13.Savaşçı / Michael Crichton

2 Ekim 2017

13.Savaşçı13.Savaşçı

13.Savaşçı’dan…

Bu kitap İbn el-Abbas, İbn-i Raşid, Muhammed İbn-i Süleyman’ın adamı İbn-i Hammad ve el-Muktedir’in Saka Kralı na gönderdiği elçi Ahmed İbn—i Fadlan’ın Türkler, Hazarlar, Sakalar*, Başkırtlar, Ruslar ve Vikinglerin topraklarında gördüklerini, krallarını, özgeçmişlerini, yaşamlarındaki pek çok olayda nasıl davrandıklarını anlatmaktadır.

Saka Kralı Yıltavar’ın mektubu imanlıların efendisi el-Muktedir’e ulaştı. Mektupta kendisine dinde yol gösterecek ve İslam’ın kurallarını öğretecek, ona bir cami ve ülkesindeki tüm insanları bu dine davet etmek için bir minber inşa edecek ve ayrıca istihkâm ve savunma konularında yardımcı olacak birini göndermesini istedi. Ayrıca halifeye bütün bunlar için dualar etti. Bu meselede aracı kişi Dadir el-Hurami idi.

İmanlıların efendisi el-Muktedir, herkesin de. bildiği gibi güçlü biri değildi. Sadece zevk içinde boğulmuş, yüzüne aptal görünüp arkasından dolaplar çeviren adamların sözleriyle hareket eden bir halifeydi. Ben ne bunlardan biriydim ne de halifenin gözdelerinden biri. Bunun nedeni de şuydu:

Barış Şehri’nde İbn-i Karin adında yaşlıca, zengin, ama cimri ve insan sevgisinden yoksun bir tüccar yaşardı. Sürekli biriktirdiği altınları ve kimsenin göremediği, fakat hayal edilemeyecek kadar güzel olduğu söylenen bir karısı vardı. Bir gün halife beni İbn-i Karin’e bir mesaj iletmem için gönderdi. Kendimi bu tüccarın evine takdim ettim ve elimdeki mektup ve mühür sayesinde içeri girebildim.

* Sakalar: İran İmparatortuğu’nun kuzey sınırlarına yerleşmiş ve İranlaşmış İskit halklarının Sanskritçe adı. (y.h.n.) Hâlâ o mektubun içeriğini bilmiyorum, ama bu o kadar önemli değil.

Tüccar evde değildi, bir iş için denize açılmıştı. Kapıdaki hizmetçiye onu dönene kadar beklemem gerektiğini, bunun halifenin emri olduğunu ve mesajı kendi ellerimle ona teslim etmemin zorunlu olduğunu söyledim. Sonunda hizmetçi beni kabul etti, ama bu uzun zaman aldı, çünkü her cimrinin evinde olduğu gibi, burada da evin kapısı birçok kilit, parmaklık ve zincirle doluydu. Neyse ki içeri kabul edilmiştim, ama beklemekten aç ve susuz kalmış ve bu pinti tüccarın hizmetçilerinden hiçbir ikram görmemiştim.

Öğle sıcağında, hizmetçiler uyuyup ev

indir

 

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: