Muson Yağmurları / Wilbur Smith

16 Kasım 2017

Muson YağmurlarıMuson Yağmurları

Muson Yağmurları’ndan…

Üç erkek çocuk küçük kilisenin gerisindeki dere yatağından yukarı doğru geldikleri için büyük evle ahırlardan görülemiyorlardı. Oğlanların büyüğü olan Tom her zamanki gibi önde, en küçük erkek kardeşi ise hemen arkasındaydı. Tom derenin köyün yukarsında ilk kıvrımını yaptığı yerde duraklayınca küçük kardeş yine tartışmaya başladı.”Niçin hep ben kedi olmak zorundayım. Niçin ben de eğlenceye katılamıyorum, Tom?”

Tom komutanlara yakışır bir otoriteyle, “Sen en küçüğümüz olduğun için,” dedi. Bir yandan da vadinin aşağısındaki küçük köyü gözlüyordu. Demirhaneden dumanlar yükseliyor, dul Bayan Evans’ın kulübesinin arkasındaysa çamaşırlar doğudan esen rüzgarda dalgalanıyordu. Ortalıkta bir tek insan yoktu. Hasat zamanı olduğu için günün bu saatinde babasının adamlarının çoğu tarlalarda çalışıyordu, erkeklerin yanında çalışmayan kadınlarsa büyük evde görevlerinin başındaydı.

Tom olacakların beklentisiyle sırıttı. “Kimse bizi fark etmedi.” Kimse babalarına haber uçuramayacaktı .

“Bu haksızlık.” Dorian kolay vazgeçecek gibi değildi. Alnına dökülen bakır sarısı bukleleri ona öfkeli bir ikon görünümü veriyordu. “Hiçbir şey yapmama izin vermiyorsun,” diye sızlandı.

Tom hızla ona doğru döndü. “Geçen hafta şahini uçurman için sana Kim izin verdi? Dün tüfeğini ateşlemene kim izin verdi?”

“Sen.”

“Yelkenlinin dümenini sana kim verdi?”

“Evet, ama…”

“Aması maması yok.” Tom kaşlarını çatmıştı. “Bu takımın kaptanı kim?”

“Sensin, Tom.” Ağabeyinin yeşil bakışlarına karşı koyamayan Dorian başını eğdi. “Ama yine de…” demekten de kendini alamadı.

“İstersen, Tom’la birlikte benim yerime sen gidebilirsin.” Guy ilk kez konuşuyordu. “Kedi ben olacağım.” Tom küçük ikizine dönüp bakarken Dorian, “Sahi mi, Guy?” diyerek atıldı. Gülümsediği zaman bulutların arasından sıyrılan bir güneş gibi bütün güzelliği gözler önüne seriliyordu.

Tom, “Hayır olmaz!” diye kardeşinin sözünü kesti. “Dorry daha bir bebek.Bizimle gelemez. Damın üstünde kedi gibi bekleyecek.”

Donan , “Ben bebek değilim,” diye öfkeyle itiraz etti. “Artık on bir yaşındayım.”

“Tom, “Bebek değilsen bize kıllarını göster,” diye çocuğa meydan okudu.

Kendi kılları çıktığından beri bunlar, Tom için erişkinliğin bir ölçüsü olmuştu.

Dorian onu duymazdan

indir

 

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: