SAS / Zaire’de Korku / Gerard De Villiers

4 Ekim 2017

Zaire'de KorkuZaire’de Korku

Zaire’de Korku’dan…

İki zenci, ağır adımlarla Intercontinental Otelinın yüzme havuzunu kafeteryasından ayıran basamaklardan indiler ve durdular. Kara gözlüklerinin arkasına gizledikleri bakışlarını geniş şezlonglara uzanmış insanların üzerinde gezdirdiler. Akıllarından neler geçirdiklerini ancak Tanrı bilirdi. Kendilerini farkeden garsonlar belli belirsiz bir telaşla kıpırdanıp hareketlerini hızlandırdılar. Bu iki yabancının üzerlerinde sahra tipi Mao yakalı kahverengi birer ceket ve uygun pantolonları vardı. Bu giysi tipi, Mobutu zamanından Çin ile aralarında yaşanan sempati döneminden yadigâr kalmıştı ve genellikle göğüslerinin üzerinde önderlerinin fotoğraflarını taşıyan bir rozet bulundururlardı.

Kendilerini kasıp belli etmeseler de, geniş kara gözlükleri, kararlı tavırları ve sağlam yapılı duruşlarıyla CNDye* bağlı “Rejimin sadık kulları” oldukları hemen belli oluyordu.

Düşüncelerine karşıt kişilere son derece merhametsizdiler, işkenceci oldukları pek söylenemezdi, ama adam öldürme konusunda gözlerini kırpmazlardı. Arabayla çiğneyerek ya da sopayla döverek incelikten yoksun bir yöntemle düşmanlarını yok ederlerdi. Ama son derece gizli görevlerde kurbanlarını timsahlara attıkları da olurdu.

Kafeteryada öğle yemeğini yiyen Josse Braaskart gözleriyle iki zenciyi inceledi ve aniden midesi kasıldı. Çatalını bıraktı ve alnında oluşan terleri peçetesiyle kuruladı. On beş yıl önce Katangada “Lionel” komandosu olduğu günleri göz önüne alındığında, yüz on kiloya yaklaşan cüssesiyle ağlanacak ve acınacak bir durumdaydı.

Zencilerden biri başını yavaşça adamdan yana çevirdi. Karşısında oturan melez güzeli Lizanın dekolte elbisesi bir rahibi dininden saptırabilirdi. Josse henüz birkaç dakika önce, tenini okşadığı bu kadının kendisine sunulmuş dünyanın en güzel hediyesi olduğunu düşünmüştü.

Temkinli ve saygılı olmaya özen göstererek bakışlarını tekrar kadının iştah açıcı göğüslerine kaydırdı. Siyahi ordan uzaklaştı ve Josse önündeki soslu cossa cossaya(karides) çatalını batırıp ağzına yuvarladı.

Eğer rejim muhafızları kendisi için geldiyse, yapabilecek hiçbir şey yoktu. Sinirli bir şekilde masasına çarpan garsona döndü ve:

Sen, dedi. Biraz dikkatli olamaz mısın?

Özür dilerim sahip! diye cevapladı genç adam.

Zairede siyahlar, bağımsızlıktan onca yıl sonra bile beyazlan “Sahip” diye çağırmayı sürdürüyorlardı.

Ne düşünüyorsun?

Liza ojeli uzun tırnaklarını Josse

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: