Yani Rüzgar Her Şeyi Alıp Götürmeyecek / Richard Brautigan

25 Eylül 2017

Yani Rüzgar Her Şeyi Alıp GötürmeyecekYani Rüzgar Her Şeyi Alıp Götürmeyecek

Yani Rüzgar Her Şeyi Alıp Götürmeyecek’den…

O öğleden sonra, toprağın birkaç kısa gün içinde başka bir mezar haline gelmek için beklediğini bilemezdim. Kurşunu havada yakalayıp 22lik tüfeğin namlusuna geri koyamamam, onun namludan aşağı kayıp yatağına yerleşmemesi, kovanına yeniden tutunup sanki hiç ateşlenmemiş ve hatta o silaha hiç doldurulmamış gibi olamaması çok kötü.

Keşke kurşun, diğer kırk dokuz kardeşi ile birlikte kutusunda olsaydı, güvenli bir şekilde silah dükkanındaki rafta duruyor olsaydı ve ben o yağmurlu Şubat öğle sonrası sadece dükkanın yanından geçmiş, içeriye hiç girmemiş olsaydım.

Keşke canım kurşun değil de hamburger istiyor olsaydı. Silah dükkanının hemen yanı başında bir lokanta vardı, Çok iyi hamburger yaparlardı ama aç değildim.

Hayatımın geri kalanı boyunca o hamburgeri düşünüyor olacağım. Orada, tezgahta oturmuş, gözyaşlarını yanaklarımdan aşağı akarken onu ellerimde tutuyor olacağım. Garson kız başka taraflara bakıyor olacak, çünkü hamburgerlerini yerken ağlayan çocukları görmekten hoşlanmıyor, ayrıca beni utandırmak da istemiyor.

Lokantadaki tek müşteri benim.

Buna ihtiyacı yok.

Onun kendi sorunları var.

Erkek arkadaşı geçen hafta Chicago’lu kızıl saçlı bir kız için onu terk etti. Bu yıl içinde ikindi defa başına geliyor bu. Buna inanamıyor. Bu sadece bir tesadüf olamaz. Chicago’da kaç tane kızıl saçlı kız var ki?

Bir bez alıyor ve tezgahın öbür ucundaki, aslında orada hiç bulunmayan dökülmüş bir şeyi silerek, hayali bir lekeyi temizliyor. Bu hikayeyi anlatmaya devam edeceğim:

 

Yani Rüzgar Her Şeyi Alıp Götürmeyecek

Toz… Amerikalı… Toz

 

Arkasına oha takımlarını yükledikleri eski bir kamyonetle, tekerlek izleriyle katılaşmış çamurdan ibaret yolda tıngır mıngır giderlerken, H. Dünya Savaşı’nın bitiminin ardından gelen ikinci yıldı. Kamyoneti göletin kıyısına çekip eşyalarım indirmeye 1947 yılının yaz akşamlarında her zaman saat yedi civarında başlarlardı.

İlk önce kanepeyi çıkardılar. Büyük ağır bir kanepeydi ama bu onlar için sorun değildi çünkü ikisi de iri cüsseliydi. Kadın aşağı yukarı adam kadar yapılıydı. Kanepeyi hemen göletin yanma, çimenlerin

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: