Babili Düşlemek / Richard Brautigan

25 Eylül 2017

Babili DüşlemekBabili Düşlemek

Babili Düşlemek’ten…

2 Ocak 1942 günü, hem iyi, hem de kötü haberler getirdi.

Önce, iyi haberler: yetersiz olduğumu ve II. Dünya Savaşı’na asker olarak katılamayacağımı öğrenmiştim. Kendimi asla vatan hainiymişim gibi hissetmedim, çünkü beş yıl önce İspanya’da kendi II. Dünya Savaşı’mda mücadele ettim. Bunun kanıtı olarak kıçımdaki bir çift kurşun deliğini gösterebilirim.

Kıçımdan niye vurulduğumu asla anlayamayacağım. Zaten bu, berbat bir savaş hikâyesiydi. Kıçınızdan vurulduğunuzu anlattığınızda, insanlar size bir kahraman olarak bakmaz. Sizi ciddiye almazlar ama bu, hiçbir şekilde benim problemim değildi. Amerika’nın geri kalanı için başlayan savaş, benim için bitmişti.

Şimdi de kötü haberler: Silahımda hiç kurşunum yoktu. Silahıma ihtiyaç duyduğum bir davayı daha yeni almıştım ama kurşunlarım tükenmişti. Daha sonra gün içinde ilk defa buluşacağım müşterim silahımla gelmemi istemişti; aklındaki şeyin boş bir silah olmadığını çok iyi biliyordum.

Ne yapacaktım?

Bir sentim bile yoktu ve San Francisco’daki kredim sıfırı tüketmişti. Kirası ayda sadece sekiz papel olduğu halde eylül ayında ofisimden ayrılmak zorunda kalmıştım ve artık işlerimi kirasını iki aydır ödeyemeden yaşadığım, Nob Hill’deki ucuz apartmanın giriş koridorundaki jetonlu telefondan hallediyordum. Ayda otuz papellik kirayı bile karşılayamıyordum.

Ev sahibem, benim için Japonlardan daha büyük bir tehtid oluşturuyordu. Herkes Japonların San Francisco’ya gelip tepelerden aşağı gidip gelen kablolu vagonları kullanmaya başlamalarını bekliyordu ama ben, inanın kıçımdaki ev sahibemden kurtulabilmek için Japonların bölgesine bile geçebilirdim.

Apartman merdivenlerinin tepesinde durup bana; “Kiram ne cehennemde, seni beleşçi herif!” diye bağırırdı. Her zaman, çimento biriketleri için düzenlenen güzellik yarışmasında birincilik ödülünü kazanabilecek olan bedenini kaplayan dağınık bir bornoz giyerdi.

“Bütün ülke savaşta ve sen kahrolası kiranı bile ödeyemiyorsun!” Yanında Pearl Harbor’un ninni gibi kalacağı bir sesi vardı.

“Yarın,” diye yalan söylerdim ona.

“Yarın, g.tüne girsin!” diye yeniden bağırırdı.

Yaklaşık olarak altmış yaşlarındaydı, beş kez evlenmiş ve beş kez de dul kalmıştı: şanslı orospu çocukları. Apartmana nasıl sahip olduğuna gelince. Kocalarından biri bırakmıştı. Merced’in dışında

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: