Yıldız Tozu / Neil Gaiman

20 Haziran 2018

Yıldız TozuYıldız Tozu

Yıldız Tozu’ndan…

Stormhold İlk Çağ’ın sonunda ve ikincinin başlarında hüküm süren ilk lordu tarafından Huon Dağı’nın zirvesinden oyulmuştu. Art arda gelen Stormhold Efendileri tarafından genişletilmiş, geliştirilmiş, kazılmış ve bağrında tüneller açılmıştı, ta ki bu noktada dağın başlangıçtaki zirvesi gökyüzünü kocaman, gri renkli, granitten dört bir canavarın çok süslü bir şekilde oyulmuş uzun, sivri dişleri gibi tırmıklayana değin. Stormhold’un kendisi de gökyüzünde yükseklere, yıldırım bulutlarının havanın daha aşağılarına inerek alttaki bölgeye yağmur ve yıldırım ve yıkım saçmadan önce toplandıkları yere tünemişti.

Stormhold’un seksen birinci lordu, sarayının en yüksek zirveden çürük bir dişin içindeki bir çukur gibi oyulmuş olan kendine ait odasında ölmeye yatmıştı. Bildiğimiz toprakların ötesindeki ülkelerde ölüme yine de rastlanıyor.

Çocuklarını yatağının yanına çağırdı ve onlar, -yaşayanlar ve ölmüş olanları geldiler- soğuk granit koridorlarda titrediler. Yatağının etrafında toplandılar ve yaşayanlar sağında, ölüler solunda olmak üzere, saygıyla beklediler.

Oğullarından dördü, Secundus, Quintus, Quartus ve Sextus ölüydüler ve kıpırdamadan, gri vücutlar olarak, cisimsiz ve sessizce ayakta duruyorlardı.

Üç oğlu hayatta kalmıştı; Primus, Tertius ve Septimus. Kaskatı, rahatsızca dikiliyorlardı; ikide bir ayak değiştirerek, yanaklarını ve burunlarını kaşıyarak, ölü kardeşlerinin sessiz huzurundan utanmış gibi. Bakışlarını odanın diğer tarafında, ölü kardeşlerinin üzerinde gezdirmiyor, -becerebildikleri en iyi şekilde- pencerelerin, aralarından soğuk rüzgârın üflediği devasa birer granit delik oldukları o soğuk odada, kendileri ve babalarından başka hiç kimse yokmuş gibi davranıyorlardı. Ve bunun ölü kardeşlerini görememelerinden mi, yoksa onları öldürmüş olduklarından (kelle başına bir kişi, Septimus dışında, ki o, hem Quintus’u hem de Sextus’u, ilkini bir tabak baharatlı yılan balığı ile zehirleyerek ve Sextus’u da, randıman ve etki uğruna hileyi reddettiğinden basitçe, bir gece hayli aşağılardaki bir yıldırım fırtınasını hayran hayran seyrederlerken bir uçurumdan iterek öldürmüştü) mütevellit suçluluk duygusundan mı, yoksa yaptıklarının açığa çıkmasından veya hayaletten korkarak onları görmezden gelmeyi tercih etmeleri yüzünden miydi, babaları bunu kesin olarak bilmiyordu.

Seksen birinci lord içten içe, ölümindir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: