Işık Bahçeleri / Amin Maalouf

27 Ekim 2017

Işık BahçeleriIşık Bahçeleri

Işık Bahçeleri’nden…

Birden, üzüntüsüne ara veren bir şey oldu. Felaketin meydana geldiği yere diz çöktü ve mermer döşemelerden ikisinin arasına sıkışmış bir bastonun ucunu çıkarttı. İnceledi. Hiç kuşku yok, üst kısmı kesilmişti. Pattig, Sittay’ın avluda dolaştığını görünce “kahrolası Palmyra’lı” diye söylendi. Adam, bir yaban otu parçasını söküp çekercesine, ani bir hareketle bastonunu büktü, koparttı ve toprağa sapladı. Pattig doğruldu, gözleriyle beyaz giysili adamı aradı. Boşuna. “Kahrolası Palmyra’lı!” diye homurdandı. “Katil var!”, “tanrı katili” diye bağırmaya kalkıştı ama rahipler, gereksiz bir özenle, heykelin kırılan parçalarını taşımaya başlamışlardı. Omuz kısmına yamanmış bir kol, kulağın bir parçasına yapışmış bir tutam sakal… Pattig’in öfkesi, yazgısına boyun eğer bir hüzüne dönüştü. Böyle bir görüntüye yol açtığı için neredeyse Nabu’ya kızdı. Sonra, sabaha kadar Tapınak’ta dolaşmak niyetiyle oradan uzaklaştı.

Kendiliğinden beyzi havuz yoluna yöneldi. Buğulu gözleriyle lanet olası adamın durduğu yere baktı. Oradaydı, Sittay. Aynı yerde, aynı duruşu ile. Baştan aşağı bembeyaz. Eliyle, garip biçimde kısalmış sopasının topuzunu okşuyordu.

Pattig gelip, önüne dikildi. Gömleğinden yakalayıp adamı sarstı.

— Kahrolası Palmyra’lı! dedi. Bunu neden yaptın?

Adam ne şaşkınlık ne de endişe gösterdi, kurtulmaya da çalışmadı. Konuşması sakin ve emindi.

— Eğer rahiplerin yürüyüşüne hükmeden gerçekten Nabu ise, onları düşüren de odur. Orada bastonumu kırdığımı bilmiyor muydu?

— Tanrı Nabu ile alıp veremediğin ne? Seni cezalandırdı mı? Hasta oğlunu kurtarmayı ret mi etti?

— O oymalı kalasa mı kızacakmışım? O ne üzebilir, ne cezalandırabilir. Kendisi için bir şey yapamayan Nabu, senin ve benim için ne yapabilir?

— Şimdi de günaha giriyorsun. Sen kutsallığa saygı göstermez misin?

— Benim tapındığım, yere düşmez, bir yerini kırmaz, ne bastonumdan ne de alaylarımdan korkar.

— Adı ne?

— Varlıklara ve eşyalara ad veren O’dur.

— Heykeli onun için mi kırdın?

— Hayır, senin için Ekbatana’lı. Sen ki gerçeği arıyorsun, onu hâlâ Nabu’nun ağzından mı duyacağını sanıyorsun?

Pattig karşı koymadı, dalgın, havuzun kenarına oturdu. Şimdiden yenilmişti. Sittay yanına gitti ve avucunu

indir

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: