Mezarlık Kitabı / Neil Gaiman

19 Haziran 2018

Mezarlık Kitabı Mezarlık Kitabı

Mezarlık Kitabı’ndan…

Bod, “Ya cadı?” diye sordu.

“Evet. Kesinlikle” dedi Silas. “İntihar edenler, suçlular ve de cadılar. Günah çıkarmadan ölenler.” Alacakaranlıkta, gece yarısı kadar kara bir gölge gibi ayağa kalktı. “Çok konuştuk ” dedi, “ve ben henüz kahvaltımı yapmadım. Sen de derslerine geç kalacaksın.” Mezarlığın alacakaranlığında, sertçe içe çekilen nefes gibi bir ses duyuldu, kadife karanlık çırpındı ve Silas yok oldu.

Bod, Bay Peworth’un anıtmezarına vardığında ay doğmaya başlamışu; Thomes Peworth (en sanlı dirilisin katiyetinde, burada yatıyor) onu bekliyordu ve hiç iyi bir ruh hali içinde değildi.

“Geç kaldınız,” dedi.

“özür dilerim Bay Peworth.”

Peworth cıkladı. Önceki hafta Bay Peworth Bod’a Elementler ve Vücut Sıvtlan’tm1 öğretiyordu, ama Bod neyin ne olduğunu unutup durmuştu. Bir sınav olmasını bekliyordu, ama Bay Pcworth bunun yerine, “Birkaç günü pratik konulara ayırmanın zamanı geldi. Ne de olsa, zaman geçiyor” dedi.

“Öyle mi?” diye sordu Bod.

“Korkarım ki öyle genç Owens Efendi. Şimdi, Görünmezlik’te durumunuz nedir?”

Bod bu sorunun sorulmayacağını ummuştu.

“Fena değil,” dedi. “Yani. Anlarsınız.”

“Hayır, Owens Efendi. Anlamıyorum. Neden bana göstermiyorsunuz?”

Bod’un yüreği daraldı. Derin bir nefes aldı ve, elinden gelenin en iyisini yaparak, gözlerini yumup görünmez olmaya çalıştı.

Bay Peworth etkilenmemiştir.

“Pöh. Alakası yok. Hem de hiç alakası yok. Süzülme ve Görünmezlik, delikanlı, ölülerin tarzıdır. Gölgelerde süzülün. İnsanların bilincinden kaybolun. Tekrar deneyin.”

Bod daha fazla çabaladı.

“Yüzünüzdeki burun kadar belirginsiniz,” dedi Bay 2 Peworth. “Ki burnunuz da dikkat çekici şekilde belirgin. Tıpkı yüzünüzün geriye kalanı gibi. Tıpkı sizin gibi. Kutsal olan her şeyin hatınna, aklınızı boşaltın. Şimdi. Siz boş bir geçitsiniz. Boş bir kapı aralığısınız. Hiçbir şeysiniz. Gözler sizi göremeyecek. Akıllar sizi tutamayacak. Sizin bulunduğunuz yer hiçbir şey ve hiç kimseden ibaret.”

Bod yeniden denedi. Gözlerini kapayıp anıtmezarın duvarındaki lekeli taş kabartmaların arasına karıştığını, gecenin içinde yalnızca bir karaltı haline geldiğini hayal etti. Hapşırdı.

“Kötü,” dedi Bay Peworth içini çekerek. “Çok kötü. Sanırım

indir

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: