Yolun Sonundaki Okyanus / Neil Gaiman

21 Haziran 2018

Yolun Sonundaki OkyanusYolun Sonundaki Okyanus

Yolun Sonundaki Okyanus’tan…

Siyah takım elbisemi ve beyaz gömleğimi giydim; siyah kravat ve siyah ayakkabılar, hepsi cilalı ve parlak: Asla rahat edemediğim kıyafetler. Normalde yetişkin numarası yapan bir çocuk olduğum veya çalıntı bir üniforma giydiğim hissini bir türlü atamam üzerimden. Şimdiyse beni rahatlattıklarını söyleyebilirdim. Beni bekleyen zor güne uygun kıyafetler giyiyordum.

Sabah görevlerimi yerine getirmiş, söylemem beklenen sözleri söylemiştim. Üstelik o sözleri öyle bir içtenlikle söylemiştim ki… Cenaze sona erdiğinde, yıllardır görmediğim insanlarla buluşup yeniden tokalaşmaya ve kaliteli porselenlerden gereksiz miktarda çay içmeye başlamadan önce, birkaç saat arabama atlayıp sokaklarda kafama estiği gibi dolaşma hakkını buldum kendimde. Aklımda belli bir hedef yoktu, öylesine vakit öldürüyordum. Sussex’in güç belâ hatırladığım virajlı yollarında bir süre direksiyon salladıktan sonra, yeniden şehir merkezine giden yola çıktığımı fark eder etmez rastgele seçtiğim başka bir yola sapıp direksiyonu önce sola, sonra sağa kırdım. Nereye gittiğimi, baştan beri nerenin yolunu tuttuğumu ancak o zaman anladım ve kendi budalalığıma kızdım elimde olmadan.

Yıllardır var olmayan bir eve doğru sürüyordum arabayı.

Gerçeği fark ettiğimde, bir zamanlar arpa tarlası olan arsanın yanı sıra uzanan tali yolun yerine inşa edilmiş geniş caddede giderken, geri dönmeyi, yolumu değiştirip geçmişi kurcalamadan bırakmayı düşündüm. Ancak merak ediyordum.

Eski evim, beş yaşından on iki yaşına kadar, tam yedi yıl boyunca yaşadığım ev yıkılmış, sonsuza dek yok olmuştu. Ailemin bahçenin dibine, açelyalar ile peri çemberi dediğimiz yeşil çemberin arasına inşa ettiği yeni ev ise otuz yıl önce satılmıştı.

Yeni evi gördüğümde arabayı yavaşlattım. Zihnimde her zaman yeni ev olarak kalacaktı. Arabayı evin önüne yanaştırırken, evin yetmişli yıllara özgü mimari özelliklerini inceledim. Tuğlaların çikolata rengi olduğunu unutmuşum. Evin yeni sakinleri, annemin küçük balkonunu kapatıp oturma odasını genişletmişlerdi. Evi seyrederken ergenlik dönemimle ilgili ne kadar az şey hatırladığımı fark ettim; ne iyiydi ne kötü. Yeniyetmenin teki olarak o evde yaşamıştım yıllarca ama anlaşılan o yılların

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: