Bir Avuç Kum / Wilbur Smith

15 Kasım 2017

Bir Avuç KumBir Avuç Kum

Bir Avuç Kum’dan…

Jake Barton’a göre bütün makineler dişiydi; onlarda kadınlara özgü çekicilik, zekâ ve şirretlik vardı. Bu yüzden mango ağaçlarının altında duran araçları görür görmez, bunlar Demir Lady’ler, diye düşündü. Majesteleri hükümetinin satışa çıkardığı eski, hurda araç gereçlerden uzakta duruyordu onlar. Aylardan mayıstı ve sözüm ona serince sayılacak bir mevsimdeydiler, ama gökyüzünün bulutsuz olduğu o sabah, Dar es Salaam bir fırından farksızdı. Jake, Lady’leri incelemek için mangoların gölgesine girince derin bir oh çekti.

Çevresi kapalı avluya bir göz attığında, kendisinden başka kimsenin bu beş araçla ilgilenmediğini fark etti. Oradakiler daha çok kırılmış kürekler, kazmalar, sıra sıra duran eski el arabaları ve o tür şeylerle ilgileniyorlardı.

Genç adam yine Lady’lere dönerek tropiklere uygun ince köstebek derisi ceketini çıkarıp bir mango ağacının dalına astı. Lady’ler durumları bozulmuş soylulardı. Sert ama biçimli hatları aşınmış, solmuş boyalar ve yer yer beliren paslar yüzünden bozulmuştu. Yaşlanmış eklemlerinden sızan benzin ve makine yağı, tozlarla karışıp siyah çizgiler, topaklar oluşturmuştu.

Jake onların soyunu ve tarihini biliyordu. Gereçlerinin durduğu çantaya uzanırken geçmişlerini düşündü. Ustalığın bu beş olağanüstü örneği, Tanganika sahilinde çürüyordu. Şasilerini Schreiner yapmıştı. Maksim makineli tüfeğinin yerleştirildiği küçük, dik kubbe şimdi boş bir göz çukurundan farksızdı. Araç kurşun geçirmeyen kalın plakalarla kaplanmıştı. Ayrıca düşman ateşinden korunmak amacıyla radyatörün üstü çelik kepenklerle örtülüydü. Ortaları maden kaplı olan tekerlekler yekpare lastikti. Jake motorları söküp alacağı ve aşınmış ama bunca yıl cesaretle dayanmış olan karoseri atacağı için üzüntü duydu. Gençliklerinde zeki Alman komutanı Von Lettow Vorbeck’i Doğu Afrika’nın geniş düzlükleri ve sarp tepelerinde kovalamış olan Demir Lady’ler, böyle bir laubaliliği hak etmemişlerdi. Issız topraklardaki dikenler, zırhlı beş aracın boyalarını çizmiş, zırhların üstünden seken kurşunlar da küçük çukurlar açmıştı.

Alay sancaklarını dalgalandırıp arkalarında toz bulutları bırakarak savaşa giren, makinelileriyle etrafı tarayarak Alman askerlerinin dehşete kapılıp önlerinde çil yavrusu gibi dağılmasını sağlayan zırhlı araçlar, o dönemde en parlak

indir

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: