Şahin / Wilbur Smith

15 Kasım 2017

ŞahinŞahin

Şahin’den…

Afrika, şafaktaki güneşin ışığında, altın sarısı renkte, pusuya yatmış bir aslan gibi ufukta, alçak, sinmiş, belirdi. Robyn Ballantyne küpeşteye dayanmış, seyrediyordu. Daha şafak sökmeden bir saat öncesinden beri buradaydı, karanın gözükmesini sabırsızlıkla bekliyordu. Kaptan Mungo St. John’u da kamarasından dışarıya uğratan, direkteki gözcünün değil, onun çığlığı olmuştu zaten. Bir anda güverte, doluverdi, her kafadan bir ses çıkıyor, herkes bir şeyler söylüyordu. Mungo St. John, birkaç saniye, karayı gözden geçirdi, sonra döndü, geminin dört bir yanında çın çın öten sesiyle komut vermeye başladı. Tıpkı bir gökgürültüsü gibi.

İki haftadır şiddetli rüzgârlar ve bulutlu bir gökyüzü, onlara güneş yüzü de, ay yüzü de göstermemiş, bu yüzden mevki tayini yapamamışlardı. Tahmine göre geminin karadan yüz mil kadar açıkta, şu tehlikeli kıyılardan iyice uzaklarda olması gerekiyordu.

Kaptan uykudan yeni kalkmıştı, karmakarışık saçları rüzgârda uçuşuyordu. Güneş yanığı teni altın benekli, sarıgözleri, pek yaraşıyordu. Bu kargaşa ve telâş içerisinde bile Robyn, bir kez daha, şu adamın yüreğini altüst eden, onu hem iten, hem de karşı konulmaz bir güçle kendine çeken varlığını hissetti.

Kaptanın beyaz keten gömleği pantolonunun beline rasgele sokuşturulmuştu. Düğmeleri açık. Göğsü, yağlanmış gibi parlıyordu. Genç kız birden, yolculuğun daha başlangıcındaki o sabahı anımsayıverdi. Yüzü kızardı. 35’inci kuzey enleminin hemen altında, Atlas Okyanusunun mavi sularına henüz girmişlerdi. O sabah güvertede geminin tulumbasının çalıştığını duyunca kamarasında, günlüğünü yazmakta olduğu uydurma masasının başından kalkmış, omuzlarına bir şal attığı gibi, pırıl pırıl güneşe, yukarıya çıkmış, güverteye adımını atar atmaz da olduğu yerde donup kalmıştı.

İki gemici tulumbayı var güçleriyle çalıştırırken Mungo St. John da çırılçıplak, oluk oluk akan deniz suyunun altında dikilmiş, yüzünü, kollarını suya kaldırmıştı. Genç kız gözlerini bir türlü ondan ayıramıyordu, iki gemici başlarını çevirmiş, onu görünce de arsız arsız sırıtmışlardı.

Elbette çıplak erkek vücudunu ilk görüşü değildi bu, anatomi masasına yatırılmış, karnı yarılıp iç organları dışarı uğratılmış cesetlere de, hastane yatağında inleyerek kendini
indir

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: