Prag Mezarlığı / Umberto Eco

4 Ekim 2017

Prag MezarlığıPrag Mezarlığı

Prag Mezarlığı’ndan…

1897 Martı’nın o kurşuni sabahında riskleri ve tehlikeleri göze alarak –Ortaçağda üniversite merkezi olan veVicus Stramineus veya Fouarre Sokağı’nda bulunan Güzel Sanatlar Fakültesi’ne devam eden öğrencileri ağırlayan ama daha sonra Etienne Dolet gibi özgür düşünce havarilerinin idam edildiği– Maubert Meydanı’ndan ya da berduşların verdiği adla Maub’dan geçen biri kendini Paris’in Baron Hausmann’ın yerle yeksan etmesinden kurtarmış ender yerlerinden birinde; şehirle sınırı oluşturan çizgiden doğan ve pek yakındaki Sen Nehri’ne dökülmek için coşkuyla, hırıltıyla, kıvrıla kıvrıla akan Bièvre Nehri tarafından ikiye bölünmüş pis kokulu dar sokaklar yumağında bulurdu. Şimdilerde Saint-Germain Bulvarı’nın sıyırdığı Maubert Meydanı’ndan, Maître Albert, Saint-Séverin, Galande, Bûcherie, Saint Julien le Pauvre gibi daracık sokaklardan oluşan bir başka örümcek ağına girerse, ilk gece için bir frank, sonrakiler için kırk santim (çarşaf isteyenlerden yirmilik daha) isteyen genellikle açgözlülükleri efsane olmuş hancıların işlettiği pis hanların dizildiği Huchette Sokağı’na kadar uzanırdı.

Henüz Amboise Sokağı adını taşıyan ama sonradan Sauton Sokağı adını alacak olan yola girerse, yolun ortalarında, birahane görünümündeki genelev ile berbat şarap eşliğinde iki paralık (o zaman da ucuz sayılırdı ama pek uzak olmayan Sorbonne öğrencilerinin gücü buna yeterdi) yemekler veren bir meyhanenin arasında bir çıkmaz sokakla karşılaşırdı; o dönemde adı Maubert Çıkmazı olan sokağın adı 1865 yılından önce Amboise Çıkmazı idi ve daha da eski yıllarda burada bir tapis-franc (malum olduğu üzere bir sabıkalı tarafından işletilen, cezaevinden yeni çıkmış kürek mahkûmlarının doldurduğu, yeraltı dünyasının dilinde işretgâh diye bilinen sefil meyhaneler) bulunurdu; XVIII. yüzyılda ocaklarında damıttıkları ölümcül maddelerin yaydığı koku yüzünden boğularak ölen üç ünlü zehirleyicinin işliği burada olduğu için sokağın elim bir şöhreti vardı.

O daracık sokağın sonunda bir vitrin beliriyordu, kesinlikle dikkat çekmeyen ve soluk tabelasında Brocantage de Qualité yazan vitrin bir eskiciye aitti; camları örten kalın toz tabakasının matlaştırdığı vitrin, sergilenen ve içeride bulunan mallar hakkında pek az fikir veriyordu; zaten tahta çerçeveli vitrinin camları yirmişer

indir

2 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: