SAS / Seyşeller’de Yarış / Gerard De Villiers

4 Ekim 2017

Seyşeller'de YarışSeyşeller’de Yarış

Seyşeller’de Yarış’tan…

İleriye, şu tarafa bakın! Diye bağırdı Jan Stuck… Üzerinde kuşlar uçuştuğuna göre, iyi bir şey olmalı…

Oswald Barclay dudak büktü.

Alçaktan uçuştuklarına bakılırsa balık sürüşüdür, dedi. Yine de gidip bir göz atalım…

Oswald Barclay dümeni sola çevirdi ve sürat teknesi batıya yönelerek hızlandı. Bir mil önlerinde alçaktan uçuşan bu kuşlar o noktada bir balık sürüsünün bulunduğuna işaretti. Hint Okyanusu o gün çarşaf gibiydi. Aquabelle adlı sürat teknesinin bulunduğu yer ise, Seyşeller’in başkenti Mahe adası ile aynı takımadanın kuzeybatısında yer alan Silhouette adasının tam ortasındaydı. O gün, büyük balık avlamaya uygun nefis bir hava vardı.

Jan Stuck bulunduğu yerden arka güverteye inerek kıçtaki dişçi koltuğunu andıran koltuklardan birine oturup peşlerinden sürüklenen oltaları kontrol etti, sonra küçük mutfakta yemek hazırlayan karısı ile İngilizin karısına bağırdı:

Kılıçbalığı yakalarsam oltayı siz çekeceksiniz!

Kadınlar gülüştüler. Oltaya takılan kılıçbalığını çekmek için erkek gücü gerekirdi. Otuz kiloluk bir tonbalığı için bile bir saat uğraşmak gerektiği herkesçe bilinen bir gerçekti.

Mutfakta çalışmakta olan Juliana Stuck ile Jane Barclay az da olsa birbirlerine benzerlerdi: ikisi de sarışın, uzun boylu ve yaşamdan zevk alan tiplerdi. Hafta sonları oldu mu, bu iki çift ya balık avına çıkarlar, ya da otuz mil kuzeydeki Bird Island’da tatil yaparlardı.

Jan Stuck, 28 Haziran 1976’da kurulan yeni Seyşel Cumhuriyeti’ne telefon santralleri satmaya çalışan bir firma temsilcisiydi. Oswald Barclay ise, Anse aux Pins’deki malikânede oturup Kraliçe’nin çıkarlarını koruyan ve Fransızların girişimlerini izleyen bir görevliydi.

Her ikisinin de ortak yanları, hafta sonlarındaki bu balık avıydı.

Kuşların uçuştuğu bölgeye yaklaşıyorlardı.

Jan Stuck tembel tembel esnedi. Gerçekten çok güzel bir gündü. Güneydoğudan esen hafif rüzgâr aşırı sıcağı kırıyor, havayı soluk alınır bir hale sokuyordu.

Saat kaçta yemek istersiniz? diye sordu Hollandalı kadın.

Birazdan, dedi kocası. Yarım saat sonra filan.

Sabahtan beri ancak iki küçük tonbalığı tutabilmişti.

Zzzzzz…

Olta makarasının boşalmaya başlayarak naylon ipi salarken çıkardığı ses

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: