Abşalom Abşalom / William Faulkner

10 Aralık 2017

Abşalom AbşalomAbşalom Abşalom

Abşalom Abşalom’dan…

Evet. Ellen’ın gördüğü buydu; kocası ve çocuklarının babası çıplak, nefes nefese ve beline kadar kan revan içinde öylece duruyordu ve henüz düştüğü belli olan zenci de ayaklarının dibinde kanlar içinde yatıyordu, tek farkı kanın zencinin üzerinde yağ ya da ter gibi durmasıydı – Ellen başı açık evden aşağı doğru koşarken o sesi, o çığlığı duymuştu, daha karanlıkta koşarken, daha seyirciler onun geldiğini anlamadan o sesi duymuştu, hatta seyircilerden biri ‘At’ sonra ‘Kadın’ sonra ‘Tanrım, çocukmuş!’ demeden duymuştu -içeri koşmuştu ve seyirciler kenara çekilip Henry’nin onu tutan zencilerin arasından haykırarak ve kusarak fırlayışını görmesine imkân vermişti- hiç durmadan, Henry’yi yerden kaldırmak için ahırın pisliğine eğilirken ondan kaçan yüzlere bakmadan, hatta Henry’ye bile bakmadan ona bakmıştı; sakalının arasından bile dişleri görünüyordu, başka bir zenci de bir havluyla üzerindeki kanları siliyordu. ‘Herhalde kusurumuza bakmazsınız, beyler/ dedi Ellen. Ama zencisi beyazı çoktan gitmeye başlamışlardı, içeri nasıl hırsızlama süzülmüşlerse aynı şekilde dışarı çıkıyorlardı, Ellen onları şimdi de izlemiyordu, Henry ona sarılmış ağlarken pisliğin içinde diz çökmüş duruyordu; üçüncü bir zencinin köşeye kıstırdığı bir yılana sopasını uzatır gibi gömleğini ya da ceketini uzattığı Sutpen ise hiç kımıldamıyordu. ‘Judith nerede, Thomas?’ dedi Ellen.

‘Judith mi?’ dedi. Yalan söylemiyordu; kendi zaferi onu geride bırakmıştı; şeytanlığını umduğundan da daha iyi inşa etmişti. ‘Judith mi? Yatağında değil mi?’

‘Bana yalan söyleme Thomas,’ dedi Ellen. ‘Henry’yi bunu görmesi için buraya getirmeni, bunu görmesini istemeni anlayabilirim; anlamaya çalışırım; evet anlamaya çalışmak için gayret gösteririm. Ama Judith’i değil, Thomas. Benim bebek kızımı değil, Thomas.’

‘Senden anlamanı beklemiyorum,’ dedi. ‘Çünkü kadınsın. Ama Judith’i buraya getirmedim. Onu buraya getirmem. Buna inanmanı beklemiyorum. Ama yemin ediyorum.’

‘Keşke sana inanabilseydim,’ dedi Ellen. ‘Sana inanmak istiyorum.’ Sonra seslendi. ‘Judith!’ diye bağırdı sakin tatlı ve ümitsizlik dolu bir sesle: ‘Judith tatlım! Yatma zamanı.’

“Ama ben orada değildim. Bu sefer o iki Sutpen yüzünü göremedim -birisi Judith’in,

indir

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: