Antilop ve Flurya / Margaret Atwood

27 Eylül 2017

Antilop ve FluryaAntilop ve Flurya

Antilop ve Flurya’dan…

Kar Adamı şafaktan önce uyanıyor. Hareketsiz yatıyor, çeşitli engellere vuran dalgaların sesini dinliyor: Hışşş, hışşş, nabız gibi. Hâlâ uykuda olduğuna inanmayı öyle istiyor ki.

Doğu ufkunda sis var. Gül rengi, ölümcül bir parıltıyla aydınlanıyor. O rengin hâlâ zarif görünmesi ne tuhaf. Pembe ve soluk mavi lagünde, ışığa karşı kara siluetler halinde yük­selen kuleler gerçekdışı görünüyor. Orada yuva yapmış kuşla­rın çığlıkları ve paslı araba parçalarından, tuğlalardan ve çöplerden oluşma yapay kayalıklara vuran okyanus dalgaları­nın uzaktan gelen sesleri, tatil günü trafiğinin gürültüsünü andırıyor.

Kar Adamı alışkanlıktan saatine bakıyor. Paslanmaz çe­likten yapılma, parlak alüminyum kayışlı bir saat. Artık çalış­masa da hâlâ gıcır gıcır. Artık saatini yalnızca tılsım olarak kullanıyor, sahip olduğu tek tılsım. Saati ona boş bir yüz gös­teriyor o kadar: Sıfır saati. Saati bilememek dehşete kapılma­sına yol açıyor. Hiç kimse, hiçbir yerde saati bilmiyor.

“Sakin ol” diyor kendine. Birkaç derin soluk aldıktan sonra sinek ısırıklarını kaşıyor. En çok kaşınan yerlerin yal­nızca etrafını kaşımaya, kabuklarını yolmamaya özen gösteri­yor. Kanının zehirlenmesini istemiyor. Aşağı, etrafta vahşi hayvan olup olmadığına bakıyor. Ortalık dingin. Ne pul gö­rüyor ne kuyruk. Sol elini, sağ ayağını, sağ elini, sol ayağını kullanarak ağaçtan iniyor. Üstünü dal ve yapraklardan temiz­ledikten sonra, kirli çarşafını sırtına pelerin gibi örtüyor. Ge­celeyin taklit Red Sox beyzbol kepini bir dala asmıştı, kay­bolmasın diye. içine bakıyor. Bulduğu bir örümceği dışarı atı­yor. Sonra kepini giyiyor.

Sola doğru birkaç metre yürüyüp çalılara işiyor. Kaçışan çekirgelere “Dikkat!” diyor. Sonra ağacın diğer tarafına yürü­yor. Genelde tuvaletini yaptığı yerden epey uzak burası. Bir­kaç beton parçasıyla ağaçta açtığı deliği karıştırıyor. Deliğin ağzını genellikle dikenli telle örtüyor, sıçanlarla fareler gir­mesin diye. Zulasında plastik bir torbaya konmuş birkaç mangoyla bir kutu Sveltana Etsiz Sosis Kokteyli konservesi, yarım şişe (hayır, daha doğrusu üçte bir) değerli İskoç viskisi ve bir karavan kampından çalınmış çikolatalı bir gofret var. Gofret yaldızlı kâğıdının içinde yumuşamış,

indir

 

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: