmet ederlerdi.

Her ejderhanın yaptığı gibi, yüzyılların akışı içinde güç toplayan Kasvetparıltısı, kanatlarım sırtına katlamıştı ve hiç kıpırdamıyordu, tabii kendisine sunulan bir kurbanı yutmak ya da küstah bir yer altı sakinini cezalandırmak dışında. Bu yeri emniyete almak için üzerine düşeni yapmış, müttefikleriyle yüzleşmeyi bekleyen cüce ordusunun büyük kısmını bozguna uğratmıştı.

O gün ejderha ne kadar da iyi bir ziyafet çekmişti! Cücelerin postları sert ve kaslıydı, ama ustura gibi dişlerle dolu ağzı, böyle bir yemekle kolayca başa çıkmıştı.

Ve şimdi bütün işi ejderhanın köleleri yapıyor, ona yemek getiriyor ve her isteğiyle ilgileniyorlardı. Ejderhanın gücüne yine ihtiyaç duyacakları gün elbette gelecekti ve Kasvetparıltısı o zaman hazır olacaktı. Altında duran, yağma hazinelerden oluşmuş geniş yığın, ejderhanın gücünü ateşliyordu. Ve bu konuda Kasvetparıltısı’yla kendi türünden hiçbiri boy ölçüşemezdi. En zengin kralların dahi hayallerinin ötesinde bir hazineye sahipti.

Ve sadık bir kalabalık gruba hükmediyordu, karanlık ejderhasının gönüllü kölelerine.

Buzyeli Vadisi’ne adını veren ayaz rüzgar kulaklarına fısıldıyor, aralıksız iniltisi dört arkadaşın genelde neşeyle ettikleri muhabbeti imkansız kılıyordu. Çorak tundra boyunca batıya doğru gidiyorlardı ve her zaman olduğu gibi, doğudan gelen rüzgar arkalarından esiyor, sıkı tempolu yürüyüşlerini daha da hızlandırıyordu.

Yürüyüş tavırları ve kararlı adımları, yeni başladıkları arayışa duydukları hevesi yansıtıyordu. Ama maceracıların her birinin yüz ifadesi, yolculuğa farklı bir bakış açısına sahipti.

Cüce Bruenor Battlehammer, belinin üzerinde öne doğru göğsünü çıkartmıştı, tıknaz bacakları güçlü bir şekilde yere basıyordu ve sivri burnu, sallanan

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: