Yenilmez / Stanislaw Lem

1 Ekim 2017

YenilmezYenilmez

Yenilmez’den…

“Yenilmez”, ağır sınıftan bir uzay kruvazörü, Lir takımyıldızındaki filo üssünün emrindeki en büyük gemiydi ve yıldız takımının dış çeyreğinde, foton itkisiyle yol almaktaydı. Seksen üç kişilik mürettebatı, merkez güvertenin tünel hibernatöründe uyuyordu. Uçuş mesafesi görece kısa olduğundan tam hibernasyona1 gerek görülmemiş, beden sıcaklığının on derecenin altına düşmediği derin uykuya başvurulmuştu sadece. Kumanda merkezinde yalnız otomatlar çalışıyordu. Yönelim aygıtının koordinat çizgileri, sıradan bir kırmızı cüce yıldızdan daha sıcak olmayan bir güneşin yuvarlağını ortalıyordu. Güneş yarım ekran genişliğini doldurmaya başladığında, motorlardaki anhilasyon2 kesildi. Bir süre tüm uzay gemisi ölü sessizliği içindeydi. Klima cihazları ve bilgisayarlar sessizce çalışıyordu. O zamana kadar geminin kıçından yayılmakta olan ve uzay gemisini karanlık bir örtünün içinde gizli, sonsuz uzunluktaki bir kürek gibi ileriye itmiş olan foton ışınının yarattığı hafif titreşim sona ermişti. “Yenilmez” neredeyse hâlâ ışık hızında, atıl, sağır ve her türlü görünür hayat belirtisinden yoksun, ilerlemeye devam ediyordu.

Merkez ekranda görünen güneşin ırak, kızılımsı ışığının üzerinde yansımalar yaptığı kumanda panolarında, ışıklar adeta birbirlerine göz kırpıyordu. Manyetik bantlar dönmeye başladı, program şeritleri birtakım aygıtların veri girişi haznelerine doğru usulca aktı, devre anahtarları kıvılcımlar saçtı ve elektrik akımı kimsenin duymadığı bir vızıltı çıkararak kablolara doldu. Çoktan kuruyup kalmış gres yağı kalıntılarının direncini yenen elektrik motorları derin bir uğultuyla çalışmaya başlayıp tiz bir iniltiyle devam etti. Yardımcı reaktörlerden kaplamalı kadmiyum çubukları ileri çıktı, manyetik pompalar soğutma borularına sıvı sodyum bastı, kıç bölümüne bir titreme yayılırken duvar içlerinden gelen hafif bir zangırdama -sanki koca sürüler halindeki minik hayvancıklar kaynaşıp tırnaklarıyla madeni kazıyormuşçasına- onarım otomatlarının, iskelet kirişlerinin sağlamlığını, füze gövdesinin geçirmezliğini ve dikiş kaynaklarının direncini kontrol etmek üzere kilometrelerce sürecek yolculuklarına çıktığını belli etti. Tüm gemi, seslerle ve kıpırdanışlarla dolarak uyanıyordu – yalnız mürettebat hâlâ uykudaydı.

Nihayet son otomat da kendisine gelen kod şeridini yuttu ve hibematör merkezine sinyallerini gönderdi. Soğuk hava akımına uyandırma gazı karışmaya başladı. Yatak sıraları arasındaki

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: