Gelecekbilim Kongresi / Stanislaw Lem

29 Eylül 2017

Gelecekbilim KongresiGelecekbilim Kongresi

Gelecekbilim Kongresi’nden…

Sekizinci Dünya Gelecekbilim Kongresi Kosta Rika’da yapıldı. Doğrusu Profesör Tarantoga beni herkesin kongreye katılmaını beklediğine ikna etmese, Nounas’a asla gitmezdim. Günümüzde yapılan uzay yolculuklarının yeryüzündeki sorunlardan kaçmanın bir yolu olduğunu -üstüne basa basa- söyledi. Yani insan, olabilecek en kötü şeylerin kendi yokluğunda gerçekleşip sona ermesi umuduyla gidiyordu yıldızlara. Şu bizim gezegen yanık bir patatesi andırıyor mu diye defalarca -özellikle de uzun bir seyahatten dönerken- lombardan dışarı endişeyle baktığımı inkar edemezdim. Tarantago’yla hiç tartışmaya girmeyip gelecekbilim konusunda uzman sayılamayacağımı belirtmekle yetindim. Bunun üzerine Tarantoga, otomobil motorundan hemen hiç kimsenin pek bir şey anlamadığı ama “Beyler şu motordan anlayan var mı?” çağrısına da kimsenin kayıtsız kalmadığı cevabını verdi.

Gelecekbilim Derneği’nin yöneticilerinin bu yılki toplantı mekanı olarak seçtikleri Kosta Rika’da sadece nüfus patlamasını denetim altında tutmanın yöntemleri ele alınacaktı.

Kosta Rika hali hazırda dünyanın en yüksek demografik büyüme oranına sahip. Güya başlı başına bu gerçek yapacağımız tartışmalardan işe yarar birtakım sonuçlara varmamızı sağlayacaktı. Gerçi bütün gelecekbilimcileri ve onların iki katı sayıdaki gazetecileri barındırmaya müsait yegane otelin Nounas’taki yeni Hilton olmasına işaret eden ve toplantıya kuşkuyla bakanlar da vardı. Otel konferans esnasında tümüyle yıkıldığına göre, birinci sınıf olduğunu söylemenin reklama girmeyeceğini düşünüyorum. Müzmin bir sefa düşkününün sarfettiği bu sözler özel bir anlam taşıyor; zira beni, rahat yuvaını terk edip uzayın meşakkatli yollarına düşüren şey sadece görev bilinciydi.

Kosta Rika Hilton, dört katlı düz bir zemin üzerinde yükselen yüzaltı katlı bir oteldi. Zeminin terasında tenis kortları, yüzme havuzları, solaryumlar, koşu pistleri, (aynı zamanda rulet çarkı görevini gören) atlıkarıncalar, yirmidört saat önceden sipariş verilmesi durumunda insanın canının çektiği herhangi bir kimseye -bu kimsenin temsili resmine-ateş edebileceği atış galerileri ve seyircilerin kendilerini kaybetmeleri ihtimaline karşı gözyaşı bombasıyla donatılmış amfitiyatrolar vardı. Yüzüncü katta bir oda verdiler bana. Buradan görebildiğim tek şey, şehrin üzerine çökmüş mavimtırak kahverengi hava kirliliği bulutunun tepesiydi. Oteldeki kimi eşyalar beni

indir

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: