Sıradan Delilik Öyküleri / Charles Bukowski

14 Ekim 2017

Sıradan Delilik ÖyküleriSıradan Delilik Öyküleri

Sıradan Delilik Öyküleri’nden…

Bir kızı vardi Duke’ün, Lala, dört yaşında. Duke’ün ilk çocuğuydu, bir gün onu bir şekilde öldürürler korkusu ile kaçınmıştı çocuk yapmaktan, ama şimdi deli oluyordu kız için, mest oluyordu. Duke’ün aklından geçen herşeyi biliyordu kız, özel bir hat vardı aralarında sanki.

Duke ile Lala süpermarketteydiler ve sürekli bir şeyler söylüyorlardı birbirlerine, herşeyden konuşuyorlardı, kız ona bildigi herşeyi söylüyordu; içgüdüsel olarak çok şey biliyordu, Duke ise fazla bir şey bilmiyordu ama bildiklerini ona söylüyordu ve işe yarıyordu, mutluydular birlikte.

“Bu ne?” diye sordu Lala.

“Bu bir hindistan cevizi.”

“İçinde ne var.”

“Süt ve kıtır şeyler.”

“Neden içinde?”

“Çünkü iyi hissediyor kendini orada, o sütlü ve kıtır şey kabuğun içinde iyi hissediyor kendini, kendi kendine, ‘ah, ne kadar iyi hissediyorum kendimi burada!’ diyor.”

“Neden iyi hissediyor kendini orada?”

“Herşey kendini iyi hisseder orada, ben hissederdim.”

“Hayir, hissetmezdin, arabanı süremezdin onun içinde… beni göremezdin, jambonlu yumurta yiyemezdin.”

“Jambonlu yumurta herşey degildir.”

“Nedir herşey?”

“Bilmiyorum, güneşin içi belki, donmuş bir kütle.”

“Güneşin içi…? Donmuş?”

“Tabii.”

“Donmuş olsa neye benzer ki güneşin içi?”

“Güneş ateşten bir top. Bilim adamlarının bana katılacaklarını sanmıyorum, ama bana sorarsan buna benzer.”

Duke bir avokado aldı.

“Hey!”

“Evet, avokado budur aslında: donmuş güneş, güneşi yer ve içimiz sıcacık dolaşırız.”

“O içtiğin biralarda da güneş var mı?”

“Var.”

“Benim içimde var mı?”

“Tanıdığım herkesten daha çok.”

“Bence senin de içinde kocaman bir güneş var!”

“Teşekkür ederim, aşkım.”

Markette dolanıp alişverişi tamamladılar. Duke hiçbir şey seçmedi. Lala canı ne çekerse koymuştu sepete, bir kısmını yiyemezdin: balonlar, kalemler, oyuncak bir tabanca, havaya atınca arkasından paraşütü açılan bir astronot, nasıl astronotsa!

Lala kasiyer kızdan hoşlanmadi, suratını astı zavallı kıza: kepçelenmiş, bomboş bir yüz -bir korku gösterisiydi ve bunun farkinda bile değildi.

“Merhaba, tatlı şey!” dedi kasiyer. Lala cevap vermedi. Duke cevap vermesi için zorlamadı kızını, ödemeyi yapıp arabaya

indir

 

 

 

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: